| d e r g i b i 1 0 y a ş ı n d a |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Üye olun! |
![]() |
![]() |
| • YAZARLAR |
Bugün: |
|
Dokuz sekiz toprak, yarım anne…
Anneler, oğullarını gelinlerine sıkışmış reçel kavanozlarını açsın diye doğururlar. O gelinler de gelin aldıklarında sıkışacaktır yine reçel kavanozlarının kapağı. Kız çocuklarının da yeri başka biliyorum ama bir oğlun elini öpmesi sanki daha çok anlatıyor anneyi. Anneler de sanki daha bir kıvanıyor oğullarının düğününde, gelinleriyle yaşayacakları laflı, sözlü, netameli günlerin bir garip sevinci, heyecanıyla… 'Gel bakalım gelin' tarzında dursalar da, her şeye rağmen iyilikçi bir telaşla dolanıyorlar düğün konuklarının masaları arasında…
TEM, Marmara'yla Karadeniz'in arasından kıvrıla kıvrıla sokulur içlerine Trakya'nın. Bu aylarda göğe doğru uzamış iki karışçık boylarıyla buğdaylar, yemyeşil alkış tutarlar rüzgarlana rüzgarlana, bu bereketli, anaç topraklara… Öyle neşelidir ki mayıs başlarında Trakya toprağı, dokuz sekizliktir, kendi gönlünce ritm tutar, güp güp atar. Trakya kocaman bir evse, her yanı yarık, altı üstüne getirilmiş bu toprak, buğdayı, pancarı, mısırı, gündöndüsüyle, şımarık bir çocuk gibi sevinçten altını üstüne getirir o kocaman evin.
Anne gibidir her yerde toprak. Kürekle, motorla ezer geçersin, yine de verir sana neyi varsa. Kara bir anne kucağıdır toprak da. Doğurur, besler, büyütür, sonra bir sabah erkenden gelir biri alır götürür onca emeği.
Kısık mavi gözleriyle bir yandan çiçekleri demetlemeye devam ederken bir yandan da telaşlı telaşlı konuşuyordu: "Tabi, teyze anne yarısıdır." Bu anneler gününde 'annemin yarısının' yanındayım ben de. Küçük bir rahatsızlığa bir demet çiçek ilaç olmaz belki ama olsun, biraz ağrılarını alır belki. Çiçekçi, dayımla konuşuyor, bizim köydenmiş o da, dayım beni anlatınca, yüzünde yıllar öncesinden kalan bir gülümseme çıkıp geliyor çocuk adımlarla, devrile devrile, yuvarlana yuvarlana, düşe kalka: "Çok selam söyle annene, Çakır'ın Fikret de, yan harmandan" Annemin çocukluk arkadaşından 'annemin yarısı'na çiçek almak. Büyüyor mu oluyorum, yoksa hala küçük mü saymalı beni karşımdaki bu kır saçlı çocuk, anlayamıyorum.
İncecik bir sarıya kesmiş yüzü yine de sıhhatli bir gülüş içinde kapıda bizi karşılayan teyzemin. Annem oradaysa yarısı da burada işte, bu sene de böyle olsun. Bir küçük kız çocuğuyken şimdi o da bir anne. Ve lafı döndürüp dolaştırıp getiriyor nikâh salonlarına… Artık askerliğini de yapmış oğlu adına genç kızlara, açıklanması pek de kolay olmayan bir gelin iştahıyla bakan bu kadın teyzem. Bir kahve içimiydi misafirliğimiz, çiçekler için teşekkür ediyor.
İlk başlarda daha çok söylerdi, şimdilerde azalttı, sigara yakışımda "İçme be çocum şu zıkkımı"dır annem: Bir kış günü kışlaya gelen, iyice sarıp sarmalanmış bir paketin içinden çıkan yeşil yün kazak, fanila ve birkaç kalın çoraptır. Eve gidişimin öğlene doğru uyanılmış kahvaltılarında mutfaktan yayılan patates kızartması kokusudur. "Hadi artık ben daha fazla bekleyemem"dir: "Yuvanı kur."
Annesi aramızda olmayanlar için "Yorganın olsun duam, mezarında üşüme" temennisi, uzakta olanlara, "Annemin yelkeni olsa, açsa da gelse" türküsü, yan komşuya geçmişlere "Anneee, ne zaman gelcen?" çağrısı, yanında olanlara "Ne yemek yaptın?" sorusu…
10 Mayıs 2005
|
Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz. Alexa Rating
|