63 kişiyiz. Aynı yöne gidiyoruz. Elbette aynı yöne gidiyoruz. Koltuklar çevrilmiyor. Gidiyor muyuz, bunu da bilmiyoruz. Bildiğimiz, trenin bizi bir yerlere götürdüğünü bildiğimiz. Bir sanı da olabilir bu ama düşünmüyoruz. 63 aynı kişiyiz. Tanrı bizi kopyalamış da koltuklara oturtmuş gibi… Kıyafetlerimiz, boyumuz, ellerimiz, gözlüklerimiz, saatlerimiz aynı. Yüz ifademiz bile. Karşıya, gittiğimiz yöne bakıyoruz.
Bu trende kaç pulman vagon var bilmiyoruz. İçimizde bir kesinlik, varsa bile diğer vagonların koltuklarında da bizim oturduğumuz. Değişmeyen bir aynılık yani…
Vagonumuzda tekli koltuk yok… Koridor camdan tarafta… Koridor her iki yandaki camdan tarafta… Ortadayız. Şöyle bir şey: Yan yana oturan her birimiz de ortada. Aramızda koridor.
Niye aynıyız, niye koridorlar var, niye aynı yöne gidiyoruz, bu tren mi, trense niye bindik, biletçi ne zaman gelecek gibi sorular sormuyoruz.
63 kişiyiz.
Kanımız aynı.
Kalbimiz de…