| d e r g i b i 1 0 y a ş ı n d a |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Üye olun! |
![]() |
![]() |
| • YAZARLAR |
Bugün: |
|
Ben kitabın sayfasına bakarım
Efendim, sonraya kalırsa unuturuz, bizce kitap şöyle ele avuca gelmeli, rafa koyunca üç beş metreden sırtından seçilebilmeli, yerine göre arasına konan ayracın yeri aranmalı, kitap ehli okuyucuya, aferin yazara, yazmış da yazmış ama dilini sevdiğim iyi yazmış, boş kelamı bile hoş etmiş dedirtebilmelidir. Bu bizim hususi kanaatimizdir ve elbette kitabına göre bir hayli istisnası bulunmaktadır. Yine de, durup dururken sayfa numaralarından yazı çıkarmamızın izahını yapmak vazife icabı olmasa bile üslup icabıdır.
Kapı, af edersiniz köşe komşumuz Nihan Kaya’nın “İdeal Bir Kitap Kaç Sayfa Olmalı?” adlı yazısını okuyunca, okuyunca da değil, hemen başlığı görünce, bak şu işe demekten kendimizi alamamışızdır. Biz yazacaktık bu mevzuu; mezada, korsana, kitapların arasından ne çıktığına, kitap çalmaya ve yakmaya, kitap listesi çıkarma talebine, ne bileyim trende okunacak kitaplara, acaba ne okuyor merakına, bunların hepsini okudun mu sorusuna dair bir düzine kitap yazısının yanına kitabın kalınlığına ve inceliğine dokunan bir yazı daha ekleyecektik; sevgili hikâyecimiz erken davrandı, dedik de, bir konu hakkında iki yazar yazı yazınca kıyamet kopacak değil ya, yaz, senin de olsun hesabı buraya kadar okunması bile soluk kesen sevgili yazıcığımıza başlamış bulunmaktayızdır… Yazmaya başladık ya, bu yazının da şereflendireceği, kitabın ve okurun muhtelif hallerine dair yazılardan mürekkep müstakbel kitapcağızımın kaç sayfa olacağını da doğrusu merak etmekteyiz…
Efendim, sırayla gidersek, kitabın kaç sayfa olması gerektiği meselesi evvela okuma ödevini gönülsüz yerine getiren, bu bağlamda ciddi aile baskısına maruz kalan ilk mektep çocuklarının meselesidir ve henüz heceleme devresini ikmal edememiş çocukcağızlar bir sayfa okuyup on sayfa sayarak, hadi yavrum, hadi kuzum zorlamasıyla ve iteklemesiyle okurlar okumasına da, hay bu kitapları yazanın, kitap dediğin beş on sayfa olsaydı ne olurdu diye gönüllerinden geçirmekten de kendini alamazlar… Gönüllerinden ne mi geçirirler; okumaya alışmaya çalışan bir velet için ideal kitap beş-on sayfayı geçmemelidir lakin dediğimiz gibi muhatabımız çocuktur ve okumayı sevmemektedir. İşin tuhafı onu okumaya teşvik etmek için göbek çatlatan anne babaların da çoğu kez kitapların çok sayfa olduğuna dair itiraf edilmemiş şikâyetleri bulunmaktadır. İşin daha tuhaf kısmı, ilk mektebin ilk sınıfları için muallimlerce ödev olarak verilen kitapların sayfa sayıları zaten azdır ve durum “büyük Türk veli”lerinin kitaba ne kadar uzak olduğunu da ayrıca göstermektedir. Hâl böyledir böyle olmasına da, izaha çalıştığım çarpıklığın yetişkin aktörlerinin elan, çocuk aktörlerinin yaş kemale erince Türk toplumunun az okuduğundan dem vurmalarını nasıl izah etmelidir? Emin olun, yazarın henüz “temmet” dediği, okuyucu görmemiş romanının kaç sayfa olduğunu merak konusu yapmak da yalnızca merakla izah edilemez; bu durum ifadeye çalıştığımız çarpıklığın dışavurumundan başka bir şey değildir.
İyisi biz bu sıra meselesinden vazgeçelim; kütüphane raflarını şenlendiren binlerce kitap biz ideal sayfamızdayız, böyle doğduk böyle yaşayacağız, size ne diye okuyucuya olduğu gibi bu satırların yazarına da dil çıkarmaktadır. Lafı uzatacağız uzatmasına da, uzun lafın kısası bir kitabın kalınlığı ve inceliği, sayfa sayısının azlığı ve çokluğu o kitabın kitaplığına dair olmayıp teferruattan ibarettir. Öyle ki beş yüz sayfayı mütecaviz bir nice kitap nazarımızda selüloz israfı iken, seksen sayfalık nice kitaplar da başyapıt olarak raflarımızı şenlendirmeye; arada bir kendilerini tekrar be tekrar okutmaya devam etmektedir.
