d e r g i b i   1 0   y a ş ı n d a  

  Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Üye olun! 
Dergibi.com - ISSN 1303-6211    
• YAZARLAR  

Bugün:

DERGİBİ YAZARLARI
Yazıyorum, öyleyse varım!
Melih Bayram Dede
Karanlık Oda
Ferhat Ünlü
Sevgilim Hayat
Fadime Özkan
Mutsuzluk Oyunları
Ömer Sercan
Bilir Kişi
Hüseyin Akın
Mürekkep Lekesi
Suavi Kemal Yazgıç
Yazgı
Özlem Albayrak
Beriki Taraf
Orhan Karagöl
Söz Misali
Ali Ömer Akbulut
Mavi Kalem
Mehmet Aycı
Seyr-ü Sefer
Sefer Kayaoğlu
Vesselâm
Kâmil Doruk
Cem Vefa


Ayrıntılar için
hemen tıklayın!


KİTAPLIK
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
Hiç, Carmen Laforet
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
Çağdaş Yorumbilim Kuramları, Prof. Dr. Osman Bilen
Daha fazla kitap için tıklayın!

MUTSUZLUK OYUNLARI
Ömer Sercan
ÖMER SERCAN
serjano@
hotmail.com

Ben evlenemem anne, faizler düşürüldü!

Geçen akşam işten eve dönerken, ellerinde fileler, torbalar, pazar arabalarıyla telaşlı telaşlı yürüyenleri görünce, şöyle bir uğrayayım dedim bizim mahallenin pazarına. Birkaç hafta önce neredeyse iki milyona yaklaşan domatesi beşyüz bin civarına düşmüş görünce iştahlı bir sevinç kapladı içimi. Salatalık da ikiyüz elli-üçyüz bin liradan seriliyordu tezgahlarda. İşte dedim, katıksız mutluluk bu olmalı.

Can yakmayan, sinirlendirmeyen fiyatıyla kırmızı domatesler, bol, ucuz salatalık, kuru soğan, dondurma gibi kıyır kıyır, kütür kütür taze Kastamonu sarmısağı, son demleri baklanın, neşeli, çılgın yeşilleriyle marullar, muzip, afacan kirazlar, sezonun ilk ürünleriyle uzaktan uzaktan, kim bu der gibi bakılan karpuzlar, akşam pazarının serinliğinde yaşama kendi tatlarını sunuyorlardı cıvıl cıvıl. Patatesi görene kadar sürdü bu rengarenk pazar yeri cümbüşü; bir milyon ikiyüzelli bin liralık etiketiyle patates, bol çocuklu, kalabalık, bereketli bir ailenin içinde huysuz, üvey evlat gibi suçlu suçlu duruyordu.

Kendini dışlanmış hissetmesin diye bir kilo alayım dedim patatesten. Tam o sırada, zayıf, yaşlıcana bir kadıncağız geldi tezgahın önüne, 'Uuuuu, ne olmuş buna' dedi birkaç patatesi yoklayarak, kabzımala sinirlendi, bişeyler mırıldandı huysuz huysuz, sonra söylene söylene, tezgaha baka baka gitti. 'Ne oldu böyle patatese' dedim, pazarcıya, 'İhraç ediliyor abi, dışarı gidiyor' dedi.

İhracat, ekonomik kalkınmanın en önemli faktörlerinden biri. Dört yıllık İktisat Fakültesi'ni, sektirmeden bitiren arkadaşlarımın aksine, bazı dersleri tekrar tekrar çalışmak suretiyle, dolu dolu altı yılda bitirmiş bir mezun olarak ekonomik göstergelerin bireysel mutluluğumuzu nasıl etkileyeceğini anlatayım kısaca. Anlatayım ki, son günlerde TL'nin euro ve dolar karşısında değer kazanmasından rahatsız olan Türk vatandaşlarının kim olduklarını, neden rahatsızlık duyduklarını ve bunların bana ve sizlere nelere malolabileceğini beraber anlayalım.

TL'nin ABD Doları karşısında değer kazanması demek, makro ekonomik refah adına olumlu bir seyirdir. Ancak, bu değer artışı, memleket krizlerle sarsılırken, o sokaklarda mutlu yüzleri, son model arabalarıyla gördüğünüz bazılarının işine gelmez. Gencecik çocukları, koskoca adamları asgari ücret kıskacında çalıştırarak ürettirdikleri mallarını, dış piyasalara pazarlayan bu ağalar, TL'nin değerlenmesini istemezler. Çünkü dolarla, euroyla yaptıkları yurt dışı satışların parasal değeri azalacak, eğer düşüş bu hızla sürer de önüne geçilmezse uykuları iyice kaçacaktır.

Sen bu toprağın havasını, suyunu, insanını kullanarak ürettirdiğin ürünleri dışarı satacak, kendi paran değer kazanınca da utanmadan çıkıp, Hükümet'e, Merkez Bankası'na baskı yapacak, kuru ayarlayın diyeceksin. İhracat güzel ama zabitleri pek yaman! Vatanı, memleketi düşünen var mı, bu ağalar kendi makro keselerinin gelir-gider dengesini sağlama telaşıyla hepimizin ekmeğiyle oynuyorlar. Dış piyasalarla çalıştıkları için tıkır tıkır kazanan, krizlerden, bunalımlardan hiç etkilenmeyen bu bir kısım ihracat arsızları, iyi niyetli, çalışkan, yurtsever ekonomistler, siyasi yetkililer, iktisat profesörleri ve bürokratlar üzerinde baskı kurmaya çalışıyorlar.

