| d e r g i b i 1 0 y a ş ı n d a |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Üye olun! |
![]() |
![]() |
| • YAZARLAR |
Bugün: |
|
Vasat bir yazı
Kaç haftadır bu sitede "Yazılarımın yakında burada yayınlanacağına" dair bir duyuru bulunuyordu. Ben de, "Sevgili dostum Melih böyle bir güzellik yapmış, hani ben de iyi bir yazıyla giriş yapayım da bari karşılığını vermiş olayım" dedim. Bir yazı yazdım, sonra şöyle alıcı gözle okudum, "Hayır! Olmadı" dedim kendi kendime. Beğenmedim. Madem reklâmım yapılıyor, daha iyisini yazmalıyım dedim. Bir yazı daha kaleme aldım. Baktım, o da ilk yazım olamazdı. İlk yazıda çok nefis bir giriş yapmalıydım. İyisi, daha iyisi, en iyisi… Derken itiraf edeyim: Beceremedim!
Niye kendimi bu kadar gerdim bilmiyorum. Daha önce birçok defa yaptığım bir şeyi, ilk kez yapamadım. Bir yazı yazamadım. Peki, niye yazamıyordum? ………(Kısa bir sessizlik)…. Bilmiyorum….
Aslında biliyorum. Belki de korkuydu. Ya da beklenileni karşılayamama endişesi…
Bandı geriye sardım ve hayatımı bir film şeridi gibi gözümün önünden geçirdim. "İlk"lerimi hatırladım. Acaba tüm "İlk"lerde bir korku yaşamış mıydım?
Galiba yaşadım. Hatırlıyorum, hepsinde bir ateş basmıştı. Heyecan, korku, gerginlik, ağızda kuruluk, tüylerin diken diken olması ve her şeyin ötesinde o berbat duygu. Nedenini bilemediğim endişe…
Bir ara "mükemmeli" mi arıyorum diye düşündüm. Sonra kendi kendime sordum "İnsan niye mükemmel olmak ister ki?". Aslında hayatım boyunca hiç mükemmel olmak istemedim. Beni sınırlayacak bir ifadeydi "mükemmel". Düşünün, hiç hata yapma şansınız yok. Ne kötü. Mükemmel bir insanın konuşurken dilinin sürçmemesi gerekir, ama ben konuşurken hata yaparım. Mükemmeli arayan birinin hayatı hep başarılarla dolu olmalı, ödüllerle, belgelerle. Ama bunların hiçbiri bende yok. Bidakka… Bir ödülüm vardı. Lisedeyken okulun örnek öğrencisi seçilmiştim, bir ay sonra bir vukuatım oldu, disiplinlik oldum :) yani anlayacağınız benden mükemmel bir insan olmaz.
Dizilere, filmlere bakıyorum. İzleyicilere sunulan "mükemmel insan" modellerine. Hiç konuşmayan, acayip bir bakış atan (o bakışa da "karizmatik bakış" diyorlar ki o daha da büyük bir facia), insani olan yanlarını köreltmiş (ki bu da zafiyet sayılıyor) tiplemeler mükemmel sınıfına dahil ediliyor. Onlara baktıkça "mükemmel" lafından daha da nefret ediyorum.
Ya da işyerlerinde "mükemmel eleman" arayanlara tahammül edemiyorum. Mükemmel eleman tarifi de şu: Analitik düşünebilen (bu kavramı tam olarak açıklayan bir Allah'ın kuluna rastlamadım), ekip çalışmasına uygun (yani amirlerinin her yediği naneyi görmezden gelme vasfına haiz), sürekli proje üretecek (istediği kadar proje üretsin bir tanesi dahi ciddiye alınmaz), 24 saat işini düşünecek (uyku da dahil), mesai kavramı olmayan (işe geliş saati: 8, çıkış saati: Allah(cc) bilir), prezantabl (hanımlarda güzellik ve müşteriyi etkileyecek çekicilik, erkeklerde eşkali düzgün olsun yeter)…vs vs. Hayır, ben şirketlerin aradığı mükemmel insan tipi de değilim.
Ve yazdıklarım da mükemmel değil.
Ondan dolayı, benden burada mükemmel yazı bekleyenleri hayal kırıklığına uğratmış olabilirim.
Ama onlardan "vasat" bir insan gibi şimdiden "özür dilerim"…
2 Ekim 2005
|
Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz. Alexa Rating
|