d e r g i b i   1 0   y a ş ı n d a  

  Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Üye olun! 
Dergibi.com - ISSN 1303-6211    
• YAZARLAR  

Bugün:

DERGİBİ YAZARLARI
Yazıyorum, öyleyse varım!
Melih Bayram Dede
Karanlık Oda
Ferhat Ünlü
Sevgilim Hayat
Fadime Özkan
Mutsuzluk Oyunları
Ömer Sercan
Bilir Kişi
Hüseyin Akın
Mürekkep Lekesi
Suavi Kemal Yazgıç
Yazgı
Özlem Albayrak
Beriki Taraf
Orhan Karagöl
Söz Misali
Ali Ömer Akbulut
Mavi Kalem
Mehmet Aycı
Seyr-ü Sefer
Sefer Kayaoğlu
Vesselâm
Kâmil Doruk
Cem Vefa


Ayrıntılar için
hemen tıklayın!


KİTAPLIK
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
Hiç, Carmen Laforet
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
Çağdaş Yorumbilim Kuramları, Prof. Dr. Osman Bilen
Daha fazla kitap için tıklayın!

MUTSUZLUK OYUNLARI

ÖMER SERCAN
serjano@
hotmail.com

Adalar kıyılarında pavurya avcıları...

New York'un beş eski mahalleden oluştuğu söylenir ; Bronx, Queen, Manhattan, East ve West Side. Tıpkı 'İstanbul yeditepe üzerine kurulmuştur' der gibi. Yani bir nevi bizdeki Sarayburnu, Galata, Eyüp, Kasımpaşa ve müstahzarları. Geçtiğimiz gün bir arkadaştan elektro posta aldım. Olay yabancı bir memlekette cereyan ediyor, (bence New York'ta).

Jerry adında, etrafındaki herkese pozitif mesajlar vererek 'yaşamın bir tercih meselesi' olduğunu, insanın mutlu ya da mutsuz olmasının kendi elinde olduğunu telkin ve tavsiye eden modern, çağcıl, sürekli gülümseyen enerji ve neşe dolu itici tipler olur ya, onlardan biri. Elinde küçük hoş sepetçiklerle dağa bayıra çiçek böcek toplamaya giden o zavallı sevimli kızımız Polyanna'yı hatırlayın. İşte Jerry de bir 21.yüzyıl Polyanna'sı. Bunalım içindeki dünyamızın gerçeklerinin bilincinde olup da yine de gözardı etmeye çalışan post-modern bir olumluluk jeneratörü Jerry.

İşte bu herkese 'Her sabah uyandığında aynaya bak ve ben mutlu olmalıyım de' türünden, aklınca manevi reçetecikler yazan kahramanımız Jerry, (Polyanna'nın zamanında yaşasaydı anasından isterdik de dünyanın en iyimser çocukları olurdu bu çiftten) bir gün dükkanının (kendi dükkanı var!) arka kapısını açık unutur ve içeriye giren silahlı soygunculara 'Bakın mutluluk elinizde, bunu siz seçin' demeye kalmadan, acemi yüzücülerin su yutması gibi kurşunlar ağzından burnundan dolar midesine. Yere yığılır ve yerdeyken de bir sürü mutluluk telkinleri yapar kendi kendine. Hastaneye kaldırılır, durumu ciddidir, hele doktorların ona bakışlarındaki surat ifadelerini gördükçe iyice sallanır ama yıkılmaz PolyJerry. Midesinde yuvalanmış kurşunları temizlemeye çalışan o kan ter içindeki doktorlara, 'Kurşunlara alerjim var' gibi tam dayaklık bir espri yapacak kadar da ileri götürür işi. Sonra da -hikaye bu ya- bu oto-pozitivizasyonu neticesinde eski sağlığına kavuşur.

Şimdi New York'tan İstanbul'a, yurdumuza dönelim. Jerry bizim tekel sigara fabrikasında işçilere gitse dese ki, 'Hükümet size sıfır zam önerdi' dese, işçiler de ona 'Olsun ziyanı yok, mutlu olmak benim elimde,' demeli değil mi? Üç çocuklu, ay sonlarını Hacc'a gidecek gibi mütevekkil bekleyen bir işçi ailesinin reisi, bizim Jerry'le Polyannacılık oynayacak onlarca yıllık kamu hizmetinden sonra. Maaş kuyruğunda kalp krizi geçiren yaşlıca emekliler, buğdaya, tütüne ter akıtan çiftçiler, öğretmenler, doktorlar, şoförler, müstahdemler, terziler, fırıncılar, berberler, marangozlar, mühendisler, ekmeğini hayatı elleriyle deşip, makinalarla didişip pişiren bilcümle meslek erbabı çıkacak diyecek ki, 'Trilyonların vurguncu keselerine dolması benim hayatta mutuluğu tercih etmemi engelleyemez' diyecekler.

