| d e r g i b i 1 0 y a ş ı n d a |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Üye olun! |
![]() |
![]() |
| • YAZARLAR |
Bugün: |
|
Yaa bunaltma adamı, otur iki dakka!
Sanki bana garezin varmış gibi bakma yüzüme. Asabımın ne kadar bozuk olduğunu görmüyor musun? Bak ellerim titriyor, alnım ateş içinde, bana yazdığın nöbetlerden birindeyim yine. Hani hep geceleri gelirdin sen, bu vakitte ne işin var yanımda? Keşke şu taburenin altında duran örümcek olsan. Belki o zaman arkadaş olabilirdik. Hayır şart yok şurt yok ortada! Olanların hepsini de sen koymuşsun zaten. Her zamanki gibi gelsen uzaktan baksan şöyle, gülümsesen, ben bu tebessümden anlamlar çıkarsam, sıkmasan bu kadar beni, o zaman daha sık da ziyaret edebilirsin?
Beynimle ne işin var? Sülük gibi girip, akrep gibi sokman niye? Sinüsümü patlattın, aklımı oynattın! Hayalet gibi dolaşıp niye baktığım her yerde kendini gösteriyorsun bana? Sonunu Azrail'le mi göreceğim senin? Ne zaman başıma kötü bir şey gelse sen geliyorsun aklıma. Adını anmasam dostlarım hatırlatıyor. Bana ne rol biçiyorsun ki seni böylesine hüzünle algılıyorum? Acıyla işlenen gergef yollarında bu ağır kafayla takılmadan yürümek mümkün mü?
Sadece ben değilim elbet el attığın. Babamla da uğraşıyorsun. Kimbilir nasıl koparıyorsun adamı aramızdan! Yalnız kaldığında gizliden izliyorum da, hep bir noktaya bakıp derin derin düşüncelere dalıyor. Bir iki kere de birkaç damla yaşla gördüm gözlerini, içim parçalandı. Koca adam, yetmişküsür yaşında. Onun çocukluğunda da vardın yanında, benimkinde de. Hayır çok eskiden yazılan kitaplarda da adın geçiyor, oradan biliyorum. Ne zaman doğdun sen? Seni tanıyan bazıları iyi yönlerinin de olduğunu söylüyor ama ben daha pek bir azını gördüm. İnsan aklına hep bir kin beslemişsin. Sana diklenen akılları bir anda aldığın dolaşıp duruyor efsane gibi dillerde.
Benden ne istiyorsun?
Gel otur şöyle yanıma hadi, gel ne olur. Yaklaşınca sana içim bir hoş olmuyor da değil hani. Sen de bazen çocukluğumu yaşıyorum. Geçenlerde doğup büyüdüğüm semte gittim, sen de bilirsin. Hani çocukluğumda önünde oynadığım o şadırvan ve mahallenin yolları ne kadar küçük geldi bana. O akşam karanlığına kadar kuka oynadığımız, hava kararınca da saklanbaça başladığımız sokak koş koş bitmezdi. Çamurlar içinde elimizi yüzümüzü pisletir, terli terli su içer, mahalle savaşlarında birbirimizin kafasını gözünü yarar, yine de pek hastalanıp yatağa düşmezdik değil mi? Mikrop her zaman mikroptur tabi ama o zamanlar sanki zararsız gibiydiler; şimdiki mikroplar öyle mi? Gülme hemen, dur. Çocukluğumu anımsıyorum, çocuk gibi düşünme hakkım var.
Yoksa bu işte de mi senin parmağın var? Senin parmağın olmayan tek bir şey gösterebilir mi ki biri bana, bunda olmasın! O zamanlar tanımıyordum seni; mutluydum ama. Gel keyfim gel, ye iç, oyna, gül, eğlen, koş, uyu, büyü. Dandini dandiniyi de sen yok ettin, bostandaki danaları da! İnsanın yaşı ilerledikçe umutlarının daha ayakları yere basar bir hal aldığını bilirim. Hatta ömürden alınan her bir yıl insan da istemese de nahoş bir etki bırakır; bunu da bilirim herkes gibi. Ama o zamanlar, yani çocukluğumda, bir yığın yokluğa rağmen gülen insanlar görürdüm hep. Demek senin herkese garezin var. Bir nefes gibi gelip geçen çocukluğum ve bana veda etmeye hazırlanan gençliğim gibi birden değiştirdin herşeyi. Keşke seni tanımasaydım seni. O zaman acı çekmezdim. Annemin kırışan yüzünde, küçüklüğümde beni masallarda yüzdüren şimdi yeşil damarlı ellerinde bile seni görüyorum. Yer sen, gök sen, baktığım herşey sen.
Zevk mi alıyorsun beni ağlatmaktan?
Yinelemekten ben de sıkılıyorum sözlerimi ama aklıma durup durup Cemil ağabey geliyor. Ulan onu da kopardın ya bizden, ailesinden, çocuklarından, büyüksün be! Çocuklarından ortancasına sarıldığımda başını dayadığı yer ıslanmıştı gömleğimde. Salasını gırtlağımda dinlemiştim. Akşamında gelip usulca yanıma oturuşun, sonra hiç konuşmadan beni teselli edişin geliyor aklıma hep. İlginç olanı da bunu hiç konuşmadan yapman! Ne bilgi tanırsın sen, ne güç! Ne akıllı tanırsın, ne deli! Varın yoğun gönül, bildiğin söylediğin tek şey gönül. Gönül Yazar'ı seyrettiğimde hep düşünmüşümdür bu kadın hep nasıl şen şakrak olmayı başarıyor diye, tevekkeli bundanmış. Hayır seninle değil de, sana hükmedene sesleneceğim, dilim varmıyor, bir utanış duygusu kaplıyor içimi. Neyse girmeyelim şimdi bunlara. Şşşt ses çıkarma beni çağırıyorlar, gitmeliyim. Aman milletin içinde gelme de bana merhametli davranmasınlar rahatsız olduğumu düşünerek yine.
-Bana bak, İlhan'ı getir akşam, özledim.
24 Temmuz 2003
|
Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz. Alexa Rating
|