d e r g i b i   1 0   y a ş ı n d a  

  Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Üye olun! 
Dergibi.com - ISSN 1303-6211    
• YAZARLAR  

Bugün:

DERGİBİ YAZARLARI
Yazıyorum, öyleyse varım!
Melih Bayram Dede
Karanlık Oda
Ferhat Ünlü
Sevgilim Hayat
Fadime Özkan
Mutsuzluk Oyunları
Ömer Sercan
Bilir Kişi
Hüseyin Akın
Mürekkep Lekesi
Suavi Kemal Yazgıç
Yazgı
Özlem Albayrak
Beriki Taraf
Orhan Karagöl
Söz Misali
Ali Ömer Akbulut
Mavi Kalem
Mehmet Aycı
Seyr-ü Sefer
Sefer Kayaoğlu
Vesselâm
Kâmil Doruk
Cem Vefa


Ayrıntılar için
hemen tıklayın!


KİTAPLIK
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
Hiç, Carmen Laforet
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
Çağdaş Yorumbilim Kuramları, Prof. Dr. Osman Bilen
Daha fazla kitap için tıklayın!

MUTSUZLUK OYUNLARI
Ömer Sercan
ÖMER SERCAN
serjano@
hotmail.com

Geldim yarım, kaldım yarım, uykuda mısın sevgili yarim...

Kızların kendilerine duydukları özgüven, kullandıkları şampuanla yakından ilgilidir. Şampuanın kalitesi ve fiyatı arttıkça saçlara verdiği o hacim, dolgunluk da artacak, buna bağlı olarak da özgüvenler gelişecektir. Kaliteli bir şampuanı kullanmayı kendisine ilke edinmiş bir genç kız, çocuk da yapabilir kariyer de. Piyasadaki en pahalı, en kaliteli şampuanı sürekli kullanan bir genç bayan, fikri hür vicdanı hür bir fert olarak yaşam merdivenlerini soluksuz çıkar, -yasalar da elveriyorsa eğer- reisicumhur bile olabilir.

Televizyonda reklamlara bakıyorum da, enflasyonist etkilerle bir türlü beklenen canlanmayı yaşayamamış durgunluk içindeki piyasalarımıza hareket getirmek için türlü türlü atraksiyonlar içeriyorlar. Bir deterjanın çamaşırları nasıl da temizlediğini anlatmak için metrelerce uzunlukta bir çarşaf, trafiğe kapalı bir alanda sokak sokak gezdiriliyor. Üstüne her çeşit leke yapıcı fırlatılıyor balkonlardan. Hatta bu kahraman temizlik neferlerinin üstüne kızgın yağ bile dökülüyor. Sonunda bu dev çarşaf, o deterjanla yıkanarak bembeyaz oluyor ve deterjanın temizleyici etkisi kanıtlanırken, yüzlerce kadın da bu cansiperane zaferlerini alkışlarla kutluyorlar.

Yapılan bir araştırmada, reklamların yüzde 70'inin kadınlar ve çocuklara hitap ettiği belirlenmiş. Kalan yüzde otuzunda da yetişkin erkekler için üretilen ürünler sunuluyormuş. Onların da çoğu kadınlara sunduruluyor. Arabasının üzerine birinin düşme tehlikesi olduğunu gören bayan, hemen koşup arabasını emniyete alıyor. Bir erkek bunu yapar mı?

Siz hiç yeni aldığı soğutucunun bir üst modeli çıkmış diye ağlayan ya da bosweloklu, şeltoxlu cilt bakım seti almak isteyen bir adam gördünüz mü? Peki saçlarının rengini sigortalattığını söyleyip sevinen bir abiniz, amcanız oldu mu?

Erkekler üretiyor, kadınlardan da alabildiğince tüketmeleri isteniyor. Üretim erkeksi, tüketim ise dişi bir süreç gibi görünüyor, durum onu gösteriyor.

Sadece reklamlarda da değil. Bir akşam iş çıkışı biraz yürüyeyim dedim. Terlikçisinden penyecisine mağazalar ve vitrinler, sanki yalnızca kadınların yaşadığı bir şehir için pazarlıktılar.

Buzdolabının evde ortak kullanıma ait bir eşya olduğunu düşünen biz bekar erkekler fena halde yanılıyoruz bence. O kadınındır, onun beğenisine göre alınacaktır. Oturma odası, salon takımı, sandalye, koltuk, hatta su bardağı gibi, evde ortak kullanım alanında görünen tüm eşyaların alımında biz erkekler tercihi hep sevgili partnerlerimizin onayına bırakırız.
"Evet tatlım çok güzel beğenmişsin" "Buz beyazı mı, evet harika olur doğrusu" falan deyip geçiştiririz. Peki biz bilmez miyiz, evin duvarlarının kırmızıya boyanmayacağını, ya da plastik veya saten boyanın daha temiz ve estetik olduğunu? Biliriz tabii ama, kadının kendini tüm benliğiyle bu işlere verişine engel olmak istemez, onun ev eşyalarıyla duvarların boyası arasında oluşabilecek muhtemel renk uyuşmazlıklarının önüne nasıl da bir hükümdar gibi geçtiğini seyrederiz bıyık altından.

Ya şu penyeciler. İşlek bir caddede boş bulunan üç metrekarelik bir dükkan ertesi gün hemen penyeci oluveriyor. Türlü türlü motifler ve renklerle badiler (body), jile, lila, camgöbeği, v yaka, yarım kol, merserize, triko, döpiyes, abiye, ekose, puantiye, şantiye...

