|
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
|
| |
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
|
| |
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
|
| |
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
|
| |
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
|
| |
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
|
| |
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
|
| |
Hiç, Carmen Laforet
|
| |
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
|
| |
Çağdaş Yorumbilim Kuramları, Prof. Dr. Osman Bilen
|
| |
|
|
 |
Müzikli resimli öznel tarih dökümü...
"Canım sese mi geldin / Kadem basa mı geldin
Sağ olsam gelmez idin / Öldüm yasa mı geldin"
Fena halde bir geç kalınmışlığa darılıp da yine de kıyamamış bir sevda türküsü
bu. Geçen onca yılın ardından avuçların içinden aniden havalanmış bir gençlik
kuşu. Ben de binip kanadına yine uçtum geçmiş yılların rüzgarlı takvimlerinin
içinde...
Sanki çok görüp geçirmişim de, bu aralar yine ikide bir dönüp geriye bakıyorum.
Oysa saçlarımda böyle anlamsız iç çekişler için yeterince ak da yok. Şunun
şurası otuz daha, o da dolmadı henüz, elliyi görürsem kırkdokuzu özleyeceğim
galiba arsız bir hayat delisi gibi. Bu hayat arsızlığının yalnızca bana özgü
olmadığını da biliyorum. Bu bizim sevgili avanak 'X' kuşağımızın sersemliği,
kiminle konuşsam neşesiz, sıkkın, birazdan geri verecekmiş gibi emanet gülümser.
Aklı havalarda ortaokul aşkları gibi geçti zaten ilk onbeş yılı otuzun. Ehliyet
almak için Kimya okuduğum İzmir'den eve, babamın memuriyette bulunduğu
Eskişehir'in o kıraç beldesine gelmiştim daha dün, Basmane'den binip İç Anadolu
Mavi Trene. Kompartımanda kimsenin olmayışından da cesaret alarak, yukarıya
bavulların konduğu vagonun üst kısmındaki boşluğa, içi boş bir valiz gibi
uzanmıştım, bir daha yapamam diyerek.
Amma da geçerdi Afyon yoluyla Ege'yi tren. Öfkeyle sokulurdu Ege'nin içinden
Orta Anadolu'nun göğsüne. Delip geçerdi, kendine görünmez yollar bulup geçerdi
zamanın içinden. Trenler sanki sinirli, huysuz birer zaman gladyatörleridir,
trenlerden başka bir şeyde bulamam zamana böylesine asil, hiddetli bir duruşu.
Sallana sallana yürüyen sarhoş vagonları, kızgın öfke dumanlarıyla trenler,
hilafsız birer zaman makineleridir söyleyeyim, vagonun cam kenarına oturun, sizi
istediğiniz yıllara götürsün...
Beyaz kundağımla bir ipekböceği kozasının içine sokulmuş gözleri açılmadık
sığırcık sıpası gibi resmolmuşum doğduğum gün çekilen o ilk fotoğrafımda.
Sonraki ilk kare ise beş haziran bindokuzyetmişaltı tarihini yazıyor. Bu kez
elim yüzüm meydanda. Fakat o yıllara ait kulağımda eski bir ninniden başka bir
ezgi yok, hatta o bile belki daha sonrasının...
İtalyan şarkıcı Toto Cutugno'nun o uzun burnunu ileri geri oynata oynata
söylediği şimdi adını hatırlayamadığım bir şarkısı kalmış aklımın ziyan
köşelerinde.
Yedi sekiz yaşlarında olmalıyım, "Toprak olur taş olurum, yolunda yoldaş olurum,
... Merak etme sen" de Ferdi Tayfur'un bir şarkısıydı, sevmişim demek ki o
yıllar, mırıl mırıl mırıldanıp anneannemi ve annem dahil bütün kızlarını
güldürdüğümü hatırlıyorum.
Birkaç yıl sonra Modern Talking çıktı, Self Control çıktı, "Money on for Nothing"
çıktı ki başındaki gitar soloyu teybin sesini annemleri içeri getirene kadar son
ses açıp dinlerdik. Bir türlü şekil almayan saçlarımı sonunda dağınık bırakmaya
karar vererek, böylesinin bana daha çok yakıştığına kendimi inandırdığım
yıllardı. Sıska, çelimsiz vücüdumla oniki-onüç civarlarında olmalıydım.
