d e r g i b i   1 0   y a ş ı n d a  

  Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Üye olun! 
Dergibi.com - ISSN 1303-6211    
• YAZARLAR  

Bugün:

DERGİBİ YAZARLARI
Yazıyorum, öyleyse varım!
Melih Bayram Dede
Karanlık Oda
Ferhat Ünlü
Sevgilim Hayat
Fadime Özkan
Mutsuzluk Oyunları
Ömer Sercan
Bilir Kişi
Hüseyin Akın
Mürekkep Lekesi
Suavi Kemal Yazgıç
Yazgı
Özlem Albayrak
Beriki Taraf
Orhan Karagöl
Söz Misali
Ali Ömer Akbulut
Mavi Kalem
Mehmet Aycı
Seyr-ü Sefer
Sefer Kayaoğlu
Vesselâm
Kâmil Doruk
Cem Vefa


Ayrıntılar için
hemen tıklayın!


KİTAPLIK
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
Hiç, Carmen Laforet
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
Çağdaş Yorumbilim Kuramları, Prof. Dr. Osman Bilen
Daha fazla kitap için tıklayın!

MUTSUZLUK OYUNLARI
Ömer Sercan
ÖMER SERCAN
serjano@
hotmail.com

Gitmekler...

Fransız şair-eleştirmen Paul Valery, insanları üçe ayırıyor; Yaşayanlar, ölüler ve denize açılanlar. Ben de bu enfes tasnifi haddim olmayarak şöyle yorumladım, denize açılmıyorsanız eğer, yaşayan bir ölüsünüz siz.

Denize açılmak… Ama öyle Beşiktaş'tan şehir hatları vapuruna binip, güvertede on dakika kadar kendinizi hayatın güzel olduğuna inandırmaya çalıştıktan sonra Kadıköy'de inmek değil. Baktığınızda karşı yakayı göremediğiniz bir ummana yelken açmak burada muradım.
Belediye otobüsü kuyruklarında, sabah-akşam trafiklerinde, kalabalıklar arasında sıkışıp kalmış ruhlarımızın yelkenini, nereden estiği bilinmez bir macera rüzgarı şişirsin, açılıp gidelim isteriz.

Eski bekar evimizde hafta sonları ev arkadaşlarımla beraber bize yakın oturan bir abimizin evine giderdik. Bostancı sahilinde banliyö hattının hemen yanında bir apartmanın giriş katında şirin bir evde otururdu. Arka odasından da küçücek bir kapı, sarmaşıklarla örtülmüş kırlangıç yuvası kadar bir bahçeciğe açılırdı. Ruhumuzun en sevdiği gün olan pazarları, sabah kahvaltısının ardından bedenimizi de ödüllendirir, kaşına kaşına gazete okurduk bahçe balkonunda. Önümüzde yükselen toprağın üzerinde bitmiş çepeçevre sarmaşıkların, denizi görmemize engel olsalar da bize bir küçük kara parçası kurtardıklarını sonradan farkettik. Şu telaş içindeki İstanbul'da dilediğimizce ekip biçtiğimiz bir gönül bahçesiydi o, içimizden gizli gizli neşelenir, çocuklaşır, güneşin altında saatlerce oturur, sıkıntılı ruhlarımızı beyazlatır asardık çamaşır iplerine. Orada öylece oturduğumuz halde kimbilir nerelere gitmişizdir...

Kim kimden hoşnut değil, canımızı sıkan ne, nesini beğenmeyiz yaşamımızın da gitmek isteriz buralardan. Nedir bu gitmek arsızlığı. Kendimizi bırakabilsek bir otogar emanetçisine de çıksak yola. İçimden başka birilerini uğurlamaktan bıktım, biraz da ben düşeyim yollara…

En son, şehrin kenarında böyle gidemeyenlere getirilmiş bir kır lokantasının tahta masasında otururken gitmiştim, pencerenin önündeki saksıda şımaran bir sardunya fotoğrafı götürmüştü beni. Yalnızken iyi de bu tek başına yolculuklar, birkaç arkadaş oturuyorken geldiğinde görünmez faytonları gitmenin, 'Hoop olum uçtun gene'lerle durur aniden takır tukur sesleri.
Beş küçük masum harftir oysa ama bir araya geldiğinde nasıl da suça teşvik eder adamı...

