d e r g i b i   1 0   y a ş ı n d a  

  Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Üye olun! 
Dergibi.com - ISSN 1303-6211    
• YAZARLAR  

Bugün:

DERGİBİ YAZARLARI
Yazıyorum, öyleyse varım!
Melih Bayram Dede
Karanlık Oda
Ferhat Ünlü
Sevgilim Hayat
Fadime Özkan
Mutsuzluk Oyunları
Ömer Sercan
Bilir Kişi
Hüseyin Akın
Mürekkep Lekesi
Suavi Kemal Yazgıç
Yazgı
Özlem Albayrak
Beriki Taraf
Orhan Karagöl
Söz Misali
Ali Ömer Akbulut
Mavi Kalem
Mehmet Aycı
Seyr-ü Sefer
Sefer Kayaoğlu
Vesselâm
Kâmil Doruk
Cem Vefa

KİTAPLIK
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
Hiç, Carmen Laforet
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
Çağdaş Yorumbilim Kuramları, Prof. Dr. Osman Bilen
Daha fazla kitap için tıklayın!


Ayrıntılar için
hemen tıklayın!


MÜREKKEP LEKESİ

SUAVİ KEMAL YAZGIÇ
suaviy@
yahoo.com
Aşkın Hâlleri

Hüseyin Su’nun 1999’da ilk baskısı yayınlanan kitabı “Aşkın Hâlleri” ikinci baskısıyla tekrar okuruyla buluştu. Nuri Pakdil’in kendisine verdiği Hüseyin ile Su’yu kavuşturan ismiyle edebî kamusal alanımızda yer alan Hüseyin Su, bu kitabıyla dünya imtihanında eşref-i mahlûkatlıkla hayvandan daha aşağı olmak gibi iki uç noktada da bulunabilen insanın her iki uçta da yaşayabileceği aşk hâlinin yansımalarını hikâyeleştiriyor. Böylece beşeri haller hikâye aynasında hikâye kılığında ete kemiğe bürünmüş oluyor.

Rilke, “Genç Bir Şaire Mektuplar”ında “aşk şiiri” yazmayı tavsiye etmez. Çünkü hemen her edebiyatçının, şairin ilgilendiği ve bir tema olarak kullandığı aşkla ilgili eser vermek genç şair ve yazar için “sıradanlık” hatta “banallik” tuzağına ruhu bile duymadan düşmesine sebep olur. “Aşkın Hâlleri” ise bu tuzaklara pabuç bırakmayacak kadar birikimli ve tiitiz bir yazarın kaleminden çıkmış. Bu yüzden de kötü aşk hikâyelerinin klişelerinden, duyarlılığı kör eden duygusallıktan ve en fenası da ham yazarları en çok düştüğü şairanelik belasından korunmuş bir kitap ile karşı karşıyayız.

Kitap, beş hikâyeden oluşuyor. Ancak bundan aşkın beş hâlinin beş ayrı hikâyade tecessüm ettiği veya en azından Hüseyin Su’nun aşkın beş halini hikâyeleştirdiği gibi bir yanlış anlaşılma çıkmamalı. “Her aşk bulunduğu kalbin şeklini alır” diyen şairin işaret ettiği hassiyet çerçevesinde okunursa aşkın binbir veçhesi ve cephesi olduğu ve Hüseyin Su’nun da bu ahval içinde iç içe geçmiş, bir arada harmanlanmış bir çok hâli dile getridiğini söyleyebiliriz.

