| d e r g i b i 1 0 y a ş ı n d a |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Üye olun! |
![]() |
![]() |
| • YAZARLAR |
Bugün: |
|
Okur ve dergi
Mustafa OĞUZ
Kitaplar döne döne okunur; hatta her yaz tatili yeni bir heyecanla ele
alınıp tekrar okunur ve o tür kitaplar unutulmazlar
arasında yerini alır çocuk için. Bir kitap için en
güzel olay, herhalde, okuna okuna eskimektir ve hemen
her çocuğun hayatında bu şekilde eskittiği bir kitap
vardır.
Kitaptan ayrı olarak ayın başlarını heyecan ve sabırla
bekleten dergiler de vardır ki, bu dergiler çocuklarda
tiryakilik yapar. Çocuğun gelişimi üzerinde sınırları
belirsiz bir tesir gücü vardır dergilerin.
Ayın önemli günlerinden, çizgi romanlara, tarihte
yaşanmış ibretli olaylardan, fıkralara, şiir ve
hikayelerden kendini test etmeye kadar birçok konu
çocuğun gelişimi üzerinde tesir eder.
Dergilerin arka sayfalarına sıkıştırılmış “sizden
gelenler” köşesi çocuk için tarifsiz heyecan
kaynağıdır. Yazı hayatının ilk adımları, ilk denemeler
bu sayfalarda boy gösterebilmek için kaleme alınır ve
derginin adresine özenle, aileden ve arkadaşlardan
habersiz, gönderilir. İsmi orada görüldüğü zaman
etrafına biraz hava atabilmek için bu olay gizlice
yapılır. Yazısı çıkmazsa da bunu kimsecikler
bilmeyecektir zaten.
Dergiciliğin mutfağında çalışanları da bu tür yazı ve
şiir dolu mektuplar heyecanlandırır. Bu mektuplar ne
kadar artarsa o kadar okurla bütünleşmiş olacak ve
başarıları o kadar pekişmiş olacaktır. Bu kalpten
kalbe yayılan ve karşılıklı olarak bir birini
etkileyen bir iletişimdir ve doğal seyrinde yaşar
durur. Bu doğal yaşam ne denli uzun ömürlü olursa
derginin ömrü de o denli uzun ve heyecanlı olacaktır.
Okurla etkileşimi daha sağlıklı ve canlı tutabilmek
için çocuk kulüpleri kurulur ve her sayıda kulübün
yeni üyeleri dergide yayınlanır.
Benim çocukluk yıllarımda çocuk dergileri, dergilerine
muhabir seçerlerdi. O muhabir kartlarını almak için
büyük bir iştiyak duyardık ve resimlerimizi gönderip
muhabir kartlarımızın gelmesini heyecanla beklerdik.
Kartımız geldiği zaman kendimizi artık küçük gazeteci
olarak görür, bundan gurur duyardık.
Ortaokul yıllarım gözümde canlanıyor da geride kalan
sararmış fotoğraflar arasında dergileri görüyorum.
Tercüman Çocuk dergisinin müdavimiydim. Her ay alır,
verdiği fasikülleri biriktirir, onları ciltlettirerek
ansiklopedilerimi oluştururdum. Dergi bana geniş bir
genel kültür kazandırıyordu.
Daha sonra bir arkadaşımın bana verdiği Türkiye Çocuk, tarih
sevgisinin temellerini sağlam biçimde atmamı
sağlamıştır. Lise yıllarımda da devam etti çocuk
dergilerini takip etme sevdası. Dergilerin bana
kazandırdığı okuma sevgisi ve alışkanlığının yanı sıra
dergi okuma heyecanı eksilmeden devam ediyor
diyebilirim. Derginin iyisi kötüsü olmaz bence.
Derginin ömrü söz konusudur nazarımda. Bazı dergileri
kısa sürede okur ve bir daha elime alma ihtiyacı
hissetmem; ama bazıları ise döne döne okutur kendini
onun için yeni çıkan dergiler her zaman
heyecanlandırabilir beni; çünkü ortaya konmuş taptaze
sevgi dolu bir yürektir yeni dergi.
Derginin 2002ye bakan yönüne gelince hem çocuklar hem
de büyükler dergi bakımından epeyce şanslılar. Çocuk
dergiciliğinde bir patlama var edata. Çocukça, Gonca,
Beyan Çocuk, Semerkand Çocuk, Nehir Çocuk, Çoluk
Çocuk, Türkiye Çocuk, Ebesobe ve daha bir yığın çocuk
dergisi, her ay çocuklara ulaşma sevdasındalar.
Edebiyat dergilerine gelince, orada da bir furyadan
söz etmek mümkün.
Kitapçı vitrinlerinde takip edemeyeceğim kadar edebiyat dergisi görebiliyorum. Bu
elbette güzel. Neticede bu dergiler kısa solukla
olsalar bile her dergi arkasında kalıcı bazı isimler
bırakarak kapanmaktadır. Bu dergiler adına üzüntüm,
dergilerin Anadolu’ya, taşraya yeterince
ulaştırılamamaları ve oralardaki edebiyat severlerin
bu dergilerden mahrum olması.
Reel dergilerin yanında hemen her dalda yayın yapan
sanal dergiler de var. Sanal alemde bu dergilere her
yerden ulaşmak mümkün. Bu durum reel dergilere
taşradan ulaşamayanlar için kısmen bir kolaylık
sağlamaktadır. Tabii ki sanal dergi reel derginin
yerini ne kadar tutabilir bilemem ama hiç yoktan da
iyidir.
Hasılı kelam hemen her yaşta okura dergi ulaştırma
telaşındaki edebiyat ve çocuk severlerin emeğini
karşılıksız bırakmamak biz okurların vazifesi.
13 Ağustos 2002
|
Alexa Rating
|