Çok uzaklardan birinin gelmesi de gitmektir karşılayan için, gitmek getirir o da. Gitmek ömrün kısalığıdır, kalmak ömrü uzatır da uzatır.
Kimse gitmenizi istemez bir de. Şarkıdaki gibi git,git,git diye yinelenirken sözcükler dudaklardan ansızın kaçıveren bir küçük olumsuzluk takısıyla değişir düşünceler. Sıkıysa git.

Mesafesi de duruma göre değişir ruhun bu kendi vesaitleriyle yaptığı yolculukların. Kimi zaman hayal edebildiğimiz en uzak diyarlara gitmeyi düşler, kimi zaman da birkaç durak ötedeki tatlıcıda olmayı çeker canımız.
Her zaman bir yer değildir gidilecek, bu sanal biletlerde yazan. Bir mekana, hatta bazen anlara bile gidilir ki en keyifli yolculuklardan biridir.
Bazen bir yere gitmenin kendisinden de zevkli hale gelir ki bu tür gitmeler, 'Şimdi İstanbul'da olmak vardı anasını satayım' olur yol türküsü. Öyle bir anda yazılmıştır ki bu şarkı, gidişin kendisinden de güzel gelir kulağa. Hatta daha da kötüsü bu şarkıyı, İstanbul'da olduğun halde yitip gitmiş bir İstanbul'un peşinden yollara düşmüş söylerken bulmaktır kendini.

Oturduğun yerden yolları memleket etmektir böyle gitmekler. Bir yola çıkar, gider kendini bulursun vardığın yerde, oysa ki bırakmıştın...
Gider dururuz içimizde yaşayan başkalarını bulmak için, ama yine de başka birinin elleriyle tutmak istemeyiz bir başkasını.
Nereye gitsek bir bekleyen karşılar bizi, bize de çokça benzeyen biri.
Vakit dolmuş, gitmeliyim...

20 Nisan 2004

• Yazarın diğer yazıları...

Zaman cadısının tozlu süpürgesi…
Arı Maya resimli kokulu silgi…
Dokuz sekiz toprak, yarım anne…
Bir zamanların elveda salınımları
Geldim yarım, kaldım yarım, uykuda mısın sevgili yarim...
Gitmekler...
Müzikli resimli öznel tarih dökümü...
6 Edebiyat A
Süpürgesi yoncadan Eminem...
'Penaltı mıydı? / Hakemler de insan'
Kızıltepe'den çıkarken dönüp dönüp baktım Mardin'e...
Adalar kıyılarında pavurya avcıları...
Ben evlenemem anne, faizler düşürüldü!
Urfa türkülerine, Tom Waits'e, sakin olmaya...
Ordan burdan...
Denzel Washington, SSK Primi ve Patronum...
Bir dükkandan çıkan sosyal açılımlanmaların psiko-şahsi politiği
Sevdiğim şeyler...
Hani gülen gözlerin...
Kim soğutuyor sokakları...
Nash dengesi: Aşk ve ölüm sıfırı
Orhan Ayhan, Muhammed Ali ve Amerika Birleşik Devletleri
Görmedin gözlerimde sana kurduğum dünyayı
Aşk parasızların sevimli maskesi

| geri dön |

| yazdır |

| favorilere ekle |

| yukarı |



BLOG DERGİBİ ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı Adı:
Parola:
Beni hatırla Yeni Üye Kaydı
Parolamı Unuttum
Oturumu Kapat
Blog Dergibi'ye giriş

  Ana Sayfa
  Kitap
  Dosya
  Röportaj
  Şiir
  Şiir Okulu
  Çeviri Şiir
  Öykü
  Haberler
  Deneme
  Yazarlar
  Dergiler
  Eleştiri
  Polemik
  Ajanda
  Gezi Notları
  Anketler
  E-Posta Grubu
  E-Kart
  Sohbet Odası
  Arşiv
  Blog Dergibi
  Arama Servisi
  Medya Dünyası

ARAMA SERVİSİ
Web Dergibi'de

KİTAP ARAYIN!



Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.


Alexa Rating

Uşağım bile olsa, yanlışlarımı düzelten efendim olur. - Goethe

 Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk 


Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.

© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi
Blog Dergibi / Melih Bayram Dede / TechnoLogic / Medya Dünyası / GebzeRehberi.com / Yeni Şafak Bilişim / Sosyal İm / Flash Oyun / Nitro Model Hobby