| d e r g i b i 1 0 y a ş ı n d a |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Üye olun! |
![]() |
![]() |
| • YAZARLAR |
Bugün: |
|
Yükümü tuttum kitaptan
Başlığa bakıp da, bu adam ya kitap satmaktan yahut aldığı telif ücretiyle köşeyi dönmüş, üstüne üstlük bir de yazısını yazarak keyfini sürmeye devam ediyor diye düşünürseniz fena halde yanılırsınız; ayrı bir bahistir ama buracıkta söyleyelim, Tanrı Teala kimseye kitaplarını sattırmasın, âmin, kitap satmışlığımız hatır gönül hesabına birkaç kitap dışında vaki değildir ve bu güne kadar neşredilen kitaplarımızın telifi ile de kitaptan başka nesne almamışızdır; sadede gelirsek konumuz kitap taşımak üzerine bir iki kelam eylemekten ibarettir.
Kitap kurdu, kitap meraklısı, sıfatını geçelim, hatırı sayılır bir kütüphanesi olan kimseler, şayet ömür boyu aynı mekânda ikmal-i hayat etmeyeceklerse, büyük kentlerde kiracılarsa, onlar için taşınma korkusu tamu azabı korkusuna eşdeğer bir korkudur ve doğrusu hatırı sayılır sayıda kitabı olanlar da büyük kentlerde meskûn bulunmaktadır. O doğruya bir doğru daha eklemek gerekirse, bu insanlar varlarını yoklarını gizli aşikâr kitaba yatırdıkları için zaten başlarını sokacakları bir kendi evceğizleri de bulunmamaktadır. Bu bağlamda “evli” olanlar bulunsa bile bunlar bir elin parmağını geçmeyecek kişiler olup istisna teşkil ettikleri için konumuz ve tabii ki yazımız dışındadırlar.
Yine farklı bir yazı konusudur lakin buracıkta değinelim; her kitap meraklısının gönlünden, şöyle müstakil, kitaplarını rahatlıkla raflara yerleştirip seyredebileceği, bir odası çalışma ofisi olan çok odalı, yüksek tavanlı, genişçe bir malikâne geçer ki, Tanrı öyle bir mekânı her kitap kurdu gibi bize de nasip etsin; âmin…
Az önce taşıma/taşınma korkusundan bahsettik ya, bu korkuyu birkaç başlık altında tasnif etmekte fayda vardır. Öyle ki yalnızca kütüphane sahibi değil, kütüphane, taşıyıcılar ve ev sahibesi de paylarına düştüğü nispette ev değiştirmekten korkmaktadırlar.
Yine de korkuların en ağırı ve en korkuncu o kitapları bin bir emekle biriktiren, her birini evladı gibi gören, incitmeden okuyan, altını kurşun kalemle çizen, itina ile raflara yerleştiren, bırakın okumayı seyretmekten bile tarifsiz haz olan kütüphane sahibinin korkusudur. Nasıl olmasın, kitaplar kolilenecek; bu işlem yapılırken ebatlar dikkate alınacak, aman kitaplar zarar/hasar görmesin diye ince elenip sık dokunacaktır; bütün bunlar neyse de, taşınılacak mekândaki işler, kitapların tasnifi, hatta saçma gelecek ama nakliye arabasından bir koli düşse ne yaparım endişesi bile kütüphane sahibinin en az bir tutam saçını değirmenci zülfüne çevirmeye fazlasıyla yetecek “ağırlık”tadır.
Kütüphane sahibini peşin olarak erkek kabul ettiğimiz için üzgünüz; genelde de öyledir nitekim sahibesi olsa bilse durum değişmeyecektir; her iki durumda da evin diğer ferdi ve tabii ki ağırlıklı olarak ev sahibesi de bu taşınma işinden fazlasıyla mutazarrırdır zira “göç hazırlığı” çokça evin hanımının emeğiyle tamamlanmaktadır.
