d e r g i b i   1 0   y a ş ı n d a  

  Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Üye olun! 
Dergibi.com - ISSN 1303-6211    
• YAZARLAR  

Bugün:

DERGİBİ YAZARLARI
Yazıyorum, öyleyse varım!
Melih Bayram Dede
Karanlık Oda
Ferhat Ünlü
Sevgilim Hayat
Fadime Özkan
Mutsuzluk Oyunları
Ömer Sercan
Bilir Kişi
Hüseyin Akın
Mürekkep Lekesi
Suavi Kemal Yazgıç
Yazgı
Özlem Albayrak
Beriki Taraf
Orhan Karagöl
Söz Misali
Ali Ömer Akbulut
Mavi Kalem
Mehmet Aycı
Seyr-ü Sefer
Sefer Kayaoğlu
Vesselâm
Kâmil Doruk
Cem Vefa


Ayrıntılar için
hemen tıklayın!


KİTAPLIK
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
Hiç, Carmen Laforet
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
Çağdaş Yorumbilim Kuramları, Prof. Dr. Osman Bilen
Daha fazla kitap için tıklayın!

MUTSUZLUK OYUNLARI
Ömer Sercan
ÖMER SERCAN
serjano@
hotmail.com

'Penaltı mıydı? / Hakemler de insan'

Babaannem, pek güzel kıymalı börek yapardı. Yufkanın içine kıymayı bir nakkaş gibi nakşeder, incitmeden katlar, büker, hafif yağlanmış tepsinin içine ustaca yerleştirir, sonra da halama talimat verirdi, fırında börek var unutturma diye.

Biz de rahmetli abisinin oğluna telefon eder, 'Halan kıymalı börek yaptı akşama gel' derdik. Eski tarihle 1339 tevellütlü Bedia Hanım'ın o yorulmuş belleği, bana seslenerek, 'Annene söyle de çay yapsın' (Halamı kastediyor), türünden şakalar yapalı beri biz de börek yiyemez olduk. Hele bir süzme mercimek çorbası vardı ki hazırlanışı, lezzeti ve sunumuyla sanki sofraya bir kase çorba değil de enfes bir natürmort getiriliyor sanırdım.

Bir çorbayla bir resim arasında ne gibi bir benzerlik olabilir ki? Çorbayı, bir ressamın resim yapması gibi titizlikle pişirirsen olur. İkisi de sanat eseri olur o zaman, Mona Lisa Da Vinci'nin, mercimek çorbası da babaannemin hüneri, sanatı olur. 8. Uluslararası İstanbul Beğenalı! başlamış. Beğenalın konusu da 'şiirsel adalet' imiş. Bu temayı da küratörler buluyormuş. Küratörü cümle içinde kullanmam gerekse nasıl bir cümle kurardım diye düşündüm kendi kendime, 'Dün yolda küratör gördüm', 'Bizim evin oraya küratör geldi', 'Bu küratör çok güzel' aklıma ilk gelen cümleler oldu. Sonradan öğrendim ki bu şey, 'kavram bulucu' manasındaymış.

Kentin değişik mekanlarında geçtiğimiz hafta başlayan bu sanat etkileşimselciliği, önümüzdeki ay sonuna kadar süreçselleşecek. Baştan söyleyeyim, henüz gitmediyseniz sakın gitmeyin. Bir klozet ve karşısına yerleştirilmiş resimden oluşan bir eser, (Trenton Doyle Hancock/Ve Dallar Fırtına Bulutları Oldu), Karaköy'de iki yaşlıca binanın arasına yüzlerce sandalye yığılmış, duvara asılmış kum torbası - boks eldivenleri ve 'şiirsel adalet'. 8. Uluslararası İstanbul Beğenalı'nın küratörü Dan Cameron ise, 'şiirsel adalet' kavramını şöyle açılımsallamış:

"Bienalin sanatsal çerçevesi şiirsel adalet kavramı etrafında şekillendirilecektir. Bienal sergisi, .... görünüşte çelişiyormuş gibi duran şiir ve adalet kavramlarını birbirleriyle ilişkilendirecek bir yaratıcı eylem alanı açımlamayı hedefliyor." Oğlum Bay Cameron'a bir işkembe getir benden. Çıkarken de karanfil atsın ağzına.

Çağdaş sanat anlayışları bahanesi altında bir sürü gereksizlik. Estetikten, temaşa zevkinden yoksun, karşısında 'Ne anlatıyor bu' tarzında durulup bakılan çeşitli garip kompozisyonlar. Mesajını çözemediğimiz, ne olduğunu kestiremediğimiz bir resim karşısında yaşadığımız algı problemini çaktırmamak için, 'Hmmm harika, soyut çalışmış' deriz ya, bu duyguyu bol bol yaşamak istiyorsanız Beğenal'a gidebilirsiniz. Hatta o algılayamadığımız resimde bile bir küçük kıvrım bulur, bir sevimli mavi, sırnaşık sarıyı beğenir, beynimizin gizli fırçalarıyla hemencecik reprodüksiyonlar yaparız ya baka baka, burada o da yok. Yüzlerce sandalyeyi üstüste yığılmış görünce, 'Yan taraf düğün salonu herhalde' derim şahsen ben. Yerebatan Sarnıcı'nın önünde şemsiyenizi unutsanız, bir de pazar torbasından düşmüş kırmızı bir elmacık yuvarlana yuvarlana gelip dursa şemsiyenin dibinde, sanat eseri olacak.