Necip Tosun, Hüseyin Su’nun aşkın hikâyesinde yer alış biçimini “Aşk ona göre insanı değiştiren, dönüştüren bir sıçrama tahtasıdır. Ama bu sıçrayışta aşık olanı hep acınası bir yere fırlatır. Aşkın hali tarife gelmez. Ancak bu yürek yangınını hissedebilen biri onu anlayabilir.” diyerek özetler. Gerçekten de “Aşkın Hâlleri”nin aşıkları yenik ekinler gibidir. Hemen hepsi de hayatın derkenarında, marjında durur ve eğreti bir hayat sürerler. Hayatları akıp gitmez, aşkın bir noktasında takılıp kalmışlardır. Bu yüzden de marazileşmiş, marazlarına gönüllü bir kölelik yapmaktadırlar. Hasan okulundaki sekizinci yılındadır ama aklı öyle başka bir yerdedir ki, “tembel” olarak bile tanımlanamayacak kadar ilgisizdir okuluyla. Ali amca, esasen gençliğinde değil aşkında taklımış kalmış biridir. Bu yüzden de yaşıtlarıyla değil gençlerle söyleşmeyi tercih ederek kendi içindeki ateşin bir benzerini göreceğini umut ettiği insanlarla beraber olur.

Zaten klasik hikâyemizde de Kays aşkla Mecnunlaşmış ve aklın ağırlığını bir kenara bırakıp kanatlanmamış mıdır? Kays’ı kendi kölesi yaparak kanatlandıran daha sonra da özgürleştiren aşk, Hüseyin Su’da günümüzdeki yanısımalarıyla arzı endam eder. Bu noktada “Aşkın Hâlleri”ni aşkın değişen ve değişmeyen/değişmeyecek ontolojik boyutlarının işlendiğini söylemek mümkündür. Aşkın en değişmez yönü ise hiç şüphesiz ki yaşadığımız dünyada vuslatın bir muhal olduğu gerçeğidir. Zaten Hüseyin Su’da kendisiyle yapılan bir röportajda Cemal Şakar’ın sorularını yanıtlarken şu tespitte bulunur: “Vuslat yok. Vuslat hiçbir zaman olmayacak. Bugüne dek de vuslat hiç olmamış zaten. Vuslat dediğimiz, daha doğrusu vuslat olarak umduğumuz, mükemmellik değil mi? Her şey mükemmel olduğunda yazıya, insanî hiçbir çabaya gerek kalamayacak. Bu mümkün değildir. (…) Vuslat, gözümüzde ve gönlümüzde taşıdığımız bir serap. Bu serap, bir zaman gerçek olsa, vuslat vaki olsa, sanırım onunla, yani vuslat da yetinmeyiz. Aşkın Hâlleri’ndeki ‘ayrılığa ve hüzne yazgılı’ hâllerin hepsi de bundan ibaret işte.”

Ali Amca’nın Kadillak Selda ile evlenmiş olmasına rağmen muradına vasıl olamaması da zaten böylesi bir imkânsızlık hâlini imlemektedir ya! Bu noktada Köksal Alver’in “Aşkın gücü denilen şeyi somut insan hayatının girdaplarında, gelgitlerinde okuyabilmekteyiz” tespitini hatırlamakta fayda var. gerçekten de Hüseyin Su, aşk gibi soyut, tanıma, klişeye gelmez bir fenomeni akıp geçen günlük hayatın içinde “yerli yerinde” ama mahalliye hapsolmayan bir hikâye dünyası içinde vermektedir. Anlattığı gerçek mekânlarda yaşayan sahici insanların başına gelen hakiki hayat sahneleri dikkat çekicidir. Aşk hikâyelerinde erkeğin zaafını kadının ise gücünü gösteren Hüseyin Su’nun yazdıkları; aşkı bir metaya dönüştüren günümüz yazarlarının bulanık sığlıklarında rastlanamayacak bir berraklıkla örülüdür.

Kimi zaman tercih ettiği ama asla metnin bütünlüğü içinde bir ıssız ada gibi bağımsız, yapıştırma bıyık gibi durmayan yöresel sözcüklerle boyadığı kumaşın ipliklerinin orijinal olduğunu ortaya koymaktadır. Böyle sözcüklere yer veriyor olması sizde anlaşılmaz bir metinle karşı karşıyayım duygusu uyandırmamalı. Zaten sayıca sınırlı olan bu kelimeler, içlerinde yer aldılkları hikâyelerin bütünlüğü içinde kendi anlamlarını da deşifre etmektedir zaten.

