|
Necip Fazıl - Tenkitler, Polemikler, Kavgalar, Murat Ertaş
|
| |
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
|
| |
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
|
| |
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
|
| |
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
|
| |
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
|
| |
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
|
| |
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
|
| |
Hiç, Carmen Laforet
|
| |
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
|
| |
|
|
 |
Raylı romanlar
Tren kitap okumaya ne kadar müsait bir vesaitse aynı ölçüde de kitap olarak
anlatılmak için de biçilmiş kaftan bir nakil aracıdır. Bu yüzden de nice roman,
nice hikaye bir şekilde rayların üstünde geçer. Çünkü hayatın içinde yer alan
bir hikaye anlatmak isteyen her yazar, yönünü bir istasyona çevirir ve kitabının
içine de ray döşemeye başlar.
Hem Türk hem de dünya edebiyatında -tamam biliyorum Türkiye'de dünyada yer
aldığı için, dünya dedikten sonra ayrıca Türkiye demeye gerek yok- içinde ray
döşenmiş kitaplar arasında şöyle bir gezinti yapmak bile bize esaslı bir "insan
manzaraları" koleksiyonu sunmaya yeter. Tıpkı Nazım Hikmet'in "Memleketimden
İnsan Manzaraları" adlı o uzun şiirinin ilk bölümünde Haydarpaşa Garı'na çıkan
merdivenlerde tasvir ettiği insanlar gibi…
Edebiyatımız insanları anlatırken ister istemez onları trenlere bindirmiş,
onları trenlerle bir yere göndermiş, trenlerle bir yerlerden getirmiş yada
trenleri bekletmiş, trenler hakkında düşündürmüştür.
Fatma Karabıyık Barbarosoğlu'nun "Hiçbiryerde" adlı romanının kahramanı akademik
hayatını yarıda bırakmadan önce üstüne çalıştığı tezde "İstasyonlar ve Tenezzüh
Mekanları"nı kendisine konu olarak seçer. Çünkü "demirağlarla" örülen bir
memlekette modernizm ve toplumsal değişmenin okunabileceği en aşikâr adreslerden
biridir demiryolları.
Orhan Pamuk'un o meşhur "Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti."
cümlesiyle başlayan romanı, "Yeni Hayat"ta romanın kahramanının hayatını
değiştiren kitabın yazarı Demiryolcu Rıfkı Amca'dır ve her ne kadar romanda
yaşanan olayların büyük bir bölümü çılgınca hareket eden şehirlerarası
otobüslerde geçse de bu "Yeni Hayat"ı içinden ray geçen kitaplar listemize
almaya yetecek kadar önemli bir ögedir.
Mustafa Kutlu ise "Uzun Hikâye"de aileyi "ev" yerine kullanılmayan bir vagonda
yaşatır. Hiçbir yere gitmeyen, "battal bir hatta çekilmiş" vagonun ev olarak
kullanılışı bu dünyatının eğretiğini anlatan bir mecaz gibidir. Kutlu'nun en
raylı hikayesi ise "Arkakapak Yazıları"nda yer alan 5402'dir. Türk edebiyatında
trene yapılan en okunası güzellemedir 5402… "Bütün demiryolu çalışanlarına ve
bütün buharlı tiren âşıklarına" ithaf edilen bu öykü, mevsimler, zamanlar boyu
değişen insanı 5402 numaralı marşandizin ışığında anlatır.
Tarık Buğra ise "Hayat Böyledir" adlı hikayesinde bindiği trenin penceresinden o
küçük taşra istasyonuna bir dakika bile tutmayan süre bakar ve gördüklerinden
romanlık hayatlar devşirir. Buğra'nın bir çok romanında yer alan dallı budaklı
temaların fidan hali "Hayat Böyledir"in istasyonunda yer alır.
Bütün bunları söylerken Behçet Necatigil'in "Son Tren"ini, Sait Faik'in "Müthiş
Bir Tren"ini yada Ayla Kutlu'nun "Küçük Mavi Tren"ini kaçırmış da değilim
elbette. (Bir "Son Tren" de Esat Mahmut Karakurt'ta…) Ayrıca Umran Nazif'in "Gar
Saat"ine baktığım için Heinch Böll'ün "Trenin Kalkma Saatiydi" demesi beni
şaşırtmaz.
