d e r g i b i   1 0   y a ş ı n d a  

  Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Üye olun! 
Dergibi.com - ISSN 1303-6211    
• YAZARLAR  

Bugün:

DERGİBİ YAZARLARI
Yazıyorum, öyleyse varım!
Melih Bayram Dede
Karanlık Oda
Ferhat Ünlü
Sevgilim Hayat
Fadime Özkan
Mutsuzluk Oyunları
Ömer Sercan
Bilir Kişi
Hüseyin Akın
Mürekkep Lekesi
Suavi Kemal Yazgıç
Yazgı
Özlem Albayrak
Beriki Taraf
Orhan Karagöl
Söz Misali
Ali Ömer Akbulut
Mavi Kalem
Mehmet Aycı
Seyr-ü Sefer
Sefer Kayaoğlu
Vesselâm
Kâmil Doruk
Cem Vefa

KİTAPLIK
Necip Fazıl - Tenkitler, Polemikler, Kavgalar, Murat Ertaş
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
Hiç, Carmen Laforet
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
Daha fazla kitap için tıklayın!


Ayrıntılar için
hemen tıklayın!


MÜREKKEP LEKESİ

SUAVİ KEMAL YAZGIÇ
suaviy@
yahoo.com
Şiir atlasında İstanbul

Kırım'daki Bahçesaray, şehirlerin şiir atlaslarındaki yerinin coğrafya atlaslarındaki yerinden daha önemli olduğunun bir ispatıdır. Çünkü Bahçesaray'ın ismini Stalin'in zulmünden kurtaran Puşkin'in "Bahçesaray Çeşmesi" adlı şiiriyle, şiir atlasında sağlam bir yer edinmiş olmasıdır.

Kırım'da yaşayan Tatar Türklerini kovan Stalin bölgedeki bütün yerleşim birimlerinin yüzlerce yıllık isimlerini Rusçalarıyla değiştirirken Rus Edebiyatının ve dilinin en önemli şairlerinden Puşkin'in şiirinin gücü Stalin'in çizmelerine geri adım attırmıştır. Gelelim Nedim'in kıymet biçmek için "bir sengine yek pâre Acem mülkü fedâdır" dediği İstanbul'a. Şiirlere dikkatle bakarsak İstanbul şehrinin şairlere ilham verdiği şiirleri okurken tarihimizin, kültürümüzün temel dinamiklerini de hecelemek mümkün olabilir.

İNSAN ŞEHRİ ŞEHİR İNSANI İNŞA EDER

Şehirleri bir bina yığını olarak görmemiz halinde "Şehirleri insanlar inşa ederler" cümlesini hiç de yadırgatıcı bulmayız. Halbuki şehir kendisini oluşturan binalardan daha farklı ve hatta daha büyük bir bütündür. Şehir öncelikle tarih ve kültür yüklüdür. Ticaretin, kültürün, bilimin, sanatın, dinin sözün özü bütün bir medeniyetin nabzı şehirlerde atar. Medeniyet doğuda "medeni"lerin, batıda "civil"lerin işidir çünkü ve Medinesiz medeniyet olmaz. İnsanlar şehirleri inşa ederlerken esasen şehirler de insanları inşa ederler.
Hacı Bayramı Veli bu tarihi ve sosyolojik hakikati şu hikmetli beyit ile anlatır:

"Nâgehan ol şara vardım, ol şarı yapılır gördüm,
Ben dahi bile yapıldım, taş ve toprak arasında"

Şehirler taşıdıkları kültür ve tarih yüklerine sahip çıkıldıkça medeni insan yetiştiren (dolayısıyla medeni insan inşa eden) beşikler olur. İstanbul ile insan arasındaki ilişkiyi Alınyazısı Saati adlı şiiriyle vurgulayan Sezai Karakoç ile Canım İstanbul adlı şiiriyle Necip Fazıl Kısakürek iki ayrı cephesiyle dile getirirler.

