| d e r g i b i 1 0 y a ş ı n d a |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Üye olun! |
![]() |
![]() |
| • YAZARLAR |
Bugün: |
|
Igor'a Royal yahut Igora Royal
Ne yapacağı belirsiz bulutlar Igor'un canını sıkıyordu. Saatlerce aylak aylak dolaştıktan sonra ağaçların bol olduğu, neredeyse tüm çevresi sarmaşıklarla çevrili bir alanın derinliklere doğru ilerledi. Böyle havalar onun üzerinde hep bir kararsızlık yaratırdı. Dünyada geçirdiği on üç yılın Igor'un üzerinde hayata dair pek bir tecrübe bıraktığını kimse ileri süremezdi! Akşam altı yedi sularına doğru, yani hava iyice kapanıp yağmur bulutları yüzünü göstermeye başladığında, Igor'un da içini bir korku kapladı. Daha yaşı neydi ki! Annesinin saçma sapan sözleri ve davranışları babası ile arasını açmış, sonra her ikisi de hırslarını küçük Igor'dan çıkartmışlardı. Tamam, hayata dair kavrayamadığı pek çok şey vardı, ancak bu kendisine sarf edilen onur kırıcı sözlerin gücüne gitmeyeceği anlamına gelmezdi! Her gün yediği bir araba sopanın yanında küfürler, aşağılayıcı sözler, kendisinin her zaman başka çocuklarla kıyaslanması artık iyice gücüne gidiyor ve bu durum onun için dayanılmaz bir hale dönüşüyordu. O da acı veren bu tabloya dayanamayarak kaçmıştı ya zaten evden. Her şey üst üste gelmiş, bir de yağmurlu, kapanık bir hava çıkmıştı başına. Arkadaş çevresinden evden kaçan bazı çocukların düştüğü korkunç haller hep aklındaydı. Kafasında çizdiği kaçak çocuklara dair bu fotoğraf, havanın kasaveti ve bilinmezlik kaygısı, korkusunu iyice perçinlemiş, onu belirsizliğe ve kararsızlığa daha bir sürüklemişti.
Böylece iki saat geçti..
Uzaktan beliren bir ışık Igor'un dikkatini bir anlık da olsa dağıtmaya yetti. Büyük meşelerin altında, çıtırdayışı gök gürlemesi ile karışan ateşin ışığıydı bu. Sönmeye yüz tutmuş ateşten çıkan dumanın kokusu burnuna geldiğinde aç olan midesini kaldırdı. Pişmiş hayvan kokusuydu bu.. Biraz daha yaklaştığında, uzakta, şehir ışıklarına doğru ilerleyen iki karaltı gördü. Sindi.. Annesinin saçmalamaları geldi aklına. O bir türlü inanmadığı, inanmak istemediği "cani devlerin" hikayelerini anımsadı. Acaba eve mi dönseydi? Dönmek istese karanlığın çöktüğü ormanda, hele hele yağmurun başlaması an meselesiyken evin yolunu bulabilecekmiydi? Sahi, hava da kararmıştı! Bir müddet bekleyip şehre doğru gitmeye karar verdi. Niçin böyle bir işe kalkıştığı, neden evden kaçtığı, evdeki kavgalar, kaçan çocuklar, tuvalete çıkarken hissettiği yanma, valhasıl ı kelam ve elli bin tane gereksiz düşünce peş peşe sıralanıverdi aklında. Bu pis düşünce silsilesi biter bitmez nihayet yola koyuldu. Yolda hiçbir şeyden ürkmemek için yanında düşlediği biri varmış gibi kendi kendine konuşmaya başladı:
-Biliyor musun Doskepet, babam bana her bağırdığında ya da dayak atarken "Doskepet şöyle, Doskepet böyle" deyip durur. Sana az düşman kesilmedim bu yüzden. İtiraf etmeliyim ki seni bu yolculuğa benimle birlikte sürüklemek için az plan yapmadım. Sen de biliyorsun seni ikna edene kadar canım çıktı! Şimdi içinde bulunduğumuz bu vahim durum her ikimizi de korkuturken, bana bunun yanısıra şeytani bir zevki de tattırıyor. Psikolojimin bu denli bozuk olmasında senin suçun yok elbet, ancak gizemli bir sırra sahipmiş gibi tüm sebepler senin büyük payın olduğunu gösteriyor. Evet, sen benim arkadaşımsın, güzel konuşmayı, yaşımızın küçük olmasına rağmen bir beyefendi / hamfendi gibi davranmamız gerektiğini ve daha birçok şeyi hep senden öğrendim; ama sana hiçbir zaman açığa vurmadığım bir kin de besledim durdum. Şimdi bu kadar rahat konuşmamı bağışla lütfen; benden üstün olmanı sebep olarak gösteremesem de şu an bana duyduğun kızgınlığı söylediklerimle ilintileyebilirsin. Şehre varmamıza az kaldı, dilersen orada benden ayrılabilirsin. Şu an ikimiz de birbirimize muhtacız. Hem arkadaşız, hem paylaşmayı bilen kişileriz. Sadece bunu düşünelim lütfen.
