|
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
|
| |
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
|
| |
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
|
| |
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
|
| |
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
|
| |
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
|
| |
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
|
| |
Hiç, Carmen Laforet
|
| |
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
|
| |
Çağdaş Yorumbilim Kuramları, Prof. Dr. Osman Bilen
|
| |
|
|
 |
Özür dilerim..
***
Saçlarını röfle yaptırmaya gelen bir kadın, semtin en şaşalı kuaföründe randevu
almasına rağmen sırada beklemesine sinirlenip çırağa veryansın ediyor.. Konuya
gayet yabancı olan çırak, kadının yüzünü zihninde oluşturduğu photoshopa ekleyip
çeşitli hayvan resimlerine eklemekle meşgul.. İkide birde, bundan böyle Gülben
Ergen’in kuaförüne gideceğini söyleyen kadın nihayet koltuğa oturuyor.. Onun
çenesini aratmayacak bir ağza sahip olan kuaför, Ergen’i fotomodellik yaptığı
zamanlarda nasıl bozduğunu anlatmaya koyuluyor.. Çırak, ustasıyla kadın arasında
geçen konuşmalardan bihaber hayallerinin dizaynıyla meşgul.. Öte yandan kasa iyi
işliyor.. Memlekette savaş çıksa haberi olmayacak bu kuaförün!
***
“Arkadaşım” kahvesinde bir okey masası.. İyice kabaran hesap, oynayanları
kaygıya sürüklemekte.. Zaten gelen geçen oyunu izlemeye oturup, beleşten çayı
kolayı içmiş! Oyunculardan biri, masadaki çiftinin yanlışlıkla rakibe kaptırdığı
okeye sinirlenerek bağırıp çağırmaya başlıyor.. İki dakika sonra istekalar
havada uçuşuyor! Kahvenin bir başka köşesinde bir başka grup memleket
meselelerini tartışıp, gündeme oturan konuları farklı perspektiflerden
irdeliyor.. Böylece akşam oluyor; gün bitiyor..
***
Adamın biri Adnan C… sokağında orta yaşlı bir kadının yolunu kesiyor; arka
cebinden çıkardığı sustalısını gırtlağına dayayıp kolundaki bileziklerden
başlayarak neyi var neyi yok alıyor. Gıkını çıkartmayan zavallı kadını elli
yerinden deşip öldürüyor bir de!
***
Kadının biri İstanbul’un en kalabalık sayılabilecek semtlerinden birinde, göz
önünde, kar kış demeden sokakta yaşıyor; her gün yanından geçen binlerce kişi
onu göremiyor!
***
Yine sokakta yaşayan başka bir insanoğlu, soğuk bir akşamüstü genç bir çocuğun
gözüne çarpıyor; yetkililer aynı çocuk tarafından aranıyor ve konu hakkında
bilgilendiriliyor.
Aynı saatlerde İstanbul’un bilmem ne semtinde, bilmem ne kutlamaları için adedi
yüz elli dolardan en az yüz tane atılacak havai fişek gösterisi başlıyor!
Ertesi gün sokakta yaşayan aynı insanoğlu, bir önceki gün durduğu köşesinde
sigara içerken kendi kendine konuşuyor; bir de arada bir gülüyor..
***
Şipşak fotoğraf stüdyolarını aratmayan bir röntgen odası.. Odada bir buçuk
dakikaya bir hasta düşüyor ortalama.. Metropoldeki en büyük hastanelerin içinde
yer alan bir çöplük.. Büyük olasılıkla beyin kanaması geçirmek üzere olan bir
hastanın yakınları, oğlunun ayağındaki incinme nedeniyle film çektirmeye gelen
babanın hastalarına sırasını vermemesine şaşırıp donuk gözlerle adama bakıyor..
***
Muhtar Kemal’in karakol ifadesi: “Kapıcı Abdullah’ın oğlu.. Arada bir anasıyla
perşembeleri kurulan halk pazarında pazar artıklarını toplarken görürdüm.. Çok
geçim sıkıntısı çektiler, çok! Huriye diye bir kızı seviyordu.. Arada bir
uğrayıp hatrımı sorardı; efendi çocuktu vesselam.. Sonraları duydum ki, pis
işlere bulaşmış.. Taşıdığı neyse işte, polislere yakayı ele verince direnmiş..
Öldüğünü de bilmiyordum..”