Temaları da yeterince küratik oluyor bu beğenalların. Örneğin iki yıl önceki beğenalın ana teması 'Egokaç/Gelecek Oluşum İçin Egodan Kaçış' idi dün gibi hatırlarım. Daha çarpıcı tema başlıkları bulunabilir oysa. 'Futbol topunun köşeleri' küralı bir etkinliğe 'Penaltı Mıydı/Hakemler de İnsan' ya da 'Sağlıklı dokunuşlar' konulu bir organizasyona 'HIV/60 Milyara Ne Taşınır' ya da demokrasi içerikli olursa 'Seç-Bir/Seçilmiş Bireylerin Mazbata Sorunsalı' gibi.

Her an biryerden kımıldayacakmış gibi durur Osman Hamdi'nin Kaplumbağa Terbiyecisi resmi. Cismim karşısında dururken içimden biri girer duvarda asılı tablonun içine, biner hayal aleminin pamuksu bulutlarına uçar, dolaşır dolaşır çıkar. Bir hicaz şarkı içimde koşturur gizli hüzünleri, daha ne şiirler, romanlar, filmler, müzikler, danslar, oyunlar, eşyalar, süsler, evler, saraylar, köprüler, şatolar, kubbeler. Ara Güler'in öyle fotoğrafları vardır ki, cep telefonumu kapatıp elime de patlamış mısır alarak seyredesim gelir neredeyse. Ya bir Attila İlhan mısraı, Toroslar yöresi köylülerinin dokuduğu bir kilim. Bir şamdan, bir bakraç gördüm sanat eseri olmuş, bir ruh üflenmiş metal soğuğu bedenini ısıtmış.

Hiç yaramadı insanlara modern yaşam, eskiden bir kapının koluna bile bir oyma yapan, kıvrım veren insan eli, şimdi sandalyeleri alıp atıyor sokağa sanat niyetiyle. Yeni arayışlarmış, güncel yorumlarmış bunlar sanatta. Hayır kanmayın ve de sakın gitmeyin. Bunlar postmodern bunalımların kusuluşu.

Ha bir de medyada bu kadar çağdaşlıkla özdeşleştirilmese ve anlaşılamayan tablolara yaptığımız o içi boş methiyeler düzülmese gazetelerde-ekranlarda, acaba kaç vatandaş gider görmeye bu eserleri? Bir kez giden bir daha gidiyor mu acaba? Medya olmasaydı da tanıtım, sergiyi gezenlerin gezmeyenlere 'Karaköy'de bir sokağa yüzlerce sandalye yığılmış' demeleri yoluyla sağlansaydı daha eğlenceli olmaz mıydı hayat?

Yapılan işlere sanat denmese de bazı kişilerden ilginç çalışmalar dense ve bir de bunlara bir tema bulunmaya çabalanmasa o kadar sinirlenmeyeceğim aslında. Bir de iki yılda bir olmasa da sekiz on yılda bir yapılsa bu şey, daha verimli olur kanaatindeyim, katılan kişiler daha iyi hazırlanırlar da bu beğenallere benim de beğenilerim incinmez, asabım bozulmaz.

10 Ekim 2003

• Yazarın diğer yazıları...

Zaman cadısının tozlu süpürgesi…
Arı Maya resimli kokulu silgi…
Dokuz sekiz toprak, yarım anne…
Bir zamanların elveda salınımları
Geldim yarım, kaldım yarım, uykuda mısın sevgili yarim...
Gitmekler...
Müzikli resimli öznel tarih dökümü...
6 Edebiyat A
Süpürgesi yoncadan Eminem...
'Penaltı mıydı? / Hakemler de insan'
Kızıltepe'den çıkarken dönüp dönüp baktım Mardin'e...
Adalar kıyılarında pavurya avcıları...
Ben evlenemem anne, faizler düşürüldü!
Urfa türkülerine, Tom Waits'e, sakin olmaya...
Ordan burdan...
Denzel Washington, SSK Primi ve Patronum...
Bir dükkandan çıkan sosyal açılımlanmaların psiko-şahsi politiği
Sevdiğim şeyler...
Hani gülen gözlerin...
Kim soğutuyor sokakları...
Nash dengesi: Aşk ve ölüm sıfırı
Orhan Ayhan, Muhammed Ali ve Amerika Birleşik Devletleri
Görmedin gözlerimde sana kurduğum dünyayı
Aşk parasızların sevimli maskesi

| geri dön |

| yazdır |

| favorilere ekle |

| yukarı |



BLOG DERGİBİ ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı Adı:
Parola:
Beni hatırla Yeni Üye Kaydı
Parolamı Unuttum
Oturumu Kapat
Blog Dergibi'ye giriş

  Ana Sayfa
  Kitap
  Dosya
  Röportaj
  Şiir
  Şiir Okulu
  Çeviri Şiir
  Öykü
  Haberler
  Deneme
  Yazarlar
  Dergiler
  Eleştiri
  Polemik
  Ajanda
  Gezi Notları
  Anketler
  E-Posta Grubu
  E-Kart
  Sohbet Odası
  Arşiv
  Blog Dergibi
  Arama Servisi
  Medya Dünyası

ARAMA SERVİSİ
Web Dergibi'de

KİTAP ARAYIN!



Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.


Alexa Rating

Ben bilemediğimi bildiğim için diğer insanlardan akıllıyım. - Sokrates

 Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk 


Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.

© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi
Blog Dergibi / Melih Bayram Dede / TechnoLogic / Medya Dünyası / GebzeRehberi.com / Yeni Şafak Bilişim / Sosyal İm / Flash Oyun / Nitro Model Hobby