-Doskepet sakın bana gülme ama ben seni seviyorum. Senin yüzüne bakmaya doyamıyorum. Hazır geri dönüşü olmayan bir yola girmişken bu düşüncelerimi de rahatça dışa vurayım affet. Kertülev'lerin tiyatrolarında seyrettiğimiz oyunu hatırlıyor musun? Tıpkı orada geçen sözlere benzedi konuşmam; Doskepet, affet.. Gülmüyorum, sana öyle geliyor! Seni seviyorum Doskepet. Evde dayak yerken, arkadaşlarımın arasında küçük düştüğüm anlarda, yatağıma kapanıp ağladığım zamanlarda hep nefesini hissediyorum. Seni hem kıskanıyorum, hem seviyorum. Belki de bu yüzden kin duyuyorumdur, kim bilir? Böyle konuşmamamız gerektiğini söyleme lütfen, elini çekme ne olur! Kabullenmesen de anlaman yeter bana. Ağladığım için kusura bakma Doskepet'im. Kusura bakma..
-Bana büyük sarmaşıkların derinliklerinde okuduğun o hikayeleri hiç unutmuyorum biliyor musun? Royal.. Kraliyet.. Benim kraliyetim.. Sen, binbir mücevherle süslü tacın altındaki cevher.. Royal.. Kraliyet.. Benim kraliyetim.. Sen, bana hayatı, bilmediklerimi öğreten dilber..
Doskepet, benim Doskepet'im. Ben kimsenin Igor'u değilim! Bu isimden de nefret ediyorum, bu hayattan da! Bir sen varsın, bir korkularım, bir de anlayamadığım, bilmediğim bu iğrenç hayat! Sana bir şey daha itiraf mi edeyim Doskepet'im; tüm bu sözler annemin keyfi yerindeyken o çok az rastladığım günlerinde anlatıp bitiremediği "babamla tanışma hikayesinden" alıntı! Kendime ait hiçbir şeyim yok anlayacağın! Ağlamıyorum Doskepet'im, gözüme toz kaçtı..
İgor ve hayali Doskepet şehre iyice yaklaşırken, aynı vakitlerde Igor'ların evlerinde de bir telaş yaşanıyordu. Igor'un babası Mazmanit, evden çıkıp bir daha dönmeyen oğlunun kaçtığı şüphesiyle karısı Helkense'yi önce iyice bir paralamış, ardından gözü patlayan kadını karşısına alıp gözyaşları içinde çaresizce fikirlerini dinlemek istemişti. Kadın acılar içinde Doskepet'i çağırmış Mazmanit'e kıza bağırmaması için yalvarmıştı. İşte, Doskepet'in gelip de arkadaşının nerede olduğu konusunda fikir yürüteceği an tam olarak Igor'un şehre ulaştığı andı.
Igor daha önce hiç şehre gitmemişti. Daha doğrusu şehir nedir onu da bilmezdi! Ailesiyle birlikte hep ormanda yaşamış, şehir hakkında bir sürü hikayeler duyduysa da hiçbirine kulak asmamıştı! Bu sebeple şehre tam olarak girmeden önce ormandakilerden çok daha küçük bulduğu bir sarmaşığın altına giriverdi yine. Yontulup biçilmiş, üst üste konmuş, çevrelenmiş ağaçlar gözüne çarpınca saklanmıştı oraya. İki katlı müstakil bir evin sarmaşığıydı bu. Deli dolu, ikisi kız, biri erkek, toplam üç arkadaşın yaşadığı bu köhne yapının bir süre sonra Igor'un gözüne hoş görüneceği kimsenin aklına gelmezdi!
Hikayenin geri kalan kısmı da hiç akla gelmeyecek şekilde çabuk gelişti zaten!