Sezai Karakoç'un şiirinde İstanbul şairin içine damla damla birikirken, şair de bütün İstanbul'a dağılmış ve insan ve şehir birbirinden kopartılmaz şekilde birbirine bağlanmıştır. "Ben gurbette değilim gurbet benim içimde" diyen Kemalettin Kamu'ya verilecek en güzel cevaptır bu şiir. Çünkü kimliğine, kültürüne sahip çıkan şairin içine şehri ve medeniyeti öylesine bir nüfuz eder ki, onun için "gurbet" söz konusu bile olmaz. Medeniyetini, kimliğini, kültürünü içinde taşıyan şair Kemalettin Kamu'nun modern melankolisini değil, yerli olmanın sıhhatini ve sahihliğini yaşar olsa olsa.

"İstanbul'dur bu otuz yıl kana kana yaşadığım
Taşlarına adeta resmim işledi
Ben İstanbul'da dağıldım zerre zerre
İstanbul damla damla içimde birikti
Mermer tozu gelip gelip içimde oluştu bir şehir"

Necip Fazıl Kısakürek'in "Canım İstanbul"u ise onun şiirlerinde önemli bir yer tutan kahramanı olan "Ben"dir. İstanbul Üstad'ın "Ben"inin kalıplaşmış, somutlaşmış, müşahhaslaştırılmış halidir. Ne de olsa Sultanüşşuraanın şiirlerinde "Gecesi sünbül kokan / Türkçesi bülbül kokan," İstanbul ile derin alışverişinin büyük payı vardır. "Canım İstanbul" şiirini inşa eden Necip Fazıl Kısakürek'in "ben"i kendisi her ne kadar Maraşlı olsa bile büyük ölçüde İstanbul'da inşa edilmiştir.

"Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur"

YAHYA KEMAL'İN HİSSİYATINDA İSTANBUL

Yahya Kemal Beyatlı'nın İstanbul'u tarihimizin, kültürümüzde merkezi bir önem taşıyan kalb şehridir. İstanbul'un Yahya Kemal nazarındaki önemi şehrin tarihimizin dönüm noktalarından biri olan bir fetihle o büyük coğrafyamıza dahil edilmiş olmasından gelir. Nitekim şair "İstanbul'u Fetheden Yeniçeri'ye Gazel" isimli şiirinde fethin anlamını şöyle şiirleştirir:

"Düşsün çelengi Rûm`un, eğilsün ser-i Firenk
Vur Türk`ü gönderen yed-i takdîr aşkına"

Öte yandan Yahya Kemal Süleymaniye Camiinde Bayram Sabahı'nda Süleymaniye Camiinin kubbesi bir gökkubbeye dönüşür:

"Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati,
Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi
Yer yer aksettiriyor mavileşen manzaradan,"

İstanbul Yahya Kemal için merkezi bir öneme sahiptir.
Nitekim şairin "Sülyemaniye Camiinde" duydukları nasıl büyük bir kültür coğrafyasının kalbinde İstanbul'un yer aldığını da okumamıza imkan verir.

"Gökte top sesleri, bir bir, nerelerden geliyor?
Mutlaka her biri bir başka zaferden geliyor:
Kosova`dan, Niğbolu`dan, Varna`dan, İstanbul`dan..
Anıyor her biri bir vak`ayı heybetle bu an;
Belgrad`dan mı? Budin, Eğri ve Uyvar`dan mı?
Son hudutlarda yücelmiş sıra dağlardan mı?
Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor?
Barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor!..
Adalar`dan mı? Tunus`dan m, Cezayir`den mi"

Yahya Kemal her ne kadar Sülyemaniye Camiine hitaben "Ben de bir vârisin olmakla bugün mağrûrum" dese de oruç tutmadığı bir ramazan günü de Süleymaniye Camiinin şehrinde gurbette hisseder ve tek tesellisi hâlâ böyle duygulara sahip olmakla teselli bulur.

