d e r g i b i   1 0   y a ş ı n d a  

  Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Üye olun! 
Dergibi.com - ISSN 1303-6211    
• YAZARLAR  

Bugün:

DERGİBİ YAZARLARI
Yazıyorum, öyleyse varım!
Melih Bayram Dede
Karanlık Oda
Ferhat Ünlü
Sevgilim Hayat
Fadime Özkan
Mutsuzluk Oyunları
Ömer Sercan
Bilir Kişi
Hüseyin Akın
Mürekkep Lekesi
Suavi Kemal Yazgıç
Yazgı
Özlem Albayrak
Beriki Taraf
Orhan Karagöl
Söz Misali
Ali Ömer Akbulut
Mavi Kalem
Mehmet Aycı
Seyr-ü Sefer
Sefer Kayaoğlu
Vesselâm
Kâmil Doruk
Cem Vefa


KİTAPLIK
Uzak Yıldız, Roberto Bolaño - Çeviri: Zerrin Yanıkkaya
Derin, Mehmet Aycı
Şehit Enver Paşa, Nevzat Kösoğlu
Yakı, Mehmet Aycı
İmparatorluğun Denizi Akdeniz, Roger Crowley
Niyâzî-i Kadîm, Hallâc-ı Mansûr’un Menâkıbnâmesi, Dr. Mustafa Tatcı
Posta Kodu Aşk, Mehmet Şamil
Necip Fazıl - Tenkitler, Polemikler, Kavgalar, Murat Ertaş
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
Daha fazla kitap için tıklayın!

İkindi Sözleri

Beyhude (Olmayan) Ömrüm

Mustafa OĞUZ
mustafaoguz33@yahoo.com

• • • BİR BAKIŞTA • • •
"Beyhude Ömrüm" bu planlar üzerine odaklanmış durumda: köyden kaçış ve köyde kalmaya direniş. "köylüler yolsuzluktan, okulsuzluktan, susuzluktan, geçim sıkıntısından yakınır. Bir kolayını bulsalar hemen kapağı şehre atacaklardır.
Mustafa Kutlu, son dönemde yetişmiş, ta ilk hikayelerinden beri arayışlar içinde olan önemli bir sanatkar. Kutlu, batı tarzı "Hikayenin bittiği, çok başka şeylerin ve önceliklerin mesela "söz"ün değer kazandığı bir yerde duruyor. Batı tarzı hikayenin bittiği yerde bizim klasik kıssa, mesel geleneğini şafağının sökmesi." Kutlu, Yoksulluk İçimizde ile bu şafağın ışığından yararlanarak bu güne gelmiştir. "Beyhude Ömrüm"de kıssa anlatım geleneğini kullanıyor. Bütün hikaye, kahramanının ağzından anlatılıyor. Sır ve Uzun Hikaye'de kullandığı bu anlatım tekniği "Beyhude Ömrüm"de de devam ediyor.

Halk edebiyatındaki halk hikayelerindeki akıcılık, sadelik ve sözün az ve öz kullanılması. Köylerde ağzı laf yapan insanlar vardır. Bunlar çevresine üç beş kişi toplanınca ağızlarından bal akıtırcasına konuşmaya başlarlar. Anlatımları alabildiğine sade, olayları anlatımları zincirlemedir. Kutlu, bu arifane anlatımı yakalamış ve "Beyhude Ömrüm"de edebi zevki derk edip tasavvufla zenginleştirerek kullanmıştır. "Sır" ve "Bu Böyledir"deki müphemiyet "Beyhude Ömrüm"de sadeliğe ve duruluğa bırakıyor yerini.

Kaçışla direnişin hikayeleştiği "Beyhude Ömrüm"e haşiye niteliğini - ki ben öyle görüyorum- taşıyan "Kaçış planı"1 başlıklı yazısında Mustafa Kutlu "gelin biz bu planın adını değiştirelim; "kaçış planı" yerine "direniş planı" diyelim." diyor.

