|
Necip Fazıl - Tenkitler, Polemikler, Kavgalar, Murat Ertaş
|
| |
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
|
| |
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
|
| |
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
|
| |
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
|
| |
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
|
| |
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
|
| |
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
|
| |
Hiç, Carmen Laforet
|
| |
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
|
| |
|
|
 |
Şiir ve folklor
Cemal Süreya’nın “Folklor Şiire Düşman” başlıklı denemesi, bir döneme
damgasını vurmuş; ismi şuara tayfası arasında slogan mahiyeti kazanmış
yazılarından biridir. Gelgelelim folklor, Cemal Süreya’nın dağarcığından hiç
eksik olmamıştır. Gerek şiirinde gerekse yazılarında (bilhassa güncesinde)form
ve duyarlılık olarak folklorik motifler mühim yer tutar. Acaba “Folklor Şiire
Düşman” başlıklı yazısından sonra çizgisinde bir değişiklik mi olmuştur, yoksa
yazı bir gençlik hatasından mı ibarettir?
Cemal Süreya söz konusu yazısında özetle folklorun bünyesinde taşıdığı iki
handikap ile şiire köstek vurduğunu iddia ediyor. Birincisi klişeleşme, ikincisi
anonimleşme.
Folklorun sözü bloklaştırdığını savunan Cemal Süreya, şiirin kelimelerle değil
de tekrarlana tekrarlana kaynaşmış deyişlerle yazılmasının şiire mahsus gerilim
ve entelektüel derinliği tahrip edeceğini söylüyor. Ayrıca şiirin, şairin
biricikliğini inkar ederek yazılamayacağını, folklorik anonim kimlik yapısının
şairi herkesleştirerek yıpratacağını anlatıyor.
Cemal Süreya bu denemeyi önceki dönemin dar anlayış kalıbını eleştirmek
maksadıyla yazmış.
Milli bir edebiyatın doğuşu için hece ölçüsünün şart olduğunu ileri sürenlerin
kaynaklarından biri de folklordur. Gelgelelim bu iddiayı savunanlar (en azından
folkloru bir çerçeve içinde sunanlar; mesela Ahmet Kutsi) köksüz birkaç
denemeden öteye geçememiş; eserleri, eseri ortaya koyan iddianın yanında cılız
kalmıştır. Nitekim Mehmet Erdoğan Dergah’ta (Sayı:78, Ağustos’96) hece şiiriyle
ilgili yazısını şöyle bitirmektedir:
“Türk şiiri tecrübesinde genel olarak hece şiiri, yaptıklarıyla değil de
yapamadıkları yüzünden bir sonraki kuşağın çıkışına vesile olmasıyla tarihi bir
öneme sahiptir.”
Birinci Yeni namıyla adlandırılan Garip Şiirinin temsilcilerinin de her ne kadar
hece şiiriyle polemikleri olsa bile, bu formun hece olmaması ve konuların günlük
hayattan alınmasıyla sınırlıdır. Yoksa Cemal Süreya’nın folklorun şiire
yüklediği handikaplar bağlamında ele alınırsa değişen bir şey olmamıştır. Garip
Şiiri günlük hayatı tıpkı hece şiirinin folkloru değerlendirdiği gibi ele almış,
sokaktaki konuşmayı bir kelime blokuna dönüştürüp yaşadıkları zamanın anonim
havasını bir kimlik olarak benimsemişlerdir. Zaten onların da bir noktada
folklora sığınmış olmaları dikkat çekicidir. Orhan Veli Destan Gibi’de, Oktay
Rıfat ise (İkinci Yeni’nin açtığı imkanlara yönelmeden önce) Güzelleme, Yaşayıp
Ölmek, Aşk ve Avarelik Üstüne Şiirler de folklora yer vermeye ihtiyaç
duymuşlardır.
Cemal Süreya işte bu atmosferde İkinci Yeni adıyla adlandırılacak bir ekol ya da
akım olarak tanımlanan kuşağın bir üyesi olarak kendinden önceki kuşağın
“devletçi hava”sının dışında şiirle şiire mahsus kalite ve kaygılarla uğraşma
adına “Folklor ve Düşman” başlıklı denemesini yazmıştır. Şiire düşman olan halk
edebiyatı değil, Halit Refiğ’in Ulusal Sinema Kavgası adlı kitabında (Hareket
Yay.1971) sinema kapsamında yazdığı cümlelerle “Asıl mesele filmin özünde, genel
yapı ve karakterinde ulusal olabilmektir. Bu da ulusal sanatlarla aynı temelde
buluşmakla olur. Yoksa geleneksel temaşa unsurlarını rastgele tiyatroda yahut
sinemada kullanmak yahut onları tarihsel gelişimi hiç gözönünde tutmadan olduğu
gibi tekrarlamaya kalkmak ulusal sanata değil, ulusal sahtekarlığa giden
yoldur.” diyerek anlattığı gibi içi boşaltılarak tekrar edilen kalıplar ve
çilesi çekilmeden kazanılabilecek şair unvanıdır.
9 Ocak 2006
| • Yazarın diğer
yazıları... |

Mevlana’yı hümanizme mahkûm etmek
Öyküde anlatılmayan
10.400 yazar bir ansiklopedide
Aşkın Hâlleri
'Enstanteneler'in Şairi: Kamil Eşfak Berki
Kibrit-i Ahmer nedir?
Hanzala'nın Sırtındaki Filistin
Balık ve tango
Kadim hikâye yeni öykü
Nusret Özcan en gencimizdi
Dergâh yazıları güldestesi
Cam Irmağı Taş Gemi
Haçlılara Kılıç ve Kalem Çekenler
Karganın güldüğü
Robinson Crusoe ve Siyonizm
İki şiir
Salome’den şarkılar
Vakte karşı sözler
Modernizmden modernleşmeye anadolu sermayesi
İki hatırat
Raylı romanlar
Bellekteki huriler
Rasim Özdenören'den kimi poetik notlar
Michel Butor'un Dünyevi Komedyası: "Değişim"
Reklâm bize sırıtan bir leştir
Şehrin kuleleri
Şiir ve folklor
Şiir ve hikmet
'Bir Beyaz Rüya'nın şiirleri
Dilemmanın dublörü
1970’lerden uzun mektuplar
Yalçın Küçük: Bay Yanlışlanmaz
Transparan kadın yazarlar
Vonnegut'un zehiri ve panzehiri
Şiir atlasında İstanbul
Türk erkeklerini ofsayta düşüren futbol
Aşkın demi kudüm
Bu ülkenin aydını
Pop corn versus patlamış mısır
"Keşke Yalnız Bunun İçin"
“Karanlık Sular”dan okunan Japon hikâyesi
Orhan Okay: Hepimizin hocası
Satıraralarıyla "Yeşilçam Günlüğü"
"Gel Zaman"
Sinemadaki derviş: Yücel Çakmaklı
"Optik Patikada Patak"
Roman tek ama tercüme muhtelif
Müteşair şiire düşman
İhraç fazlası "Huruç"
Reklam romanHuruç"
Reklam roman
|
 |

Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.
Alexa Rating
|