Herkes iyi bir fotoğrafçı olduğumu söylüyor. Bu o kadar önemli değil aslında… Kimse söylemese de iyi bir fotoğrafçıyım, biliyorum. Buraya kadar okuduğunuz üç cümle benim iyi bir tanık olduğumun da ifadesi… İyi bir tanık olduğum için mi iyi bir fotoğrafçıyım yoksa iyi bir fotoğrafçı olmam mı beni iyi tanık yapıyor; ayrıştırmak zor… Kelimenin çıplak anlamına bakarsanız fotoğrafçı filan da değilim doğrusu… Bu da çetrefil bir konu: Giydirilmiş anlam… Çıplak olmayan anlam… Anlamın giysileri… Tanrım, ne bakir konuların var enine boyuna yazılmayı bekleyen; tanıklığa, dolayısıyla fotoğrafa dâhil…
Evet, iyi bir fotoğrafçıyım… Bakılması ve sayılması asırlar sürecek kareler, mutluluk fotoğrafları, mutsuzluk fotoğrafları, çılgınlık, umursamazlık fotoğrafları… Aklınıza gelebilecek, gelmeyecek, yalnızca fotoğrafa bakınca farkına varacağınız sayısız hâlin fotoğrafları… Her açıdan ve ışığın hiçbir azizliğini ıskalamayan fotoğraflar…
Arşivim aşinasına açık elbette… Gelip bakabilirsiniz. A, bunlar bana ait, ne zaman çekilmiş, ah, ne gençmişim, kalbimde ne çok pencere varmış diye seçip alabilirsiniz de ayrıca… Nasıl olsa çekeni benim, kopyası da var arşivimde…
Tanrım, güzel tanrım, akıllı tanrım, herkesin her hali var da o fotoğraflarda, bir ben yokum… Buna yazıklanıp yazıklanmadığımı bir sen bilirsin; önemli de değil… Fotoğrafçı olunca karede olunmayacağını da…