Mustafa Kutlu, Hüseyin Su’yu “mükemmeliyetçi” olarak tanımlar. Gerçekten de hm kurgusu hem de dili ile titiz bir işçiliği merkeze koyarak hikâye yazan Hüseyin Su’nun “Aşkın Hâlleri” adlı kitabının yayınlanmasından sonra yedi sene geride kaldı. “Aşkın Hâlleri”ni yeniden okumamız vesilesiyle Hüseyin Su’nun yeni kitabını da merakla beklediğimizi bir not olarak belirtmek isteriz.

NOT: Yazıda yer alan alıntılar, Kemal Aykut ve Ömer Lekesiz’in hazırladığı ve 2005’te Nehir Yayınları’ndan çıkan “Hüseyin Su Kitabı” isimli eserdendir.

31 Ocak 2008

• Yazarın diğer yazıları...

Mevlana’yı hümanizme mahkûm etmek
Öyküde anlatılmayan
10.400 yazar bir ansiklopedide
Aşkın Hâlleri
'Enstanteneler'in Şairi: Kamil Eşfak Berki
Kibrit-i Ahmer nedir?
Hanzala'nın Sırtındaki Filistin
Balık ve tango
Kadim hikâye yeni öykü
Nusret Özcan en gencimizdi
Dergâh yazıları güldestesi
Cam Irmağı Taş Gemi
Haçlılara Kılıç ve Kalem Çekenler
Karganın güldüğü
Robinson Crusoe ve Siyonizm
İki şiir
Salome’den şarkılar
Vakte karşı sözler
Modernizmden modernleşmeye anadolu sermayesi
İki hatırat
Raylı romanlar
Bellekteki huriler
Rasim Özdenören'den kimi poetik notlar
Michel Butor'un Dünyevi Komedyası: "Değişim"
Reklâm bize sırıtan bir leştir
Şehrin kuleleri
Şiir ve folklor
Şiir ve hikmet
'Bir Beyaz Rüya'nın şiirleri
Dilemmanın dublörü
1970’lerden uzun mektuplar
Yalçın Küçük: Bay Yanlışlanmaz
Transparan kadın yazarlar
Vonnegut'un zehiri ve panzehiri
Şiir atlasında İstanbul
Türk erkeklerini ofsayta düşüren futbol
Aşkın demi kudüm
Bu ülkenin aydını
Pop corn versus patlamış mısır
"Keşke Yalnız Bunun İçin"
“Karanlık Sular”dan okunan Japon hikâyesi
Orhan Okay: Hepimizin hocası
Satıraralarıyla "Yeşilçam Günlüğü"
"Gel Zaman"
Sinemadaki derviş: Yücel Çakmaklı
"Optik Patikada Patak"
Roman tek ama tercüme muhtelif
Müteşair şiire düşman
İhraç fazlası "Huruç"
Reklam romanHuruç"
Reklam roman

| geri dön |

| yazdır |

| favorilere ekle |

| yukarı |



BLOG DERGİBİ ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı Adı:
Parola:
Beni hatırla Yeni Üye Kaydı
Parolamı Unuttum
Oturumu Kapat
Blog Dergibi'ye giriş

  Ana Sayfa
  Kitap
  Dosya
  Röportaj
  Şiir
  Şiir Okulu
  Çeviri Şiir
  Öykü
  Haberler
  Deneme
  Yazarlar
  Dergiler
  Eleştiri
  Polemik
  Ajanda
  Gezi Notları
  Anketler
  E-Posta Grubu
  E-Kart
  Sohbet Odası
  Arşiv
  Blog Dergibi
  Arama Servisi
  Medya Dünyası

ARAMA SERVİSİ
Web Dergibi'de

KİTAP ARAYIN!



Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.


Alexa Rating

Hayatı yaşamak kadar saçma bir şey yok, bırakın hayat sizi yaşasın! - Schopenhauer

 Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk 


Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.

© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi
Blog Dergibi / Melih Bayram Dede / TechnoLogic / Medya Dünyası / GebzeRehberi.com / Yeni Şafak Bilişim / Sosyal İm / Flash Oyun / Nitro Model Hobby