Hem kalınlıktan ve incelikten hem de sayfa azlığından çokluğundan bahsediyorsun, bu ne kadar kelime israfı, az sayfalı kitap ince, çok sayfalı kitap kalın oluyor diyorsanız müsait bir zamanınızda İskoçya dağlarındaki siyah koyun hikâyesini anlatırız icabında; sözünüzü geri almaya fırsat bırakmadan hemen söyleyelim; hem bu başka bir patikadır hem de fakir sayfası az ama kösele gibi kâğıda basılmış nice kitabı kütüphanesinde barındırmaktadır. Hatta batı memleketlerinde geçtiğimiz yüzyılın başında tab edilmiş kitapların pek çoğu yazıdan değil kâğıttan mütevellit kalındır…
Kafamız epeyce dağıldı; toparlamak için tekrar soralım, ideal bir kitap sizce kaç sayfa olmalıdır? Size kalırsa, durum çetrefilleşecek; iyisi mi biz açıklık getirmeye çalışalım dedik de nihayetinde bizim kanaatimiz de şahsi tecrübemizden ve ortalama okuyucunun beğeni tahmininden öteye gitmeyecektir.
Yok böyle bir şey ama diyelim ki ortalama okuyucu için ideal bir kitap 180 sayfadır. Yok böyle bir şey ama yine diyelim ki ortalama okuyucu sayfaların ebadının, kenar boşluklarının, harflerin punto numaralarının ve satır aralığının değişmesi halinde 180 sayfalık bir kitabın 80 sayfaya düştüğü gibi 280 sayfaya çıkacağını da hesap etmemekte midir? Yayıncıdan değil okuyucudan bahsediyorsun birader; hesap etmez, etmez, sana ne, ister ekmek tahtası boyutunda ister tabaka ebadında olsun da sayfa sayısı aman “ideal”e yakın olsun; hem okuyan sen misin, okurun keyfine karışmaya ne hakkın var diyorsanız; Nasreddin Hoca hesabı siz de haklısınızdır.
Dağıttık ve karıştırdık madem; devam edelim; esas olan bir kitabın sayfa sayısından ziyade kelime sayısıdır ve matbaa denilen gâvur icadında sayfa ayarı rahatlıkla yapılabilmektedir. Bir de kitabın kaç kelime olması gerektiğine dair söz söylemek haddimize değildir; zira yazarın eli tutulmaz; Allah ne verdiyse başımızın ve gözümüzün üstünedir. Söylemeye çalıyoruz lakin galiba eksik kalıyor; “ideal” okumada geçen, dolayısıyla okuyucuyu ilgilendiren süre sayfayla değil kelimeyle alakalıdır. Yayınevi denilen müessese “çizgi”si gereği, giriş kısmında ve bölüm aralarında bıraktığı boş sayfayla, müstakil yazıların yahut bölümlerin sayfa ortasının altından başlatmasıyla, kenarlarda yarım karışa yakın sayfa sayısı bırakmasıyla, yerine göre aralara serpiştirdiği çizim yahut fotoğraflarla ve başka oyunlarla pekâlâ almış sayfalık kitaptan yüz altmış sayfalık bir kitap çıkaracak yetenektedir. O yeteneğin biz okur milletini duruma göre hayran bırakacak numaralar çekmekteki mahareti de buracıkta zikredilmelidir. Paranteze almadan söylersek, kaç sayfa olursa olsun, giriş kısmı Romen rakamıyla numaralandırılmış, sayfa numarası asıl metinle başlayan, hacim büyütmek için oyuna gerek görülmemiş, satır aralığı kovboy çiti gibi olmayan, kenar boşlukları makul kitaplar tarafımızca makbul kitaplardır ve içerik niteliği de elbette kabulümüze dâhildir.
Fakir bir zamanlar Ankara sahaflarının acemilerinden kitap alırken baskı tarihinin eskiliğine ilaveten sayfa sayılarının da kitabın fiyatına ölçü teşkil ettiğini gözleriyle görmüş, öncelikle nadir “ince” kitapları az paraya alma gibi bir bahtiyarlığa da hamdolsun erişmiş bulunmaktadır. İma’nın hoş görülmesi olasıdır lakin bu konuda ifşa kesinlikle haram olduğu için söz konusu sahafların ismi ve adresi bizde mahfuz bulunmaktadır.
Maksat hâsıl oldu galiba, yazıyı noktalayacağız da, her baskısında yeni ilavelerle çıkan ve harbi okuyucuyu bitap düşüren kitaplara ne demelidir? Allah aşkına, a, bu yazı yeni girmiş, bak işe yeni bölüm eklenmiş diyerek bir önceki baskısını okuduğumuz kitabın yeni baskısını satın almak durumunda kalışımızı şikâyet babından burada kayda geçirmek memleket hayrına olacaktır. Çok olmamakla birlikte bu tür kitaplar “sorulunca söylenen” nadir kitaplardandır ve elbette yazarının izniyle yayıncının tiryaki okuyucuya attığı akçeli kazıktan başka bir şey değildir. Şimdilik bu kadar yeter, o tür kitaplar için kalın yazılar yazmak varsın boynumuzun borcu olsundur…
25 Ocak 2008
|
Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz. Alexa Rating
|