Minareden at beni, in aşağı tut beni.

Bir ayakkabı alacağım diye Bakırköy'de bulamayıp Beşiktaş'a gittiğimi bilirim. Terlikçiden, penyeciden geçilmiyor ki ortalık. Erkek giyimi satan mağazalara bakın, ne kadar sakin ve sıkıcı görünürler. Birkaç renkte gömlek ile düz ya da çizgili iki farklı kumaştan kesilmiş takım elbiseler. Siyah, kahverengi tonları ayakkabılar. Gerçi kırmızı erkek ayakkabısı da var ama ben şahsen giymem. Gündüz kırmızı ayakkabı giymiş bir erkek arkadaşlarıyla karşılaşan kızların, akşam evde biraraya geldiklerinde şinanay şinanay gülüşeceklerini hatırlatayım. "Ay Berke'nin ayakkabısı neydi öyle, domates gibi"

Teflon tava, yolluk, nihale, yastık kılıfı, pike, duvar saati, yemek takımı, pasta tabağı, salata kasesi, mutfak dolabı, portmanto, kahve takımı, perde, baharat takımı, masa örtüsü, elektrikli süpürgeyi hep kendilerine bir elbise alır gibi alır, eve gelince de bizden bu aletleri kullanarak ev işlerine yardımcı olmamızı beklerler.

Kıyafetleri de onlarcadır ama hala eksik birşeylerinin olduğuna inanırlar. Alışveriş alışverişi getirir; mavi bir çantayı beğenip sekizinci çantalarını alırlar, sonra o çantayla renk uyumunu sağlayacak bluz, etek, pantolon ve ayakkabılar alınır. Bayanlar için kıyafet, fulardan ayakkabıya kadar uyumlu bir kompozisyon demek olduğundan, yüzlerce giyim eşyasından oluşan onlarca giysi kompozisyonları vardır. "Ay şunun altına bu olmadı"

Askılı bir tişört giyip, kopçası ayak başparmağının arasından geçerek ayağa tutturulmuş terlikimsi bir şey giymiş bir şekilde tiril tiril işe gidebilen bir erkek var mı bu yaz sıcaklarında?

Şampuan, deterjan, terlik, yüz maskesi, cilt sıkılaştırıcı, dudak parlatıcı, saç şekillendirici. İnsan ayak tırnağına bile boya sürer mi ya?

Fakat sevindirici bir gelişme olarak da şunu görüyorum ki, artık çoğu bayan, üzerinden sarkan küçük bir kısmıyla dizileri, filmleri bizimle beraber seyreden o televizyonun üstündeki dantele giderek cephe alıyor, anlamsız buluyor. Kutluyorum.

Yine de biz erkekler, bu sevimli alışveriş canavarları olmadan yaşayamayız hayatı... Belki de yaşamın estetik ameliyatını kadınlara bırakıp, kendi cerrahi müdahalelerimizi sürdürmeliyiz.

Ama kırmızı ayakkabı giymem...

1 Temmuz 2004

• Yazarın diğer yazıları...

Zaman cadısının tozlu süpürgesi…
Arı Maya resimli kokulu silgi…
Dokuz sekiz toprak, yarım anne…
Bir zamanların elveda salınımları
Geldim yarım, kaldım yarım, uykuda mısın sevgili yarim...
Gitmekler...
Müzikli resimli öznel tarih dökümü...
6 Edebiyat A
Süpürgesi yoncadan Eminem...
'Penaltı mıydı? / Hakemler de insan'
Kızıltepe'den çıkarken dönüp dönüp baktım Mardin'e...
Adalar kıyılarında pavurya avcıları...
Ben evlenemem anne, faizler düşürüldü!
Urfa türkülerine, Tom Waits'e, sakin olmaya...
Ordan burdan...
Denzel Washington, SSK Primi ve Patronum...
Bir dükkandan çıkan sosyal açılımlanmaların psiko-şahsi politiği
Sevdiğim şeyler...
Hani gülen gözlerin...
Kim soğutuyor sokakları...
Nash dengesi: Aşk ve ölüm sıfırı
Orhan Ayhan, Muhammed Ali ve Amerika Birleşik Devletleri
Görmedin gözlerimde sana kurduğum dünyayı
Aşk parasızların sevimli maskesi

| geri dön |

| yazdır |

| favorilere ekle |

| yukarı |



BLOG DERGİBİ ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı Adı:
Parola:
Beni hatırla Yeni Üye Kaydı
Parolamı Unuttum
Oturumu Kapat
Blog Dergibi'ye giriş

  Ana Sayfa
  Kitap
  Dosya
  Röportaj
  Şiir
  Şiir Okulu
  Çeviri Şiir
  Öykü
  Haberler
  Deneme
  Yazarlar
  Dergiler
  Eleştiri
  Polemik
  Ajanda
  Gezi Notları
  Anketler
  E-Posta Grubu
  E-Kart
  Sohbet Odası
  Arşiv
  Blog Dergibi
  Arama Servisi
  Medya Dünyası

ARAMA SERVİSİ
Web Dergibi'de

KİTAP ARAYIN!



Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.


Alexa Rating

Yazmasam deli olacaktım. - Sait Faik Abasıyanık

 Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk 


Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.

© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi
Blog Dergibi / Melih Bayram Dede / TechnoLogic / Medya Dünyası / GebzeRehberi.com / Yeni Şafak Bilişim / Sosyal İm / Flash Oyun / Nitro Model Hobby