d e r g i b i   1 0   y a ş ı n d a  

  Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Üye olun! 
Dergibi.com - ISSN 1303-6211    
• YAZARLAR  

Bugün:

DERGİBİ YAZARLARI
Yazıyorum, öyleyse varım!
Melih Bayram Dede
Karanlık Oda
Ferhat Ünlü
Sevgilim Hayat
Fadime Özkan
Mutsuzluk Oyunları
Ömer Sercan
Bilir Kişi
Hüseyin Akın
Mürekkep Lekesi
Suavi Kemal Yazgıç
Yazgı
Özlem Albayrak
Beriki Taraf
Orhan Karagöl
Söz Misali
Ali Ömer Akbulut
Mavi Kalem
Mehmet Aycı
Seyr-ü Sefer
Sefer Kayaoğlu
Vesselâm
Kâmil Doruk
Cem Vefa


Ayrıntılar için
hemen tıklayın!


KİTAPLIK
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
Hiç, Carmen Laforet
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
Çağdaş Yorumbilim Kuramları, Prof. Dr. Osman Bilen
Daha fazla kitap için tıklayın!

SEYR-Ü SEFER
Melih Bayram Dede
SEFER KAYAOĞLU
seferkayaoglu
@hotmail.com

Vasat bir yazı

Kaç haftadır bu sitede "Yazılarımın yakında burada yayınlanacağına" dair bir duyuru bulunuyordu. Ben de, "Sevgili dostum Melih böyle bir güzellik yapmış, hani ben de iyi bir yazıyla giriş yapayım da bari karşılığını vermiş olayım" dedim. Bir yazı yazdım, sonra şöyle alıcı gözle okudum, "Hayır! Olmadı" dedim kendi kendime. Beğenmedim. Madem reklâmım yapılıyor, daha iyisini yazmalıyım dedim. Bir yazı daha kaleme aldım. Baktım, o da ilk yazım olamazdı. İlk yazıda çok nefis bir giriş yapmalıydım. İyisi, daha iyisi, en iyisi… Derken itiraf edeyim: Beceremedim!

Niye kendimi bu kadar gerdim bilmiyorum. Daha önce birçok defa yaptığım bir şeyi, ilk kez yapamadım. Bir yazı yazamadım. Peki, niye yazamıyordum? ………(Kısa bir sessizlik)…. Bilmiyorum….

Aslında biliyorum. Belki de korkuydu. Ya da beklenileni karşılayamama endişesi…

Bandı geriye sardım ve hayatımı bir film şeridi gibi gözümün önünden geçirdim. "İlk"lerimi hatırladım. Acaba tüm "İlk"lerde bir korku yaşamış mıydım?

Galiba yaşadım. Hatırlıyorum, hepsinde bir ateş basmıştı. Heyecan, korku, gerginlik, ağızda kuruluk, tüylerin diken diken olması ve her şeyin ötesinde o berbat duygu. Nedenini bilemediğim endişe…

Bir ara "mükemmeli" mi arıyorum diye düşündüm. Sonra kendi kendime sordum "İnsan niye mükemmel olmak ister ki?". Aslında hayatım boyunca hiç mükemmel olmak istemedim. Beni sınırlayacak bir ifadeydi "mükemmel". Düşünün, hiç hata yapma şansınız yok. Ne kötü. Mükemmel bir insanın konuşurken dilinin sürçmemesi gerekir, ama ben konuşurken hata yaparım. Mükemmeli arayan birinin hayatı hep başarılarla dolu olmalı, ödüllerle, belgelerle. Ama bunların hiçbiri bende yok. Bidakka… Bir ödülüm vardı. Lisedeyken okulun örnek öğrencisi seçilmiştim, bir ay sonra bir vukuatım oldu, disiplinlik oldum :) yani anlayacağınız benden mükemmel bir insan olmaz.

Dizilere, filmlere bakıyorum. İzleyicilere sunulan "mükemmel insan" modellerine. Hiç konuşmayan, acayip bir bakış atan (o bakışa da "karizmatik bakış" diyorlar ki o daha da büyük bir facia), insani olan yanlarını köreltmiş (ki bu da zafiyet sayılıyor) tiplemeler mükemmel sınıfına dahil ediliyor. Onlara baktıkça "mükemmel" lafından daha da nefret ediyorum.

Ya da işyerlerinde "mükemmel eleman" arayanlara tahammül edemiyorum. Mükemmel eleman tarifi de şu: Analitik düşünebilen (bu kavramı tam olarak açıklayan bir Allah'ın kuluna rastlamadım), ekip çalışmasına uygun (yani amirlerinin her yediği naneyi görmezden gelme vasfına haiz), sürekli proje üretecek (istediği kadar proje üretsin bir tanesi dahi ciddiye alınmaz), 24 saat işini düşünecek (uyku da dahil), mesai kavramı olmayan (işe geliş saati: 8, çıkış saati: Allah(cc) bilir), prezantabl (hanımlarda güzellik ve müşteriyi etkileyecek çekicilik, erkeklerde eşkali düzgün olsun yeter)…vs vs. Hayır, ben şirketlerin aradığı mükemmel insan tipi de değilim.

Ve yazdıklarım da mükemmel değil.
Ben sadece "vasat"ı yakalamak istiyorum. Orta yolu, sadeliği, hatasıyla ve sevabıyla bu hayatı.

Ondan dolayı, benden burada mükemmel yazı bekleyenleri hayal kırıklığına uğratmış olabilirim.

Ama onlardan "vasat" bir insan gibi şimdiden "özür dilerim"…

2 Ekim 2005

| geri dön |

| yazdır |

| favorilere ekle |

| yukarı |



BLOG DERGİBİ ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı Adı:
Parola:
Beni hatırla Yeni Üye Kaydı
Parolamı Unuttum
Oturumu Kapat
Blog Dergibi'ye giriş

  Ana Sayfa
  Kitap
  Dosya
  Röportaj
  Şiir
  Şiir Okulu
  Çeviri Şiir
  Öykü
  Haberler
  Deneme
  Yazarlar
  Dergiler
  Eleştiri
  Polemik
  Ajanda
  Gezi Notları
  Anketler
  E-Posta Grubu
  E-Kart
  Sohbet Odası
  Arşiv
  Blog Dergibi
  Arama Servisi
  Medya Dünyası

ARAMA SERVİSİ
Web Dergibi'de

KİTAP ARAYIN!



Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.


Alexa Rating

İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır. - Victor Hugo

 Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk 


Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.

© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi
Blog Dergibi / Melih Bayram Dede / TechnoLogic / Medya Dünyası / GebzeRehberi.com / Yeni Şafak Bilişim / Sosyal İm / Flash Oyun / Nitro Model Hobby