d e r g i b i   1 0   y a ş ı n d a  

  Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Üye olun! 
Dergibi.com - ISSN 1303-6211    
• YAZARLAR  

Bugün:

DERGİBİ YAZARLARI
Yazıyorum, öyleyse varım!
Melih Bayram Dede
Karanlık Oda
Ferhat Ünlü
Sevgilim Hayat
Fadime Özkan
Mutsuzluk Oyunları
Ömer Sercan
Bilir Kişi
Hüseyin Akın
Mürekkep Lekesi
Suavi Kemal Yazgıç
Yazgı
Özlem Albayrak
Beriki Taraf
Orhan Karagöl
Söz Misali
Ali Ömer Akbulut
Mavi Kalem
Mehmet Aycı
Seyr-ü Sefer
Sefer Kayaoğlu
Vesselâm
Kâmil Doruk
Cem Vefa

KİTAPLIK
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
Hiç, Carmen Laforet
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
Çağdaş Yorumbilim Kuramları, Prof. Dr. Osman Bilen
Ben Neyim? - Hikmet-i Maddiyeye Müdafaa, Ahmed Midhat Efendi
Daha fazla kitap için tıklayın!


Ayrıntılar için
hemen tıklayın!


MÜREKKEP LEKESİ

SUAVİ KEMAL YAZGIÇ
suaviy@
yahoo.com
Mevlana’yı hümanizme mahkûm etmek

Dramatize edilmiş bir belgeselle karşı karşıyayız. Mevlana yılından hemen sonra vizyona giren film, -bu arada Mevlana yılı UNESCO kararıyla iki sene daha uzatılmış galiba- Dünya piyasasına oynamanın raconuna uygun çizgilere sahip. Bu racon Mevlana’nın da "oryantalist" bir perspektif içinde anlatılmasını gerektiriyor. Dolayısıyla da Mevlana’da bir hümanist olarak bahsetmek de şart. Bu mecburiyet ise Mevlana’nın olmadığı/olamayacağı başka bir kişiye dönüştürülmesine sebep oluyor. Zira ancak bu şekilde Mevlana "ticari bir meta" olarak paketlenmiş oluyor. Altı ülkede yapılan çekimler, onca bilim adamına danışılmış olması ise arz edilen ürünü parlak gösteren bir stratejiden başka bir şey değil.

Mevlana’nın eserleri 11 Eylül sonrası ABD’sinin best seller’larından biri olmuşsa -ki 11 Eylül öncesinde de o kitaplar az satmıyordu- ortada yanlış giden bir şeyler var demektir. Sadece bir sinema filminde yer ala perspektif kaymasından bahsetmiyorum burada. On yıllardır devam eden kolektif bir dezenformasyon örneğidir Mevlana’nın hümanist olduğu iftirası. Niçin iftira? Bakın Prof. Dr. Emine Yeniterzi Hümanizmi nasıl tarif ediyor? "Hümanizm; bir anlayış olarak antik çağlara kadar uzansa da asıl olarak Rönesans'ın ardından on altıncı yüzyılda Avrupa'da ve daha çok da aydınlar arasında gelişen bir düşünce hareketidir. Hareketin felsefî, edebî, ahlâkî ve ideolojik boyutları vardır. Genel anlamda hümanizm; ortaçağda aslından saptırılmış olan Hıristiyanlık anlayışına, tanrı adına insan üzerinde gerçekleştirilen zulme karşı koyuş, daha açık ifade ile insanı birey olarak toplum içinde eriten kilisenin baskısına bir direniş olarak ortaya çıkmıştır. Ortaçağ Hıristiyanlığı insanı ezen, yok sayan, onun fikir ve sanat üretimine izin vermeyen bir tanrı kavramı sunuyordu. Hümanist düşünce de, buna bir tepki olarak insanı ön plâna çıkarır ve tanrıyı reddeder. Bütün ilgilerin merkezini insan olarak kabul eden bu akımda zamanla "yüce insan" kavramından "tanrı insan" kavramına doğru bir akış vardır." Mevlana’ya böylesi içeriği olan bir fikre yakın göstermek "iftradan" başka ne olabilir ki?