"Tenhâ sokakta kaldım oruçsuz ve neş'esiz.
Yurdun bu iftarından uzak kalmanın gamı
Hadsiz yaşattı rûhuma bir gurbet akşamı.
Bir tek düşünce oldu tesellî bu derdime;
Az çok ferahladım ve dedim kendi kendime:
"Onlardan ayrılış bana her an üzüntüdür;
Madem ki böyle duygularım kaldı, çok şükür."

İstanbul'dan ilham alabilecek duyarlılıktaki şairlerin inşa ettiği şiirlerde İstanbul'u inşa eden o derin kültür ırmağının nabzını duymak mümkün.

Yeter ki kim olduğunuzun bilgisini veren dünyaya sağır kalmamış olun.

26 Mayıs 2005

• Yazarın diğer yazıları...

Mevlana’yı hümanizme mahkûm etmek
Öyküde anlatılmayan
10.400 yazar bir ansiklopedide
Aşkın Hâlleri
'Enstanteneler'in Şairi: Kamil Eşfak Berki
Kibrit-i Ahmer nedir?
Hanzala'nın Sırtındaki Filistin
Balık ve tango
Kadim hikâye yeni öykü
Nusret Özcan en gencimizdi
Dergâh yazıları güldestesi
Cam Irmağı Taş Gemi
Haçlılara Kılıç ve Kalem Çekenler
Karganın güldüğü
Robinson Crusoe ve Siyonizm
İki şiir
Salome’den şarkılar
Vakte karşı sözler
Modernizmden modernleşmeye anadolu sermayesi
İki hatırat
Raylı romanlar
Bellekteki huriler
Rasim Özdenören'den kimi poetik notlar
Michel Butor'un Dünyevi Komedyası: "Değişim"
Reklâm bize sırıtan bir leştir
Şehrin kuleleri
Şiir ve folklor
Şiir ve hikmet
'Bir Beyaz Rüya'nın şiirleri
Dilemmanın dublörü
1970’lerden uzun mektuplar
Yalçın Küçük: Bay Yanlışlanmaz
Transparan kadın yazarlar
Vonnegut'un zehiri ve panzehiri
Şiir atlasında İstanbul
Türk erkeklerini ofsayta düşüren futbol
Aşkın demi kudüm
Bu ülkenin aydını
Pop corn versus patlamış mısır
"Keşke Yalnız Bunun İçin"
“Karanlık Sular”dan okunan Japon hikâyesi
Orhan Okay: Hepimizin hocası
Satıraralarıyla "Yeşilçam Günlüğü"
"Gel Zaman"
Sinemadaki derviş: Yücel Çakmaklı
"Optik Patikada Patak"
Roman tek ama tercüme muhtelif
Müteşair şiire düşman
İhraç fazlası "Huruç"
Reklam romanHuruç"
Reklam roman

| geri dön |

| yazdır |

| favorilere ekle |

| yukarı |



BLOG DERGİBİ ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı Adı:
Parola:
Beni hatırla Yeni Üye Kaydı
Parolamı Unuttum
Oturumu Kapat
Blog Dergibi'ye giriş

  Ana Sayfa
  Kitap
  Dosya
  Röportaj
  Şiir
  Şiir Okulu
  Çeviri Şiir
  Öykü
  Haberler
  Deneme
  Yazarlar
  Dergiler
  Eleştiri
  Polemik
  Ajanda
  Gezi Notları
  Anketler
  E-Posta Grubu
  E-Kart
  Sohbet Odası
  Arşiv
  Blog Dergibi
  Arama Servisi
  Medya Dünyası

ARAMA SERVİSİ
Web Dergibi'de

KİTAP ARAYIN!



Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.


Alexa Rating

Açılmamış kanatların büyüklüğü bilinmez. - A. Gide

 Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk 


Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.

© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi
Blog Dergibi / Melih Bayram Dede / TechnoLogic / Medya Dünyası / GebzeRehberi.com / Yeni Şafak Bilişim / Sosyal İm / Flash Oyun / Nitro Model Hobby