d e r g i b i   1 0   y a ş ı n d a  

  Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Üye olun! 
Dergibi.com - ISSN 1303-6211    
• YAZARLAR  

Bugün:

DERGİBİ YAZARLARI
Yazıyorum, öyleyse varım!
Melih Bayram Dede
Karanlık Oda
Ferhat Ünlü
Sevgilim Hayat
Fadime Özkan
Mutsuzluk Oyunları
Ömer Sercan
Bilir Kişi
Hüseyin Akın
Mürekkep Lekesi
Suavi Kemal Yazgıç
Yazgı
Özlem Albayrak
Beriki Taraf
Orhan Karagöl
Söz Misali
Ali Ömer Akbulut
Mavi Kalem
Mehmet Aycı
Seyr-ü Sefer
Sefer Kayaoğlu
Vesselâm
Kâmil Doruk
Cem Vefa


KİTAPLIK
İhtilal İhtiras ve İdeal 68 Kuşağı Hakkında, Erol Kılınç
Uzak Yıldız, Roberto Bolaño - Çeviri: Zerrin Yanıkkaya
Derin, Mehmet Aycı
Şehit Enver Paşa, Nevzat Kösoğlu
Yakı, Mehmet Aycı
İmparatorluğun Denizi Akdeniz, Roger Crowley
Niyâzî-i Kadîm, Hallâc-ı Mansûr’un Menâkıbnâmesi, Dr. Mustafa Tatcı
Posta Kodu Aşk, Mehmet Şamil
Necip Fazıl - Tenkitler, Polemikler, Kavgalar, Murat Ertaş
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
Daha fazla kitap için tıklayın!

İkindi Sözleri

Küçük Deliciklerim

Mustafa OĞUZ
mustafaoguz33@yahoo.com

• • • BİR BAKIŞTA • • •
Ellerimi cebime ıslık çalarak sokabiliyor ve geceyarıları sokaklarda yürüme cesareti gösterebiliyorum. Çocukluğumun en karanlık noktasına gömdün siz korkunç devleri ve bir de yıllarca seyrettiğim dağların ardına hatta güneşin battığı yerlere doğru uçakla gidip güneşin batışını geciktirdim.
Zamana dirensem haykırarak bütün sesimle, sesimin asılı kalması için gökkubbeye. Hey desem sevgili hayalciklerim, kırıntı mısralarım. Çocukluğumda dinlediğim ve geceleri korktuğum devler, çıkın saklandığınız mağaralardan.

Ellerimi cebime ıslık çalarak sokabiliyor ve geceyarıları sokaklarda yürüme cesareti gösterebiliyorum. Çocukluğumun en karanlık noktasına gömdün siz korkunç devleri ve bir de yıllarca seyrettiğim dağların ardına hatta güneşin battığı yerlere doğru uçakla gidip güneşin batışını geciktirdim.

Bir bulut ormanı üstünde şiir okuyarak, mona roza, okuyarak da geçtim dostlarım. Bulutları yarıp çıkan dağ doruklarında dolaşan mısralar gördüm ve geceyarısı translarımda hep bu doruk mısralarını mırıldandım ve sabahları bu mısraları unutmuş olmanın hüznüyle merhaba dedim sabah güneşine. Güneşin kızarmış bir ay olarak doğuşu, ruhuma inşirah, batışı hüzün verdi durdu yıllardır. Hayatım bu inşirahla hüznün arasında mekik dokuyor ve kalbimin kapısından başka birşey girmiyor.

Kapatıyorum insanlara kalbimi, kırmasınlar diye. Hergün kapımı zorluyor birileri.

Yalnızlığıma bürünüp ağlamak isterdim, ince ince aksın isterdim gözyaşlarım. Aksın aksın toprağa ulaşsın. Elini cebine sokup şarkı söyleyerek gelen bir insan görsün kaşının altından kaçamak ve hercai bir bakışla.

O an işte tam o an, toprağın buğulanışını ve o oradan ruhuma yürüyen insan olma erdemini görsün isterdim. Gözyaşı rahmetinin çiçek açışını ve ağlamanın insanlar için ifade ettiği derin anlamı.

Oturup saatlarce hayaller ülkesine dalarak düşünmek istiyorum. Hayallerimde hüzünlenmek, hayallerimde sevinmek. Bir şiirle bambaşka alemlere uzanmak, bir filmle apayrı bir ortamın uzantısınını düşünmek. Düşünmek, düşünmek…

Herşeyden azade düşünmek ve yaşamaya başlamak yeniden güneşin batışı ile doğuşu arasında. “Biz sanatçılar herşeyimizi kaybettiğimiz zaman yaşamaya başlarız” dedi birileri geçenlerde bir filmde. Herşeyi kaybetme cesaretine sahip değilim belki ama herşeyden kendimi azade ederek yaşayacağım küçük zaman dilimlerim olsun istiyorum. Küçük delirmelerim, küçük uçuklarım yani. Bir kumsalda çıplak ayakla dolaşmayı, çalışma masamın bir kenarına kıvrılarak kitabımı orada okumayı ya da dersin en olmaz yerinde bir aşk şiiri mırıldanmayı. Küçük deliciklerim, serazatlarım, dalgalanmalarım…

Zavallılar yıllardır akıllı ulsu adam olma uğraşım nedeniyle hep bastırılmış güdüler olarak kaldınız. Bir akşam İzmir’in denizine tepeden bakarak parkta bir ağacın altında beş güzel adam iftar yapmıştık, cici parktı galiba adı. Bu küçük deliciğimizi hiç unutmam ve orada aldığım bir kararı taşıyıp dururum bir karanfil olarak yakamda.

Heyy desem yine de hey hey! asrın tepesinde durup. Bütün insanlar bana baksa o an ve avucuma aldığım gözyaşıyla karışık bir damla yağmuru göstersem onlara bir de kalbimi ve bir kuş olsam ya da insanların yakasına yerleşiveren bir karanfil.

8 Haziran 2002

• Yazarın diğer yazıları...

Okur ve dergi
İyi ki aşk var âlemde
Küçük Deliciklerim
Sinemada İnsan Değişmezi
Yazısız İkindiler - (İkindiyazılarının Anısına)
"Şehrin Türküsünü Söyle(yebil)mek"
"Beyhude (Olmayan) Ömrüm"

| geri dön |

| yazdır |

| favorilere ekle |

| yukarı |



BLOG DERGİBİ ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı Adı:
Parola:
Beni hatırla Yeni Üye Kaydı
Parolamı Unuttum
Oturumu Kapat
Blog Dergibi'ye giriş

  Ana Sayfa
  Kitap
  Dosya
  Röportaj
  Şiir
  Şiir Okulu
  Çeviri Şiir
  Öykü
  Haberler
  Deneme
  Yazarlar
  Dergiler
  Eleştiri
  Polemik
  Ajanda
  Gezi Notları
  Anketler
  E-Posta Grubu
  E-Kart
  Sohbet Odası
  Arşiv
  Blog Dergibi
  Arama Servisi
  Medya Dünyası

ARAMA SERVİSİ
Web Dergibi'de

KİTAP ARAYIN!



Alexa Rating

Her şey rutin, hatta soluk almak bile! - Melih Bayram Dede

 Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk 


Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.

© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi
Blog Dergibi / Melih Bayram Dede / TechnoLogic / Medya Dünyası / GebzeRehberi.com / Yeni Şafak Bilişim / Sosyal İm / Flash Oyun / Nitro Model Hobby