Ancak uzun zamandır Mevlana, kendisine söyletilmek istenen mesajlara göre "aşırı yorumlara" maruz bırakılmıştır. Mesela İngiliz gazetesi The Guardian’da yer alan ve Mevlâna’yı İngilizce’ye tercüme eden ilk Kültür Bakanımız Talat Halman’ın, Mevlana’nın temsil ettiği sufizm türünün, "İslâm’ın liberal ruhu"nu yansıttığını söyleyebilmesi ise yapılan Mesnevi okumalarının onu anlamlandırma açısından nerelere kadar zorlanabileceğinin bir işareti olarak görülebilir. Anlaşılan o ki batı kendi projesine göre çarpıtabildiği, kendi pazarlarında satabilmek için paketleyebildiği şeyleri neşvü nema bulduğu ve beslendiği topraktan kopartıp, bambaşka bahçelere taşımakta; İslam’dan devşirdiklerini Budizm gibi batıl inanışlarla harmanlamakta sakınca görmüyor. Dolayısıyla Batının Mevlâna’ya söyletmeye çalıştıklarına değil de onun söylediklerine bakma ihtiyacı günümüzde bir kat daha hassasiyet gerektiriyor. Mevlana Celaleddin-i Rumi: ‘Aşkın Dansı’nın daha fragmanında bile "hümanist" bir Mevlana portresi çizildiğine göre bu "yanlış paketleme" işlemi bu sefer de "yerli" bir film eliyle sürdürülüyor. Halbuki Cihan Okuyucu’nun şu tespitleri bile filmin temelsizliğini vurgular nitelikte: "Hümanizm felsefî bakımından en genel manada insanın mutlak otorite kabul edilmesi, bir nevi, Allah’tan boşaltılan yerin insan tarafından doldurulması anlayışıdır. Bu manada hiçbir İslam aliminin hümanizmle uzaktan yakından ilgisi olamaz. Günlük dilde ise hümanizm insanseverlik olarak anlaşılıyor. Kelimenin bu anlamıyla Mevlana’yı kayd-ı ihtiyatla hümanist sayabiliriz. Kayd-ı ihtiyatla dedim zira bütün sufilerde olduğu gibi Mevlana’nın insan sevgisi mutlak değil, kişinin Cenab-ı Hakla irtibatına göre artıp eksilen bir sevgidir. İnsanı insan yapan mana tarafıdır."

Zaten Mevlana’dan "büyük felsefi düşünür" diye bahsedebilmek için ya felsefeyi bilmemek ya Mevlana’yı tanımamak ya da her iki "meziyete" de aynı anda sahip olmak gerekiyor.

Mevlana’yı hümanizmin zincirlerinden kurtarmanın zamanı geldi de geçiyor bile. Yoksa "Ilımlı İslam" projesinin "mezesi" olmaya mahkûm edilmiş bir Mevlana’ya sahip olmanın bedelini daha kuşaklar boyu ödemek zorunda kalırız.

7 Mayıs 2008

• Yazarın diğer yazıları...

Mevlana’yı hümanizme mahkûm etmek
Öyküde anlatılmayan
10.400 yazar bir ansiklopedide
Aşkın Hâlleri
'Enstanteneler'in Şairi: Kamil Eşfak Berki
Kibrit-i Ahmer nedir?
Hanzala'nın Sırtındaki Filistin
Balık ve tango
Kadim hikâye yeni öykü
Nusret Özcan en gencimizdi
Dergâh yazıları güldestesi
Cam Irmağı Taş Gemi
Haçlılara Kılıç ve Kalem Çekenler
Karganın güldüğü
Robinson Crusoe ve Siyonizm
İki şiir
Salome’den şarkılar
Vakte karşı sözler
Modernizmden modernleşmeye anadolu sermayesi
İki hatırat
Raylı romanlar
Bellekteki huriler
Rasim Özdenören'den kimi poetik notlar
Michel Butor'un Dünyevi Komedyası: "Değişim"
Reklâm bize sırıtan bir leştir
Şehrin kuleleri
Şiir ve folklor
Şiir ve hikmet
'Bir Beyaz Rüya'nın şiirleri
Dilemmanın dublörü
1970’lerden uzun mektuplar
Yalçın Küçük: Bay Yanlışlanmaz
Transparan kadın yazarlar
Vonnegut'un zehiri ve panzehiri
Şiir atlasında İstanbul
Türk erkeklerini ofsayta düşüren futbol
Aşkın demi kudüm
Bu ülkenin aydını
Pop corn versus patlamış mısır
"Keşke Yalnız Bunun İçin"
“Karanlık Sular”dan okunan Japon hikâyesi
Orhan Okay: Hepimizin hocası
Satıraralarıyla "Yeşilçam Günlüğü"
"Gel Zaman"
Sinemadaki derviş: Yücel Çakmaklı
"Optik Patikada Patak"
Roman tek ama tercüme muhtelif
Müteşair şiire düşman
İhraç fazlası "Huruç"
Reklam romanHuruç"
Reklam roman

| geri dön |

| yazdır |

| favorilere ekle |

| yukarı |



BLOG DERGİBİ ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı Adı:
Parola:
Beni hatırla Yeni Üye Kaydı
Parolamı Unuttum
Oturumu Kapat
Blog Dergibi'ye giriş

  Ana Sayfa
  Kitap
  Dosya
  Röportaj
  Şiir
  Şiir Okulu
  Çeviri Şiir
  Öykü
  Haberler
  Deneme
  Yazarlar
  Dergiler
  Eleştiri
  Polemik
  Ajanda
  Gezi Notları
  Anketler
  E-Posta Grubu
  E-Kart
  Sohbet Odası
  Arşiv
  Blog Dergibi
  Arama Servisi
  Medya Dünyası

ARAMA SERVİSİ
Web Dergibi'de

KİTAP ARAYIN!



Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.


Alexa Rating

Hayatı yaşamak kadar saçma bir şey yok, bırakın hayat sizi yaşasın! - Schopenhauer

 Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk 


Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.

© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi
Blog Dergibi / Melih Bayram Dede / TechnoLogic / Medya Dünyası / GebzeRehberi.com / Yeni Şafak Bilişim / Sosyal İm / Flash Oyun / Nitro Model Hobby