Kitap taşıma işi, nakliyecilerin demeyelim ama bu tür işleri yapan şirketlerde çalışan hamalların korkulu rüyasıdır. Hiç kitap taşımamışsa bu hamallar, yahu yükün birazı kitap sözüne karşın, bu da laf mı, kitap dediğin nedir ki diye içlerinden geçirirler lakin bu hafifsemeye karşın taşıdıkları kitap paketleri onlardan öyle bir intikam alır ki, bir sonraki kitaplı evde bunun için ek ücret talep etmek durumunda kalırlar. Nasıl olmasın, hele bir de boşaltılacak ve “doldurulacak” evler yüksek katlardaysa adamcağızlar af buyurun merkep ölüsü ağırlıktaki paketleri taşımaktan günlerce dizlerini ve bellerini tutamaz hale gelirler de hâşâ kendilerine nakliyeciliği ekmek kapısı olarak gösteren Tanrıya diş bilemek durumunda bile kalabilirler… Hâsılı, kitapların yalnızca içindekiler değil bizzat cisimleri de yükçe ağır hamule taifesindendir. Onun için başta pazarlık yapmayıp da, bir oda dolusu kitapla karşılaşınca, bilseydim almazdım bu taşıma işini, zaten pek kâr etmiyoruz; yorgunluğumuzla kalacağız şikâyetleri bu tür taşımalarda sıkça rastlanan sızlanmalardandır.
Yine de, bu korkular içinde en çaresiz olanı hem bütün olarak hem de kitap bazında taşınacak olan kütüphanenin korkusudur ve azı da dili de olmayan kitapcağızlar, acaba kenarımız yamulacak mı, acaba şirazemiz kayacak mı, acaba yeni raflardaki komşularımız eski komşularımız olacak mı, ya sahibimiz bizi gözden çıkarırsa diye titreme nöbeti geçirirler de kendilerinden başka kimseciklerin bu durumdan haberleri olmaz; kendi dertlerine yine kendileri yanarlar…
Şaka bir yana, kütüphane taşıma işi doğal bir ayıklanmayı/ayıklamayı da beraberinde getirir. Kütüphane sahibi değişik nedenlerden mükerrer satın aldığı kitapları, bir daha dönüp bakmayacağı kitapları, birine söz verdiği halde bulamadığı için veremediği, hediye edemediği kitapları, ödünç aldığı halde mühmellikten yahut sair nedenlerden sahibine iade edemediği kitapları, yahu bu kitabın kütüphanemde ne işi var dediği kitapları, taşınacak mekân küçükse içi sızlaya kıyıla başka kitapları taşınma vesilesiyle gözden çıkarabilir ve bu durum ender rastlanan durumlardan da değildir.
Sözü uzatmaya ve durumdan şikâyet etmeye gerek yok aslında; her şahsi kütüphane bir şekilde taşınma ve dağılma tehlikesiyle karşı karşıyadır; sahibi ölür, bir kuşak sahip çıksa bile bir sonraki kuşak ya toptan kitapları bağışlar yahut bir sahaf çağırıp ucuz pahalı demeden elden çıkarır; sahaf efendi de kütüphane düşürmenin verdiği iştahla ve vecd halinde o kitapları paketler ve dükkânına taşır; sonrasında o kitaplar yeni kitap kurtlarının kütüphanelerinin yolunu tutar, aradan zaman geçer, aynı dolaşım birkaç kez tekrarlanır; kitaplar taşınır da taşınır; bize düşen kitapcağızların başlarına yangın yahut başkaca bir felaket gelmemesi için dua etmekten ibarettir.
İmdi, yazıyı bitiriyorum bitirmesine de, anlatmazsam karnım ağrır, ismini söylemeyeyim, belki çocuğu torunu hanım tarafını tutar da bedduaya kurban gideriz, neyimize, ne diyordum, adı bizde mahfuz kalsın, tanınmış bir rahmetli profesör, ömrü kiralarda geçmiş, tabii her taşınmada kütüphane taşıma korkusunu iliklerine kadar yaşamış, yine ev değiştirecek ve kütüphanesinde ayıklama yapıyor, götürmeyeceği kitapları salonun ortasına yığmış seyrediyor, kıyamıyor kitaplara tekrar kolilere dolduruyor, hanımı kapıda adamcağızı seyrediyormuş, hoca, demiş, bunları kullanmıyorsun, nereye taşınsak yanında götürüyorsun… Adamcağız şöyle yan dönerek hanımına, hatun demiş, seni de yirmi yıldır kullanmıyorum ama nereye gitsem yanımda götürüyorum…
Yine de siz yukarıdaki paragrafı unutun ve biz “dua”da kaldığımız yerden yazıyı bitirelim ve diyelim ki, Tanrı Teala konargöçer kütüphanelerin ve kitap kurtlarının tez elden yardımcısı olsun… O yardımı fakirden de esirgemesin…
Yeter bu kadar; dua kitabı yazmıyoruz icabında…
31 Ocak 2008
|
Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz. Alexa Rating
|