Her ne kadar Mehmet Aycı'nın sahip olduğu gibi "Te Cim Dal Dal" damgalı bir
Serkisof ile ahbablık etme fırsatı bulamamış olsam da benim de "Bir Kış Gecesi
Eğer Bir Yolcu"daki gibi gardaki yerini almasını bildiği (veya bilemediği)
zamanlar ve yolculuklar yaşamıştır.
Tayfun Pirselimoğlu Malihulya'da aşkı en yalın ve en yakıcı haliyle anlatırken
Mecnun'unu (Pirselimoğlu'nun Mecnun'unu Haşmet adını taşıyor) rüyasında gördüğü
Leyla'sına götürmek için Haydarpaşa'dan trene bindirir. Yol boyu kendi
Leyla'sına rastlayan ama yanmayı göze alamadığı için son adımı atamayan ve
kavuşamayan nice başka Mecnun ile karşılaşır Haşmet. Onlardan biri de bindiği
trenin kondüktörüdür. Kondüktörün hikayesi Malihulya adlı sarmaşık gibi saran
aşk temasının köklerinden biridir ve romanı fazlasıyla besler. Kondüktör,
Leyla'sını görmş ama doğru zamanda kalbinin sesine kulak verip, doğru adımı
atmadığı için ona kavuşmaktan ebediyen mahrum kalmıştır. Peki, Haşmet Bağdat'a
varıp Leyla'sına kavuşabilecek cesarete sahip midir? Bu sorunun cevabını da
gelin romana bırakalım.
Nasıl Necip Mahfuz'un ucunda ölüm olduğu için ciddiye almadan geçemeyeceğimiz
"Esir Üniforması" hikayesine bir istasyon ev sahipliği ediyorsa Aytmatov'un "Gün
Olur Asra Bedel"inin demiryoluna göre mesafelerin ölçüldüğü coğrafyasında da
"trenler doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir" ve Boranlı Yedigey'in
bahtının kapanı da bu gidiş, geliş esnasında rayların üstüne kuruluverir.
Söz ve yazı uzadıkça uzar. Gelgelelim Mısırlı yazar Tevfik el-Hakim'in Nabi Avcı
tarafından tercüme edilen "Trendeki Derviş"i bakın ne diyor? "Trenler yorulmaz…
yorulan yolculardır."
9 Ağustos 2006
| • Yazarın diğer
yazıları... |

Mevlana’yı hümanizme mahkûm etmek
Öyküde anlatılmayan
10.400 yazar bir ansiklopedide
Aşkın Hâlleri
'Enstanteneler'in Şairi: Kamil Eşfak Berki
Kibrit-i Ahmer nedir?
Hanzala'nın Sırtındaki Filistin
Balık ve tango
Kadim hikâye yeni öykü
Nusret Özcan en gencimizdi
Dergâh yazıları güldestesi
Cam Irmağı Taş Gemi
Haçlılara Kılıç ve Kalem Çekenler
Karganın güldüğü
Robinson Crusoe ve Siyonizm
İki şiir
Salome’den şarkılar
Vakte karşı sözler
Modernizmden modernleşmeye anadolu sermayesi
İki hatırat
Raylı romanlar
Bellekteki huriler
Rasim Özdenören'den kimi poetik notlar
Michel Butor'un Dünyevi Komedyası: "Değişim"
Reklâm bize sırıtan bir leştir
Şehrin kuleleri
Şiir ve folklor
Şiir ve hikmet
'Bir Beyaz Rüya'nın şiirleri
Dilemmanın dublörü
1970’lerden uzun mektuplar
Yalçın Küçük: Bay Yanlışlanmaz
Transparan kadın yazarlar
Vonnegut'un zehiri ve panzehiri
Şiir atlasında İstanbul
Türk erkeklerini ofsayta düşüren futbol
Aşkın demi kudüm
Bu ülkenin aydını
Pop corn versus patlamış mısır
"Keşke Yalnız Bunun İçin"
“Karanlık Sular”dan okunan Japon hikâyesi
Orhan Okay: Hepimizin hocası
Satıraralarıyla "Yeşilçam Günlüğü"
"Gel Zaman"
Sinemadaki derviş: Yücel Çakmaklı
"Optik Patikada Patak"
Roman tek ama tercüme muhtelif
Müteşair şiire düşman
İhraç fazlası "Huruç"
Reklam romanHuruç"
Reklam roman
|
 |

Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.
Alexa Rating
|