| d e r g i b i 1 0 y a ş ı n d a |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Üye olun! |
![]() |
![]() |
| • YAZARLAR |
Bugün: |
|
Sinemada İnsan Değişmezi
Mustafa OĞUZ
Aşk, ölesiye sevmek, ihanet, fedakarlık, entrika, intikam, hırs gibi
evrensel temalar çok çok ucuza harcanarak tüketilmiştir. Aynı banal çizgiye
İslami kesim romanda düşmüş, birbirinden pek farksız olan romanlar ortalığı
kaplamış ve "İslami Arabesk" olarak nitelenmişti.
Sinema tekniğinin gereklerinden olan görselliğe, olayın işlenişine, müziğe
itibar etmeden ucuza getirilen sahneler ve birbirinin benzeri binlerce film.
Bir film mezarlığı kursak ve aynı tür filmleri bir araya koysak pek fazla
kategoriler çıkmaz her halde. Bu binlerce filmler arasında başı çekenleren
Cüneyt Arkın "Bu kadar film çekmekten" pişman olduğunu dile getirmişti bir
televizyon programında.
Dünya sinemalarında gişelerde uzun süre kalan, bol ödüllü filmlerde de
yukarıda dile getirdiğimiz aşk, ölesiye sevmek, ihanet, fedakarlık,
entrika, intikam, hırs gibi temalar işlenir; çünkü insan değişmez ve bu
konular evrenseldir.
Eşkiya, Türk sinemacılığı içinden nasıl sıyrılıp çıktı. Çok mu farklı
konular işliyordu:Hayır. Aşk. ihanet, intikam ve mafya gibi hemen birçok
filmde işlenen konular üzerine oturtulan filmde görsellik ve müzik sinema
salonundaki seyriciyi adeta büyülüyordu. Gazelleriyle Kazancı Bedii piyasaya
çıkyor, Fırat yorumuyla beraber Türk müziğinde yepyeni bir sayfa:Türkü
sayfası açılıyor, bir Türk filmi yabancı filmlerle başabaş yarışıp aylarca
vizyonda kendine yer bulabiliyordu. Aynı sanatçıların dha önce oynadığı
yığınla film aynı başarıyı yakalayamamışsa Türk sinemacılığı açısından çok
önemli bir yere sahip Eşkiya ve vebzeri filmler üzerinde fazlasıyla
durulmalıdır.
Beni en fazla etkileyen müziği ve konunun işleniş tekniğiydi. Film
başlarındaki han sahnelerindeki görsellik büyüleyiciydi. Eşkiya üzerinde
ayrıntıya girmek istemiyorum burada. Sinema tekniğimizi ilerletip bunu
sahneye yansıtınca seyirci kaliteyi farkedip bitti denilen Türk sinemasını
tekrar ayağa kaldıracaktır.
İhanet, sinemada sıkça kullanılan bir konu. Eşkiya'da da işlenen ihanetin
Cesur Yürek'teki işlenişi kadar etkili olanını seyretmemiştim. İnsanı savaş
ortamında sırtüstü devirecek kadar etkilidir iahnet ve o şekilde ustaca
işlenişi film başarıya taşıyabiliyor.
Cüneyt Arkın'a bir Tv programında "Neden hep filmlerinizde zengin kız, fakir
erkek rolü oynadınız?" diye sorulunca "Siz, Titanik'e bakın, onlarda da
öyle." diye cevap vermişti.
Evet, Titanik'te de öyleydi ama Titanik, Cüneyt Arkın'ın birbirinden
farksız zengin kız, fakir erkekli filmlerindeki konuyu işlemedeki
başarısıyla bol bol ödül toplamıştı ve uzun zaman sahnelerde kendine yer
bulmuştu. titanikteki aşk öyküsü yeşil çamdaki aşk öykülerini andırıyor
aslında. Fakir bir genç, zengin ve güzel bir kıza aşık olur, onu ölümden
döndürür ve aralarında gelişen sevgiyi hisseden aile karşı çıkar. Üçlü bir
aşk vardır..
Sonuç bölümü de tam yeşil çamlık: Ölürüm de ayrılmam, bizi ölüm
bile ayıramaz arabesk anlayışı ama onlar yapınca bir sinema harikası oluyor.
Biz yapınca klasik bir yeşil çam filmi. Ford Harrison'un Altı Gün Yedi Gece
adlı filminde zengin kız, fakir erkek ilişkisi ve aşkın değişmez kanunu
işleniyordu başarıyla.
5. Güç ve Matrix filminde de, her ne kadar kurgu bilim ağırlıklı olsa da,
insanm değişmezi açıkça görülür. 5. Güç'te bir uzaylının hücrelerinden
labaratuarda geliştirilen kız ile Bruce Willis arasında sevgi-aşk bağları
kurulur ve film romantik bir sahne ile biter.
Aşk, ihanet, inanma gibi evrensel temalar üzerine kurulu bir film Matrix,
İnsan değişmezi, evrensel değerler her yerde ve her zaman hep aynı. Yeter ki
onu işlemekte başarılı olunsun ve filmler ucuza getirilme politikasına
gidilmesin.
11 Nisan 2002
|
Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz. Alexa Rating
|