d e r g i b i   1 0   y a ş ı n d a  

  Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Üye olun! 
Dergibi.com - ISSN 1303-6211    
• YAZARLAR  

Bugün:

DERGİBİ YAZARLARI
Yazıyorum, öyleyse varım!
Melih Bayram Dede
Karanlık Oda
Ferhat Ünlü
Sevgilim Hayat
Fadime Özkan
Mutsuzluk Oyunları
Ömer Sercan
Bilir Kişi
Hüseyin Akın
Mürekkep Lekesi
Suavi Kemal Yazgıç
Yazgı
Özlem Albayrak
Beriki Taraf
Orhan Karagöl
Söz Misali
Ali Ömer Akbulut
Mavi Kalem
Mehmet Aycı
Seyr-ü Sefer
Sefer Kayaoğlu
Vesselâm
Kâmil Doruk
Cem Vefa


Ayrıntılar için
hemen tıklayın!


KİTAPLIK
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
Hiç, Carmen Laforet
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
Çağdaş Yorumbilim Kuramları, Prof. Dr. Osman Bilen
Daha fazla kitap için tıklayın!

BERİKİ TARAF
Orhan Karagöl
ORHAN KARAGÖL
diyalekt@
hotmail.com

Yaa bunaltma adamı, otur iki dakka!

Sanki bana garezin varmış gibi bakma yüzüme. Asabımın ne kadar bozuk olduğunu görmüyor musun? Bak ellerim titriyor, alnım ateş içinde, bana yazdığın nöbetlerden birindeyim yine. Hani hep geceleri gelirdin sen, bu vakitte ne işin var yanımda? Keşke şu taburenin altında duran örümcek olsan. Belki o zaman arkadaş olabilirdik. Hayır şart yok şurt yok ortada! Olanların hepsini de sen koymuşsun zaten. Her zamanki gibi gelsen uzaktan baksan şöyle, gülümsesen, ben bu tebessümden anlamlar çıkarsam, sıkmasan bu kadar beni, o zaman daha sık da ziyaret edebilirsin?

Beynimle ne işin var? Sülük gibi girip, akrep gibi sokman niye? Sinüsümü patlattın, aklımı oynattın! Hayalet gibi dolaşıp niye baktığım her yerde kendini gösteriyorsun bana? Sonunu Azrail'le mi göreceğim senin? Ne zaman başıma kötü bir şey gelse sen geliyorsun aklıma. Adını anmasam dostlarım hatırlatıyor. Bana ne rol biçiyorsun ki seni böylesine hüzünle algılıyorum? Acıyla işlenen gergef yollarında bu ağır kafayla takılmadan yürümek mümkün mü?

Sadece ben değilim elbet el attığın. Babamla da uğraşıyorsun. Kimbilir nasıl koparıyorsun adamı aramızdan! Yalnız kaldığında gizliden izliyorum da, hep bir noktaya bakıp derin derin düşüncelere dalıyor. Bir iki kere de birkaç damla yaşla gördüm gözlerini, içim parçalandı. Koca adam, yetmişküsür yaşında. Onun çocukluğunda da vardın yanında, benimkinde de. Hayır çok eskiden yazılan kitaplarda da adın geçiyor, oradan biliyorum. Ne zaman doğdun sen? Seni tanıyan bazıları iyi yönlerinin de olduğunu söylüyor ama ben daha pek bir azını gördüm. İnsan aklına hep bir kin beslemişsin. Sana diklenen akılları bir anda aldığın dolaşıp duruyor efsane gibi dillerde.

Benden ne istiyorsun?
Efendim?
Bir şey istemiyorsan ne işi var hep ensemde soğuk nefesinin?
Ben mi senden ne istiyorum?
İzah edemiyorum, bunu bana yine sen öğreteceksin gibi bir his var içimde.

Gel otur şöyle yanıma hadi, gel ne olur. Yaklaşınca sana içim bir hoş olmuyor da değil hani. Sen de bazen çocukluğumu yaşıyorum. Geçenlerde doğup büyüdüğüm semte gittim, sen de bilirsin. Hani çocukluğumda önünde oynadığım o şadırvan ve mahallenin yolları ne kadar küçük geldi bana. O akşam karanlığına kadar kuka oynadığımız, hava kararınca da saklanbaça başladığımız sokak koş koş bitmezdi. Çamurlar içinde elimizi yüzümüzü pisletir, terli terli su içer, mahalle savaşlarında birbirimizin kafasını gözünü yarar, yine de pek hastalanıp yatağa düşmezdik değil mi? Mikrop her zaman mikroptur tabi ama o zamanlar sanki zararsız gibiydiler; şimdiki mikroplar öyle mi? Gülme hemen, dur. Çocukluğumu anımsıyorum, çocuk gibi düşünme hakkım var.

Yoksa bu işte de mi senin parmağın var? Senin parmağın olmayan tek bir şey gösterebilir mi ki biri bana, bunda olmasın! O zamanlar tanımıyordum seni; mutluydum ama. Gel keyfim gel, ye iç, oyna, gül, eğlen, koş, uyu, büyü. Dandini dandiniyi de sen yok ettin, bostandaki danaları da! İnsanın yaşı ilerledikçe umutlarının daha ayakları yere basar bir hal aldığını bilirim. Hatta ömürden alınan her bir yıl insan da istemese de nahoş bir etki bırakır; bunu da bilirim herkes gibi. Ama o zamanlar, yani çocukluğumda, bir yığın yokluğa rağmen gülen insanlar görürdüm hep. Demek senin herkese garezin var. Bir nefes gibi gelip geçen çocukluğum ve bana veda etmeye hazırlanan gençliğim gibi birden değiştirdin herşeyi. Keşke seni tanımasaydım seni. O zaman acı çekmezdim. Annemin kırışan yüzünde, küçüklüğümde beni masallarda yüzdüren şimdi yeşil damarlı ellerinde bile seni görüyorum. Yer sen, gök sen, baktığım herşey sen.