Paranın yüksek seviyelerdeki faizlere yönelmesiyle talep yitiren dövizdeki düşüşün sebebi bu. Döviz düşünce de kazançları azalacak. Bu nedenle faizler düşürülmeli, para da yine dövize yönelerek değerini artırmalıydı. Bu ağaların kazançlarının, rahatlarının sürmesi için gerekliydi bunlar. Ve en acıklı olanı da sonunda faizlerin düşürülmesi oldu. İşte böyle bir avuç büyük çaplı ihracatçının emelleri doğrultusunda şekillenen bir ekonomi; çünkü liberal ekonomide kalkınmanın sağlanması için zenginlik, sermaye önemlidir, sistem bu kesimlerin çıkarını göz önüne alacaktır hep.

İşte, enflasyondan beslenen ve talepleri doğrultusunda politikalar belirlenen bu bir avuç insanın çıkarları yanında benim mutluluğumu kim önemseyecek ki diye anlatacaktım, parmağımda bir yüzük hayaliyle yüreği hoplayan anneme. 'Bak anne, asgari ücretin düşük tutulması gerekir, ihracatla kalkınacak ülkemiz için, bu da yurt içinde ücret seviyelerinin düşük seyretmesine neden oluyor, zaten milli gelirimiz düşük, toplam arz, toplam talep karşısında çok yetersiz olduğundan patatesin kilosu bile neredeyse bir dolara yaklaşmış. Bu yüzden yaratılan krizlerle işsizlik, reel olandan çok yukarıda tutulmalı. İyisi mi bekle anneciğim biraz daha, bak enflasyon hedefine de yaklaşılmış yılın ilk altı ayında, bir altı ay sonra kimbilir neler olur.'

O ise, takside girip halı alacakmış bana, kız tarafıyla da anlaşılırmış dolap benden, çamaşır makinesi de senden diye. Kervan yolda dizilirmiş, babamla evlenirken kupkuru bir eve gelin olmuş. İyi bir işe girmek, terfi almak için, 'Yurdumuzun en uzun sınırı hangi ülkeyledir' türünden iki-üç soruyla kazanılan sınavlar dönemi geçti artık. Hem o zaman kriz de yoktu, euro da. Dolar siz evlendiğinizde üç-dört bin liraydı muhtemelen. Faizler de yüksek değildi bugünkü kadar.

Nerede o çılgın yeşilliği marulların, afacan kırmızı kirazlar, huzur dolu karpuz kokuları, ceplerde kımıl kımıl papaz erikler, ferasetsiz taze fasulye, nerede kalabalık, mutlu bir aile gibi bereketli semt pazarları.
"Dağılmış pazar yerlerine benziyor memleket"

18 Haziran 2003

• Yazarın diğer yazıları...

Zaman cadısının tozlu süpürgesi…
Arı Maya resimli kokulu silgi…
Dokuz sekiz toprak, yarım anne…
Bir zamanların elveda salınımları
Geldim yarım, kaldım yarım, uykuda mısın sevgili yarim...
Gitmekler...
Müzikli resimli öznel tarih dökümü...
6 Edebiyat A
Süpürgesi yoncadan Eminem...
'Penaltı mıydı? / Hakemler de insan'
Kızıltepe'den çıkarken dönüp dönüp baktım Mardin'e...
Adalar kıyılarında pavurya avcıları...
Ben evlenemem anne, faizler düşürüldü!
Urfa türkülerine, Tom Waits'e, sakin olmaya...
Ordan burdan...
Denzel Washington, SSK Primi ve Patronum...
Bir dükkandan çıkan sosyal açılımlanmaların psiko-şahsi politiği
Sevdiğim şeyler...
Hani gülen gözlerin...
Kim soğutuyor sokakları...
Nash dengesi: Aşk ve ölüm sıfırı
Orhan Ayhan, Muhammed Ali ve Amerika Birleşik Devletleri
Görmedin gözlerimde sana kurduğum dünyayı
Aşk parasızların sevimli maskesi

| geri dön |

| yazdır |

| favorilere ekle |

| yukarı |



BLOG DERGİBİ ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı Adı:
Parola:
Beni hatırla Yeni Üye Kaydı
Parolamı Unuttum
Oturumu Kapat
Blog Dergibi'ye giriş

  Ana Sayfa
  Kitap
  Dosya
  Röportaj
  Şiir
  Şiir Okulu
  Çeviri Şiir
  Öykü
  Haberler
  Deneme
  Yazarlar
  Dergiler
  Eleştiri
  Polemik
  Ajanda
  Gezi Notları
  Anketler
  E-Posta Grubu
  E-Kart
  Sohbet Odası
  Arşiv
  Blog Dergibi
  Arama Servisi
  Medya Dünyası

ARAMA SERVİSİ
Web Dergibi'de

KİTAP ARAYIN!



Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.


Alexa Rating

Bir çığlık bir çığ meydana getirir. - Soljenitsin

 Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk 


Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.

© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi
Blog Dergibi / Melih Bayram Dede / TechnoLogic / Medya Dünyası / GebzeRehberi.com / Yeni Şafak Bilişim / Sosyal İm / Flash Oyun / Nitro Model Hobby