"Beyhude Ömrüm" bu planlar üzerine odaklanmış durumda: köyden kaçış ve köyde kalmaya direniş. "köylüler yolsuzluktan, okulsuzluktan, susuzluktan, geçim sıkıntısından yakınır. Bir kolayını bulsalar hemen kapağı şehre atacaklardır. "Ah derler, şehirde başımızı sokacak bir oda gecekondu yapacak parayı bulsak burada durur muyuz?"2 Şehir ahalisi ise "şu gürültü ve karmaşadan; şu donuk, renksiz, tatsız hayattan çekip gitmek; bir güzel tabiat köşesinde temiz toprak, temiz hava, temiz su ve temiz ilişkiler içinde"3 kafa dinlemek istiyor.

Son eserinde Kutlu, köy merkezli olarak bu kaçış ve direnişleri hikayeleştiriyor. Deli Derviş'le hikayeye tasavvufu da ekleyerek bir dil şöleni sunuyor yalın, akıcı ve çarpıcı anlatımıyla. Beyhude Ömrümün kahramanı Gülpaşa Çavuş bir anda ıslak kayayı görüverir. Çevremizde her gün göregeldiğimiz ama bir anda farkına vardığımız şeyler vardır. Gülpaşa Çavuş da yıllardır, asırlardır orada duran ıslak kakayı "fark ediverir" ve bu fark ediş bir hayal bahçesini inşa ettiriverir ve bu hayal, umuda umut da alın teriyle gerçeğe dönüşür. Civar köylerde benzeri olmayan bir bahçe kurar ömrünü vererek; ama ömrünü vererek hazırladığı bu bahçe köyden İstanbul'a "kaçan" oğlunun gözünde üç-beş ağaçtan başka bir şey değildir ve oğlunun bahçesine bakışı adeta yıkar adamı.

Eser içerisinde köyden kaçanlar anlatılıyor ama köyden gidenlerin akibetleri, orada yaşamları üzerinde durulmuyor. Olay, köyde gelişirken köyden kente bakış yansıtılmış. Bir de köye şehirden kaçıp gelenlerin serencamı olarak Muhterem Beyin yerleşmek amacıyla köye gelişi var. "Baba ocağını görmek" ve oraya yerleşmektir amacı. Baba evini bir güzel tamir ettirir, eve bir çok yenilik de getirir ama eve girip yerleşince "Benimkisi bir hayalmiş. Bu yaştan sonra olacak şey değil. O odada, yeni halı, ahşap reçine kokuları arasında yatarken inanır mısın kirpik kırpmıyorum. Bir türlü uyku tutmuyor. "Ne işim var bu dağ başında?" diye sordum kendime. Cevap yok." Diyerek köy hayatına uyum sağlayamayacağını söyler Muhterem Bey. "benimkisi bir çılgınlıktı. Kendimizi kandırmayalım. Herkes, kendi muhitine yakışır." diyerek de meseleyi kısaca özetler ve köyden ayrılır.

Aslında köyden kente, kentten köye kaçmak bir çılgınlıktır. Bazılarını şartlar zorlamış olsa bile, bu kaçış düşüncesinin sürekli gündemde oluşu nedeniyle köylerimiz gelişip kalkınamıyor, şehirlerimiz işsiz ordusu barındıran büyük köylere dönüşüyor. Olayın cereyan ettiği köyde örnek olacak iki tip insan var: birisi köyden kente kaçıp oraya yerleşenler, diğeri köye direnen, köyde yeni birşeyler yapmaya çalışan ve suyu bulup bahçesini kuran Gülpaşa Çavuş, Kutlu'nun direniş planını gerçekleştiren kahramanımız. Her köyde bir "ıslak kaya" olduğuna inanıyorum. Daha bir iki ay önce Muş'un Konaklı Köyü'ne yeni yol yapılmış, köye ilk araç ulaşmış. Köylüler yolun yapılışını ziyafetle kutlamışlar. Araştırılsa o köyden kente kaçan insanlar vardır. Direniş yerine kaçmayı yeğlemişlerdir. Tarım ülkesi olmamıza rağmen tarımda yeterli seviyede ve bilimsel olmayışımızın sebebi bunlar olsa gerek:Etrafımızdaki ıslak kayaları fark edememek.