***
E 80’i Z 954’le birleştiren o meşhur bağlantı yolu.. 30 kilometre kadar geride
bir kadını perişan halde bırakan üç kıllı, selektörün kolunu kırmak üzere.. Her
nasılsa, orta şeritte 50 km hızla ilerleyen saman yüklü kamyonu sollamaya
niyetlenen bir araç şoförü, arkasındaki üç kıllıya bir an önce yol vermek için
ter döküyor.. Ancak meret araç hızlanmıyor! 5 km sonrasında kıllılar tarafından
yolu kesildiğinde sinirlenip es kaza ağzından kaçırdığı bir sözle eceline okkalı
bir imza atıyor!
***
Birbirine yabancı üç kişilik bir ailenin yaşadığı üç oda bir salon bir daire..
Gündüz.. Evin kadını düzenlediği ‘gün’de arkadaşlarını ağırlıyor.. “Kadının
Fendi Programı’nda” karısının ayaklarına kapanıp özür dileyen adamı konuşup
gülüşüyorlar aralarında.. Akşam.. Evin adamı pür dikkat pozisyonun ofsayt olup
olmadığının tartışmasına kulak kesilmiş.. Arada bir küfrediyor.. Yeni alınan dvd
playerlı 70 ekran televizyonları, üç oda bir salon evlerinden daha geniş, daha
rahat ve daha konforlu.. Zap cihazı dünyanın gerçeklerine otomatik kilitli..
Multifonksiyonel bu sistem, üretici firmanın özel olarak piyasaya sürdüğü ‘Aile
Paketi’nden.. Ha evin çocuğu var bir de! O arka odada bir şeylerle uğraşıyor
hep..
***
Kanal Z.. Saat 21.00 sularında başlamış, izlenme kaygısı gütmeyen bir tv
programı.. Az sonra hızını alamayıp kameralara, ışıkçıya, ya da önüne ne gelirse
saldıracakmış gibi hararetlenen bir aydın, bıkkınlığının doruk noktasındaki
isyanını kusuyor! Vatandaşın da, polisin de, askerin de, siyasetçinin de,
meslektaşlarının da, devletin de, milletin de, dünyanın da, kısacası yaşanılan
hayat içerisinde var olan tüm olguların dönüp dolaşıp insana dayandığını;
insanlığını yitirmiş her canlının hayvandan bile aşağılık olduğunu haykırıyor!
Yetinmiyor, hırsını alamıyor, masanın üzerine çıkıyor! Diğer konukların şaşkın
bakışları arasında bağırıyor avazı çıktığı kadar: “Ben bir hayvanım, duyuyor
musunuz beni, bir hayvan! Son altı aydır bankaya yatırdığım birikimimi rejideki
‘dallamaya’ rüşvet olarak verdiğim için bu kadar rahat konuşabiliyorum! Bu
zamana kadar görmezden gelip kaleme almayarak ‘hayati öneme haiz’ konuları
sizlere aktarmadığım için özür diliyorum! Herkesin özür dilemesi gereken bir
şeyler muhakkak vardır! Şimdi herkes yanındakinden özür dilesin! Hayvan
olmadığını göstersin! İnsanlığının güzelliklerini gözyaşlarıyla süslesin!
Hepimiz birer…” Yayın kesiliyor!..
Ertesi gün, gazete manşetleri : “Türkiye’den Özür Diliyoruz!..” Ekranlarına
sabitledikleri KJ’lerle TV kanalları :” Türkiye’den Özür Diliyoruz!..” Ülke
gündemine “yazar kasa” gibi aniden giren ve gündemi çalkalayan bu haberle
birbirine sarılan yetmiş milyon: “Özür dilerim anneciğim, babacığım, dedeciğim,
teyzeciğim, kardeşim, çocuğum, vatandaşım, bilmem nem; ÖZÜR DİLERİM!..”
***
Ben de özür dilerim..
Vaktinizi boşa aldığım için…
4 Mayıs 2005
| • Yazarın diğer yazıları... |

TILSIM (İki)
TILSIM (Bir)
'Öteki'lik, 'Özgürlük' ve 'Güç...'
Aşk ve eroin..
Katilin benim!..
Cana’var’ın ‘Yok’luğu..
Gerçekler, hayaller ve hermenötiksel sayıklama!
Ali (Üç)
Ali (İki)
Ali (Bir)
Mezarlıktan sevgiliye mektup..
Özür dilerim..
Sekerat Öpücüğü
Igor'a Royal yahut Igora Royal
Kontrpiyede cinnet
Basamakta durmayın, otomatik kapı çarpar!
Polyanna da esrar çekiyor muydu?
Yolculuk (Üç)
Yolculuk (İki)
Yolculuk (Bir)
Yaa bunaltma adamı, otur iki dakka!
|
 |

Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.
Alexa Rating
|