| d e r g i b i 1 0 y a ş ı n d a |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Üye olun! |
![]() |
![]() |
| • YAZARLAR |
Bugün: |
|
Papa II. Urbanus 1095’te, George W. Bush ise 2001’de Haçlı Seferleri için çağrıda bulundu. Papa’nın çağrısından sonraki iki yüz yıl içinde İslam Alemi’ne sekiz büyük haçlı seferi tertiplendi. Katolikler henüz icad edilmemiş olduğu için Haçlı Seferleri esnasında “demokrasi”, “insan hakları” gibi kavramları götürmeyi ihmal ettiler. Ancak Bush’un demokrasi paketi açılınca içinden tavşan değil şiddet ve terör fırladı.
Marx, İngiliz sömürgeciliğinin Hindistan’ı ileri bir aşamaya taşıdığını yazmıştı. Bugün de batılı ülkelerde kendi sömürgecilik dönemlerini bir medeniyet taşıma süreci olarak isimlendirebilecek zihniyette insanlar mevcut. Ya Haçlı Sefeleri’ne ne demeli? Haçlılar Avrupa’ya dönerken pusulayı yanlarında götürdüler. Buna karşılık terk ettikleri topraklarda bıraktıkları en medeni şeylerden biri ise Frengi hastalığı idi.
Haçlılar Kudüs’ü ele geçirince yaptıkları zülüm sonucu akan kanın atlarının dizlerine ulaştığı ile övünmüşlerdi. Eğer ABD’nin 11 Eylül sonrası akıttığı kan Haçlı Seferler’inin Kudüs’ünde toplanabilseydi, hiç şüphesiz ki yeni Haçlılar atalarını fazlasıyla şaşırtırdı.
Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri, Emin Maaluf’un kaleme alırken Arap kaynaklarından yararlandığı bir belgesel romandı. İbrahim Ethem Polat ise işin içine roman kısmını katmamış ve Haçlılara Kılıç ve Kalem Çekenler isimli bir araştırma kitabı kaleme almış. Haçlı seferlerinin yapıldığı dönem kaleme alınan edebi metinlere yansımalarını derleyen Polat, hem nesirlerden hem de manzumelerden oluşan kapsamlı bir tarama yaptıktan sonra, elde ettiği malzemeyi olduğu gibi önümüze yığmamış, tam tersine düzenli bir tasnif ve analiz sürecinden geçirmiş. Böylece İslam Dünyasının belli bir dönemdeki fotoğrafı da kütüphanemize kazandırılmış oluyor.
Batı kendini hep düşman yabancının üstünden tanımladı ve İslamiyet de batı için bu anlamda hep bir tehdit olarak algılandı. Haçlı seferleri’nden Endülüs’e, Birinci Dünya Savaşı’ndan 11 Eylül’e tarih bunun örnekleriyle doludur. Mesela Mehmet Akif, Birinci Dünya Savaşı yıllarında Berlin’de bulunduğu sırada Kudüs’ün İngilizlerce işgal edilişi haberinin Berlin’de bir sevinç dalgasına yol açtığını, kiliselerin çanlarının kutlama amacıyla çalındığını anlatır. Halbuki o dönemde Almanya ve Osmanlı Devletiyle müttefiktir ve İngiltere ile de savaşmaktadır. Yani en kaba ifadesiyle iş ortak hasım olan İslamiyet’e gelince müttefiklik bile bir kenara bırakılmakta, düşmanlıklar bile göz ardı edilebilmektedir. Hakkında birçok batılı filmi seyrettiğimiz, yani hikâyesini büyük ölçüde haçlıların torunlarından okuyup, setrettiğimiz bir dönemi Müslümanların kaleminden okumak isteyenler bu kitaba özel bir önem vereceklerdir.
İbrahim Ethem Polat, Arapça, Farsça ve Fransızca biliyor. Arapça metinleri doğrudan tarayarak hazırladığı kitabı ise Vadi Yayınları etiketini taşıyor. İliklerinize dek hissetiğimiz güncel bir olayın bin yıl öncesine uzanan köklerini okumamızı sağlayan kitabından dolayı kendisini tebrik ederim.
Çanakkale Savaşı’nı bir dostluk maçı edasıyla anlatanların Haçlı seferlerini de bir Medeniyetler İttifakı gibi yorumlayabilirler diye korkmuyor değilim. Eğer tarihi bu kişilerden öğrenirsek Medeniyetler Buluşmasının ilk kez 1095 yılında Papa II. Urban’ın çağrısı üstüne başladığını, Papanın çağrısına uyan Hıristiyanların önlerinde haç deseni olan kıyafetler giyerek doğuya yöneldiklerini filan okumak zorunda kalabiliriz. Neyse ki İbrahim Ethem Polat, Işın Demirkent gibi araştırmacılarımız var da kuru gürültüye pabuç bırakmıyoruz.
2 Nisan 2007
|
Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz. Alexa Rating
|