Köylünün fedakarlığı ile yeniden açılan okula büyük fedakarlıklar yaparak gelen öğretmen ardından öğrencisiz okul."Öğretmen bu dağların başında, kuş uçmaz, kervan geçmez yerde çalışmaya razı, gel gör ki okutacak öğrenci kalmamış. "Şu bizim memleketin işleri niçin böyle tuhaftır? Köyde nüfus var iken yol yoktu; yol geldi, nüfus gitti. Köyde öğrenci bol iken öğretmen yoktu; öğretmen geldi, öğrenci tükendi."

Eşkıya filminin finali destansı bir şekilde biter. Eşkıya bir yıldız olup yıldızlara karışır, boşluğa bırakır kendini. "Beyhude Ömrüm"ün bitişinde Eşkıya filminin sonu canlanıverdi gözümde. Toprağa ve bahçesine aşık Gülpaşa Çavuş.

"Her yer karanlık ve soğuk; peki niçin ben bir bahar bayramına bakıyorum. Ne zaman açıldı bu çiğdemler, nereden çıktı bu nevruz? Kuzular oynaşıyor kırlarda, kızlar yemlik topluyor. İşte kuş sesleri ve bu da Islak Kaya'dan fışkıran pınar. Pembe-beyaz şeftali çiçekleri, süt köpüğü gibi kabarmış erik, kayısı, vişne, kiraz çiçekleri; sarışın kızılcık çiçekleri yağıyor üstüme, serpiliyor gökten. Aman Allahım, ne güzel, ne güzel. Yağsın durmadan, yağsın ve örtsün üstümü bu çiçek kokuları, neredeyim ben? Gözlerimde yaş, dilimde dua. Öldüm ve bir bahçeye gömüldüm."4

"Beyhude Ömrüm", hayatını direnerek yaşayan ve topraktan istediğini alan bir insanın hiç de "Beyhude" olmayan "Ömrü"nün hikayesi. Bir pınar başında toprağı keşfetmek isteyenlerin içeceği dupduru ve buz gibi bir su. İçerseniz kesinlikle memnun kalacaksınız.



1 Dergah Dergisi , sayı 140 s.6
2 a.g.yazı s.6
3 a.g.yazı. s.6
4 Beyhude Ömrüm, Mustafa Kutlu, Dergah yay. İst. 2001 s.212

14 Şubat 2002

• Yazarın diğer yazıları...

Okur ve dergi
İyi ki aşk var âlemde
Küçük Deliciklerim
Sinemada İnsan Değişmezi
Yazısız İkindiler - (İkindiyazılarının Anısına)
"Şehrin Türküsünü Söyle(yebil)mek"
"Beyhude (Olmayan) Ömrüm"

| geri dön |

| yazdır |

| favorilere ekle |

| yukarı |



BLOG DERGİBİ ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı Adı:
Parola:
Beni hatırla Yeni Üye Kaydı
Parolamı Unuttum
Oturumu Kapat
Blog Dergibi'ye giriş

  Ana Sayfa
  Kitap
  Dosya
  Röportaj
  Şiir
  Şiir Okulu
  Çeviri Şiir
  Öykü
  Haberler
  Deneme
  Yazarlar
  Dergiler
  Eleştiri
  Polemik
  Ajanda
  Gezi Notları
  Anketler
  E-Posta Grubu
  E-Kart
  Sohbet Odası
  Arşiv
  Blog Dergibi
  Arama Servisi
  Medya Dünyası

ARAMA SERVİSİ
Web Dergibi'de

KİTAP ARAYIN!



Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.


Alexa Rating

Bağırmayın, acılarınız azalmaz! - Kazancakis

 Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk 


Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.

© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi
Blog Dergibi / Melih Bayram Dede / TechnoLogic / Medya Dünyası / GebzeRehberi.com / Yeni Şafak Bilişim / Sosyal İm / Flash Oyun / Nitro Model Hobby