Doskepet Igor'un evden kaçtığı tahminini ailesine söylemeden önce onları uzun uzun bu duruma alıştırmaya çalıştı. Mazmanit ve Helkense'nin Igor'u hiç anlamadıklarını, Igor'un aslında çok zeki, ahlaklı ve saygıdeğer bir kişiliğe sahip olduğunu, arkadaşının yaşadığı buhranları yaşadıkları çevrenin ileri gelen bilge kişilerine de anlattığını ve onların da Igor'la tanışmak istediklerini ve onu davranışlarıyla takdir ettiklerini söyledi. Kendini hep tutmaya çalışan Helkense Mazmanit'in gözyaşlarını görüp dayanamayarak hüngür hüngür ağlamaya başladı. Ağlarken hayıflanarak zavallı Igor'a ne acılar çektirdiklerinin muhasebesini sesli olarak dile getiriyordu. Böylesi bir durumda bile hayretle karşılanacak şeyler yapıyordu! Bir ara suçu Mazmanit'e atmaya kalkıştı, ancak usta bir manevrayla lafı dönüp dolaşıp kendisi için bir şey ifade etmeyen fakat acı bir gerçek olarak betimlenebilecek bir hadiseye getirdi. Anlattığına göre Igor her gece yatağında Doskepet'in adını sayıklayarak terler içinde uyanıyor, ağlıyor, zangır zangır titriyordu. Sonra tekrar uyumaya çalışıyordu ve bu durum sabahlara kadar devam ediyordu. Helkense Igor'un acı dolu seslerini duyuyor, kalkıp odasının aralık kapısından gözetliyor ve hemen ardından Mazmanit'in korkusundan yatağına dönüyordu. İlk başlarda Doskepet'in ve Igor'un yaşlarını göz önünde bulundurarak Igor'un yaşadığına aşk adını vermek aklının bir köşesinden geçse de ihtimal dışı gelmişti. Zavallı çocuğun babasından yediği dayaklar esnasında işittiği Doskepet çığırışlarının etkisinde kaldığını düşünmüştü. Fakat sonra sonra anladı ki küçük Igor Doskepet'e basbayağı aşıktı. Bu durumun kendiliğinden düzeleceği ve kapanıp gideceği şüphe götürmezdi Helsenke'ye göre! Yaşlı kadının bir çırpıda söyleyiverdiği saklı kalan bu gerçekler bir zamanlar aynı duyguların seline kapılan babasını da, Igor'a arkadaştan öte bir sevgi duyduğunu sonunda anlayan ancak kendisine söyleyemeyen Doskepet'i de derinden yaralamıştı. Üçü de hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladılar
Yağmurun artarak sarmaşıkların arasından çarpa çarpa ağzına girmesi Igor'u, yutkunmasını zorlaştırdığından ötürü o büyük yapının, yontulup biçilmiş ağaçların içine doğru sürükledi. Sürüklemek ne kelime, kaçırdı! İçeri girdiğinde aklını çatlatan ve kendisini hiçbir şeyin bir daha hayatının sonuna kadar bu denli korkutamayacağını anladığı bir durumla karşılaştı! Kendisini görür görmez hızla ve oldukça dehşetli hareket eden devler büyükçe kayaların üzerine sıçramışlardı. Küçük Igor'un korkması gerekirken, devlerin korkup tepki vermesi kadar trajikomik bir durum söz konusu olamazdı! Igor olduğu yerde dondu kaldı. Devlerin sadece biri büyük kayalara sıçramamıştı; ayakta durmuş Igor'a bakıyordu. Küçük Igor'un aklı yerinden gitti, geldi. Ayaktaki dev kendisine doğru yavaşça yaklaşmaya başlamış, bunu yaparken de eline eğilip yerden büyük bir kaya geçirmişti. Igor hızla kayaların üzerindeki devlerin yanından çokça ışıklı başka bir bölüme kaçıverdi. Yalnız bir ucu açık, kapalı bir bölme gördü ve saklandı. Birden büyük ve zehirli bir rüzgarın açık olan bölmeden kendine doğru estiğini hissetti. Nefes alamıyordu. Deliğin açık olan kısmından kocaman iki göz gördü. Kaçacak başka bir yeri olmadığından sıkıştığı bu bölmeden son bir sıçrayışla kaçmayı denedi. Tam çıkacaktı ki, dev kaya küçük bedenini eziverdi!
Igor'un son sözü Doskepet oldu.
Doskepet Mazmanit ve Helkense'nin yanından "Igor" diyerek çıkmıştı. "Igor" diyebilmişti sadece; gerisini getiremedi ağlamaktan.
Igor'un cansız bedeni, poşet geçirilmiş manikürlü bir el ile Igora Royal boya kutusunun içinde çöpe atıldı.
(geçen öldürmeye mecbur kaldığım kertenkelenin anısına..)
18 Ağustos 2004
|
Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz. Alexa Rating
|