| d e r g i b i 1 0 y a ş ı n d a |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Üye olun! |
![]() |
![]() |
| • YAZARLAR |
Bugün: |
|
Bir zamanların elveda salınımları
Urfa'ya Paşa Geldi, Van yöresinin uzun hava vari enfes bir türküsüdür: "Hani mendilim hani anom / Durmaz parmağım kani / Benim sevdiğim sensin anom / Senin sevdiğin hani"
Kendi köyünden, kasabasından iki kilometre uzağa gitmeden yaşayıp ölen, ama gizli gönül pencereleriyle hayatın dört bir yanını görmüş Anadolu köylülerinin, 'ıslak' türküleri. Yüzyıllardır hep mendillerle üzülmüş, sevinmiş, sevilmiş, hep bir tutam bez parçasına dökmüş içini, "Mendilimde gül oya, al beni kıyamam seni" , "Kız mendil/ kaldır kolların indir"…
Bayram günlerinde öpülen buruşuk, titrek bir elin küçük ceplere usulca bıraktığı bez parçaları, mendiller… Arasına sıkıştırılmış on liralar, bin liralar, milyonlar…
Halamın, tertemiz yıkadıktan sonra ütüleyip katlayarak çekmecelere dizdiğini hatırlarım mendilleri…
Hapşırıp duran üşütmüş ruhlarımızı, katlarının arasında sıkışmış kalmış anılar ve onları ceplerimize sıkıştıran yaşlı ellerle hatırlayarak ısıtırız, şimdi bir tür medikal malzeme olmuş mendilleri…
Türkan Şoray ile Bulut Aras'ın oynadığı Sultan (1978), kenar mahallelerde yaşayan insanların yaşamını anlatır. Filmin bir sahnesinde, Adile Naşit ve dört çocuklu dul Türkan Şoray, komşularıyla birlikte gece sinemaya giderler. Gişenin önünde o akşam oynayan filmin afişi önüne gelirler, Derbeder adında bir film oynamaktadır. Afişe bakan Adile Naşit, "İyi iyi, bu akşam çok ağlarız, mendillerimizi de getirdik" der.
Son on yılda kağıt endüstrisindeki teknolojik devinime kurban giderek artık seneler öncesinde kalmış silüetleriyle hatırlanan mendiller. Elimizde isteksiz salınışlarıyla ayrılış seremonilerimizin ıslak bezleri… Yaşamımızdan iyice çekildiler artık, şimdi görünmez parmakların ucunda titreyerek elveda diyorlar bize. Hayatımıza tekrar geri dönmeye niyetsiz bir elveda salınımı bırakarak gidiyor mendiller.
Oysa ne çok şey yapardık mendillerle. Yere atılır 'sana gönlüm var' niyeti olurdu, "Mendil Kapmaca" denir oyun olurdu mendil… Üsküdar'a gideriken bulunur, içine de lokum doldurulurdu bir güzel…
Batı Trakya taraflarında iki kez kız istemeye gitmiş erkek tarafına üçüncü gidişte bir tepsi üzerinde üçgen katlanarak sunulmuş "Tamam bu iş oldu" mesajıdır beyaz mendil…
Doğu'dan Batı'ya asırlardır hep susmuş kocaman bir coğrafya, niyetini hep bir tutam bez parçasına söyletmiş durmuş.
Şimdi ya söyleyecek niyetimiz yok, ya söylemeye niyetli değiliz…
Şimdi mendil, İstiklal Caddesi'nde yürürken bir anda yanınızda bitiveren küçük bir çocuğun "Ne olur bir tane alın…" yalvarışında…
Şimdi mendil, "Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar/ Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar /Mendilimde kan sesleri" deyip gidişinde Edip Cansever'in.
İyi ama, ne ki şimdi bu durduk yere mendil hikayesi…
24 Eylül 2004
|
Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz. Alexa Rating
|