|
Necip Fazıl - Tenkitler, Polemikler, Kavgalar, Murat Ertaş
|
| |
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
|
| |
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
|
| |
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
|
| |
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
|
| |
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
|
| |
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
|
| |
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
|
| |
Hiç, Carmen Laforet
|
| |
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
|
| |
|
|
 |
Kadim hikâye yeni öykü
İnsan anlatır. Mağara resimlerinde de hiyerogliflerde de bu böyleydi.
Teknolojiyle, hayat tarzıyla, ideolojiyle alakası yoktur anlatma ihtiyacının.
Hayatla ölüm, gece ile gündüz, hayırla şer arasında geçici bir ikâmetle, büyük
bir imtihanla memur konumda olan insan hangi ırktan, meşrepten, dünya görüşünden
de olsa anlatır. Kâdim zamanlardan beri hikâyeler anlatır insan. Çünkü dünyayı
kendisine anlatılanlardan bilmiş, kendisini anlattıklarıyla bildirmiştir.
İnsan kimi zaman anlatmaya cüret eder kimi zaman da alabildiğine korktuğu için
anlatır. Tek başına varolamayan, başka insanlarla beraber yaşamak zorunda olan
insan anlatarak çoğaltır kendini. Kendinden ibaret kalmamak, başka insanlara
ulaşmak, anlatmaya bağlıdır. İnsan kurduğu kurgularla kendini ve toplumunu inşa
eder. Anlattıkça çoğalan insan aynı zamanda da anlattıkça azalır. Her anlatı,
anlatanı içinde yaşadığı toplumun bir parçası yaparken bir yandan da tam tersine
biricikleştirir. Anlattıkça özne olur insan ve anlattıkça özüne daha çok
yaklaşır. İnsan anlattıkça çözülür ve sadeleşir.
Bir derdi olduğu için anlatır insan. Yalnız olduğu, kendini anlayacak kimseyi
bulamadığı için anlatır. Kendini göstermek, farkedilmek için anlatır. Farklı
olduğunu hissetirmek için. Öte yandan herkes gibi olduğu anlaşılsın diye de
anlatır insan. İster kâğıt üstünde inşa edilsin, ister kalpten kalbe uzayan
gizli yolda akan söz olsun, isterse de aklın kurgularının bir eseri olsun
farketmez. İnsan anlatır.
Anlatarak terbiye olunan nefs anlatarak kabarır ve azgınlaşır. Anlatarak
hatırlar insan, anlatarak unutur. Anlatmak seçmek ve ayıklamaktır. Çoğaltmak ve
dahil etmektir anlatmak. Anlatarak fetheden insan aynı zamanda da anlatarak
yenilir ve teslim olur. Anlatmak insanın bir deşifre etme yöntemi olduğu kadar
yeniden şifrelemenin yolu da anlatmaktan geçer. Kâdim hikâye ve yeni öykü
anlattıkça kendini erbabına ifşa eden nice remz taşır.
İnsan anlatır. Çünkü anlatarak anlaşıldığı kadar anlatarak da anlar. Bu yüzden
kıssalar bildirilmiştir kendisine, kıssaları bilmesi, anlatması istenmiş ve
ibret alması beklenmiştir insandan.
Bu noktada Rasim Özdenören’in şahitliğine başvuralım. “ÖYKÜ ANLATMAK’tır. İşte
burada neyi anlatacağınız sorusuyla karşıkarşıya kalırsınız. Gerçekten neyi
anlatmak öykü olur? Bu soruyu “nasıl anlatmak” biçimine sokarsak daha açıklayıcı
bir yaklaşıma gireriz. (…) Öykü yazarı, öykü biçiminde anlatmanın üstesinden
gelebilen kişidir. (…) Öyküyü öykü kılan bu “biçim”dir de diyebiliriz.” (Özdenören,
Rasim. “Ruhun Malzemeleri”, İz Yayıncılık, 1997, sayfa: 145.)
Kâdim hikâyede yeni öykü de insan içindir. Bildirilen, anlatılan, söylenen,
yazılan, okunan hep insan içindir. Çünkü insan anlatır ve kendisine anlatılsın
ister.
Yeni bir öykü kurmak, yeni bir öykü yazmak isteyen, buna cüret eden yahut mecbur
kalan her kişi kadim zamanlardan beri insanın anlattığını, anlatmanın beşeri ve
ferdi boyutlarıyla insanın olduğu her yerde ve zamanda yürürlükte olduğunu
hesaba katmalı, ondan sonra öyküsünü inşa etmeye başlamalıdır.
25 Ağustos 2007
| • Yazarın diğer
yazıları... |

Mevlana’yı hümanizme mahkûm etmek
Öyküde anlatılmayan
10.400 yazar bir ansiklopedide
Aşkın Hâlleri
'Enstanteneler'in Şairi: Kamil Eşfak Berki
Kibrit-i Ahmer nedir?
Hanzala'nın Sırtındaki Filistin
Balık ve tango
Kadim hikâye yeni öykü
Nusret Özcan en gencimizdi
Dergâh yazıları güldestesi
Cam Irmağı Taş Gemi
Haçlılara Kılıç ve Kalem Çekenler
Karganın güldüğü
Robinson Crusoe ve Siyonizm
İki şiir
Salome’den şarkılar
Vakte karşı sözler
Modernizmden modernleşmeye anadolu sermayesi
İki hatırat
Raylı romanlar
Bellekteki huriler
Rasim Özdenören'den kimi poetik notlar
Michel Butor'un Dünyevi Komedyası: "Değişim"
Reklâm bize sırıtan bir leştir
Şehrin kuleleri
Şiir ve folklor
Şiir ve hikmet
'Bir Beyaz Rüya'nın şiirleri
Dilemmanın dublörü
1970’lerden uzun mektuplar
Yalçın Küçük: Bay Yanlışlanmaz
Transparan kadın yazarlar
Vonnegut'un zehiri ve panzehiri
Şiir atlasında İstanbul
Türk erkeklerini ofsayta düşüren futbol
Aşkın demi kudüm
Bu ülkenin aydını
Pop corn versus patlamış mısır
"Keşke Yalnız Bunun İçin"
“Karanlık Sular”dan okunan Japon hikâyesi
Orhan Okay: Hepimizin hocası
Satıraralarıyla "Yeşilçam Günlüğü"
"Gel Zaman"
Sinemadaki derviş: Yücel Çakmaklı
"Optik Patikada Patak"
Roman tek ama tercüme muhtelif
Müteşair şiire düşman
İhraç fazlası "Huruç"
Reklam romanHuruç"
Reklam roman
|
 |

Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.
Alexa Rating
|