Niye yazıyorum ki bütün bunları. Birkaç fotoğraf geçti elime, onları kronolojik
bir sıraya dizerek koydum baktım masanın üstüne. Güldüm, korktum, hayret ettim,
mutlu yeşil bir kuş kanat çırpa çırpa düştü aklımın ziyan köşelerinden...
Bir fasulye taneciği kadarken dev bir tankın tepesine nasıl da çıkarıyor hayat
adamı...
Ortaokulun kıpkırmızı isyan türküleri, çok şey biliyormuş gibi hayata
-ilköğretim müfredatı elverdiğince- bir başkaldırı, bağlama eşliğinde
resitaller, "Ben bir bıçak ucuyum / Kavga vermiş halkına / Başkaldırıyorum işte
varın benim farkıma"...
'Memleketimden İnsan Manzaraları' çıktı diye çantasından disiplin cezasının
eşiğinden dönmüş bir arkadaş. Sesimin koyulaşmaya, ağırlaşmaya başladığını
farkettiğimde farkettiğim kızların etek boyları.
"Uzanıp tutuver elimi bir gün / Ne olur diyemem geri dön, geri dön" Berbat bir
duygusallık, karanlık bir odada nereye konulduğu bilinmeyen bir mumu el
yordamıyla arar gibi tanınmaya çalışılan aşk. Uzandım ama tutamadım onbeş
yaşımı...
Yirmilerin tokadıyla kendine gelen sersem bir surat. "Ya dışındasındır çemberin
ya da içinde yer alacaksın / Şiirlerle şarkılarla kendini avutacaksın". Hatta
resimlerle...
Şekilden şekile soktuğum saçlarımla fakülte amfilerinde arkadaşlarla tilki
sürüsü gibi dolaştığımız üniversite yılları. Harun Kolçak'tan saçma sapan
şarkılar: "Giiiir kanıma, hani bekarlık sultanlık derdik yettiii canıma" Sonra
kendi özel müzik kültürümü yaratma çabası, biraz daha pişmiş fikirlerimle
kulaklarıma yerleştirdiğim gizli müzik filtreleri. "Nihansın dideden ey mest-i
nazım" dan "The Happiest Days of Our Lives"e kadar alakasız berbat bir kişisel
portfolyo. Uzayan saçlarımın da verdiği hüzünvari bir meydan okumayla kendimi
başkasının yerine koymuş bir içlenme: "Bir kitaba başlar gibi / Koşarken
yavaşlar gibi / Ölen arkadaşlar gibi / Sessiz sitemsiz..."
Niye yazıyorum ki bunları. Siz de kendinizin müzikli görsel antolojisini çıkarın
böyle bi halt olacakmışçasına. Sonra bi sigara yakın, sanki bir erdemmiş gibi
söyleyin şu şarkıyı:
"Bu yalnızlık benim, ilişmeyin..."
Bakalım görelim, ne şarkılar çıkacak daha, daha ne fotoğraflarımızı çekecek
zamanın şu gizli şipşakçısı...
2 Mart 2004
| • Yazarın diğer yazıları... |

Zaman cadısının tozlu süpürgesi…
Arı Maya resimli kokulu silgi…
Dokuz sekiz toprak, yarım anne…
Bir zamanların elveda salınımları
Geldim yarım, kaldım yarım, uykuda mısın sevgili yarim...
Gitmekler...
Müzikli resimli öznel tarih dökümü...
6 Edebiyat A
Süpürgesi yoncadan Eminem...
'Penaltı mıydı? / Hakemler de insan'
Kızıltepe'den çıkarken dönüp dönüp baktım Mardin'e...
Adalar kıyılarında pavurya avcıları...
Ben evlenemem anne, faizler düşürüldü!
Urfa türkülerine, Tom Waits'e, sakin olmaya...
Ordan burdan...
Denzel Washington, SSK Primi ve Patronum...
Bir dükkandan çıkan sosyal açılımlanmaların psiko-şahsi politiği
Sevdiğim şeyler...
Hani gülen gözlerin...
Kim soğutuyor sokakları...
Nash dengesi: Aşk ve ölüm sıfırı
Orhan Ayhan, Muhammed Ali ve Amerika Birleşik Devletleri
Görmedin gözlerimde sana kurduğum dünyayı
Aşk parasızların sevimli maskesi
|
 |

Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.
Alexa Rating
|