19. yüzyıl sonlarının krizler içindeki Amerika'sında dans edip şarkı söyleyen bir grup mutlu insanı anlatan Atları Da Vururlar (They Shoot Horses, Don't They?) filmi, ya da bizde de birkaç yıl önceki ağır kriz günlerinde bir özel televizyon kanalımızın düzenlediği o saatlerce dans etme yarışması, işte hep bu Jerry'lerin işi. Bense hep bir Travis Bickle bekliyorum (Robert De Niro, Taxi Driver, 1976) New York sokaklarındaki kokuşmuşluğu kendi yöntemleriyle temizlemeye çalışan.
Bu hafif Batı müziği tıynetli Jerry, 'Ben mutluluğu seçtim' diye diye bir mutluluk budalası olup çıkacak zahir, mutluluğun ne olduğunu anlayamadan. Prismacı Jerry, vergi de kaçırır şimdi bu.

Bunları söyledim ama benden de bir huzur-rahatlık prospektüsü beklemeyin, ben de bilmiyorum inanın mutluluğun kimyasını. Bütün bunlar boş, ben hafta sonu Adalara kaçacağım ziyadesiyle. Geçen yıl gitmiş, sabahlamıştık arkadaşlarla al mahuru ver hicazı kabilinden. Gecenin karanlıklarında sahile beş-on metre uzaktan küçücük bir ampul ışığı yüzerek geçerdi, uyuyanı rahatsız etmek istemeyen düşünceli bir afacan gibi. Bizim Mutlu (soyadı da Şen'dir), hem o bilir belki mutluluğu bir ara sorarım, ona sordum, 'pavurya avcıları bunlar' dedi suda yüzen cılız ışığı göstererek. Motorsuz teknelerinde zayıf bir ampul ışığıyla sahile yakın sığ sularda pavurya avlarlarmış.

Uzakta binbir ışıltısıyla binlerce gözlerini kısmış yatan bir ejderha gibiydi İstanbul.
Ortamızda çıtır çıtır bir şımarık ateş yanıyordu karanlıkla oynaya oynaya.
Su mu, şarkı mı, ateş mi, Adalar kıyılarında usul usul pavurya avlamak mı sırrı şu güzelim ömrümüzün...

9 Temmuz 2003

• Yazarın diğer yazıları...

Zaman cadısının tozlu süpürgesi…
Arı Maya resimli kokulu silgi…
Dokuz sekiz toprak, yarım anne…
Bir zamanların elveda salınımları
Geldim yarım, kaldım yarım, uykuda mısın sevgili yarim...
Gitmekler...
Müzikli resimli öznel tarih dökümü...
6 Edebiyat A
Süpürgesi yoncadan Eminem...
'Penaltı mıydı? / Hakemler de insan'
Kızıltepe'den çıkarken dönüp dönüp baktım Mardin'e...
Adalar kıyılarında pavurya avcıları...
Ben evlenemem anne, faizler düşürüldü!
Urfa türkülerine, Tom Waits'e, sakin olmaya...
Ordan burdan...
Denzel Washington, SSK Primi ve Patronum...
Bir dükkandan çıkan sosyal açılımlanmaların psiko-şahsi politiği
Sevdiğim şeyler...
Hani gülen gözlerin...
Kim soğutuyor sokakları...
Nash dengesi: Aşk ve ölüm sıfırı
Orhan Ayhan, Muhammed Ali ve Amerika Birleşik Devletleri
Görmedin gözlerimde sana kurduğum dünyayı
Aşk parasızların sevimli maskesi

| geri dön |

| yazdır |

| favorilere ekle |

| yukarı |



BLOG DERGİBİ ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı Adı:
Parola:
Beni hatırla Yeni Üye Kaydı
Parolamı Unuttum
Oturumu Kapat
Blog Dergibi'ye giriş

  Ana Sayfa
  Kitap
  Dosya
  Röportaj
  Şiir
  Şiir Okulu
  Çeviri Şiir
  Öykü
  Haberler
  Deneme
  Yazarlar
  Dergiler
  Eleştiri
  Polemik
  Ajanda
  Gezi Notları
  Anketler
  E-Posta Grubu
  E-Kart
  Sohbet Odası
  Arşiv
  Blog Dergibi
  Arama Servisi
  Medya Dünyası

ARAMA SERVİSİ
Web Dergibi'de

KİTAP ARAYIN!



Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.


Alexa Rating

Bir paranın nereden geldiğini görmek istiyorsan, nereye gittiğine bak. - Ebu Hanife

 Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk 


Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.

© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi
Blog Dergibi / Melih Bayram Dede / TechnoLogic / Medya Dünyası / GebzeRehberi.com / Yeni Şafak Bilişim / Sosyal İm / Flash Oyun / Nitro Model Hobby