Zevk mi alıyorsun beni ağlatmaktan?
Sana dokunabilir miyim?
Sen mi bana dokunacaksın?
Hadi dokun.
Gönlümü açabilirsem mi?
Kapalı mı peki?
O yüzden mi sızlıyor?

Bu kadar gaddar olma ne olur! Şimdi içeri biri girecek, beni bu halde görünce bir sürü soru soracak. Bir sefer olsun beni zor bir duruma sokma. Bazen tanımayanlara seni anlatmaya çalışıyorum da, anlatırken zorlanıyorum. Seni gördüğümü, oturup konuştuğumu söylesem kapatacaklar biryerlere; ellerimi kollarımı bağlayacaklar, o zaman tam çıldırtırsın işte. Zaman zaman seni de kendimi de yok etmeyi istiyorum, sonra bu isteği bana senin verdiğini düşünüyorum. Ne iştir anlamadım? Günün muayyen zamanlarında bir bir ziyarete geliyorsunuz bana. Sen geliyorsun, bazen tek bazen İlhanla. Sahi İlhan'ı niye getirmedin? Onunla baya iyi geçiniyoruz. Ama yüzünü gören cennetlik şu sıralar. Herkesi tanıyorsun değil mi? Yani var olan herşeyi kaplandığını biliyorum da, taş çatlatacak o meşhur sırrına vakıf olamadım henüz. Olacağımı da sanmıyorum.

Yinelemekten ben de sıkılıyorum sözlerimi ama aklıma durup durup Cemil ağabey geliyor. Ulan onu da kopardın ya bizden, ailesinden, çocuklarından, büyüksün be! Çocuklarından ortancasına sarıldığımda başını dayadığı yer ıslanmıştı gömleğimde. Salasını gırtlağımda dinlemiştim. Akşamında gelip usulca yanıma oturuşun, sonra hiç konuşmadan beni teselli edişin geliyor aklıma hep. İlginç olanı da bunu hiç konuşmadan yapman! Ne bilgi tanırsın sen, ne güç! Ne akıllı tanırsın, ne deli! Varın yoğun gönül, bildiğin söylediğin tek şey gönül. Gönül Yazar'ı seyrettiğimde hep düşünmüşümdür bu kadın hep nasıl şen şakrak olmayı başarıyor diye, tevekkeli bundanmış. Hayır seninle değil de, sana hükmedene sesleneceğim, dilim varmıyor, bir utanış duygusu kaplıyor içimi. Neyse girmeyelim şimdi bunlara. Şşşt ses çıkarma beni çağırıyorlar, gitmeliyim. Aman milletin içinde gelme de bana merhametli davranmasınlar rahatsız olduğumu düşünerek yine.

-Bana bak, İlhan'ı getir akşam, özledim.
-İlham mı? Ha evet, ilhamı.
-Bak sana güvenip, antidepresanları attım çöpe, ona göre!
-Çağırıyorlar gitmeliyim.
-Geldim, geldim, bağırmayın tamam.
-Kim ölmüş? Özdenören mi?
-Baba kaderden bahsetme ne olur, başımı yedi saatlerdir.
-Yok bişey.

24 Temmuz 2003

• Yazarın diğer yazıları...

TILSIM (İki)
TILSIM (Bir)
'Öteki'lik, 'Özgürlük' ve 'Güç...'
Aşk ve eroin..
Katilin benim!..
Cana’var’ın ‘Yok’luğu..
Gerçekler, hayaller ve hermenötiksel sayıklama!
Ali (Üç)
Ali (İki)
Ali (Bir)
Mezarlıktan sevgiliye mektup..
Özür dilerim..
Sekerat Öpücüğü
Igor'a Royal yahut Igora Royal
Kontrpiyede cinnet
Basamakta durmayın, otomatik kapı çarpar!
Polyanna da esrar çekiyor muydu?
Yolculuk (Üç)
Yolculuk (İki)
Yolculuk (Bir)
Yaa bunaltma adamı, otur iki dakka!

| geri dön |

| yazdır |

| favorilere ekle |

| yukarı |



BLOG DERGİBİ ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı Adı:
Parola:
Beni hatırla Yeni Üye Kaydı
Parolamı Unuttum
Oturumu Kapat
Blog Dergibi'ye giriş

  Ana Sayfa
  Kitap
  Dosya
  Röportaj
  Şiir
  Şiir Okulu
  Çeviri Şiir
  Öykü
  Haberler
  Deneme
  Yazarlar
  Dergiler
  Eleştiri
  Polemik
  Ajanda
  Gezi Notları
  Anketler
  E-Posta Grubu
  E-Kart
  Sohbet Odası
  Arşiv
  Blog Dergibi
  Arama Servisi
  Medya Dünyası

ARAMA SERVİSİ
Web Dergibi'de

KİTAP ARAYIN!



Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.


Alexa Rating

İnsan hiçbir yerde kendisinden iyi dost bulamaz. - C. Dickens

 Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk 


Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.

© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi
Blog Dergibi / Melih Bayram Dede / TechnoLogic / Medya Dünyası / GebzeRehberi.com / Yeni Şafak Bilişim / Sosyal İm / Flash Oyun / Nitro Model Hobby