d e r g i b i   1 0   y a ş ı n d a  

  Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Üye olun! 
Dergibi.com - ISSN 1303-6211    
• YAZARLAR  

Bugün:

DERGİBİ YAZARLARI
Yazıyorum, öyleyse varım!
Melih Bayram Dede
Karanlık Oda
Ferhat Ünlü
Sevgilim Hayat
Fadime Özkan
Mutsuzluk Oyunları
Ömer Sercan
Bilir Kişi
Hüseyin Akın
Mürekkep Lekesi
Suavi Kemal Yazgıç
Yazgı
Özlem Albayrak
Beriki Taraf
Orhan Karagöl
Söz Misali
Ali Ömer Akbulut
Mavi Kalem
Mehmet Aycı
Seyr-ü Sefer
Sefer Kayaoğlu
Vesselâm
Kâmil Doruk
Cem Vefa

KİTAPLIK
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
Hiç, Carmen Laforet
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
Çağdaş Yorumbilim Kuramları, Prof. Dr. Osman Bilen
Daha fazla kitap için tıklayın!


Ayrıntılar için
hemen tıklayın!


MAVİ KALEM
Mehmet Aycı
MEHMET AYCI
mehmetayci
@mynet.com

Sıradan...

Canım sıkılıyor, muzırlık yapmak istiyorum. Yapacağımın muzırlık yasasıyla, siyah medya poşetleriyle üç film birden ile kaçmakla kaçamakla filan ilgisi yok…

Canım sıkılıyor, ilgili ilgisiz sıkılıyor, her şeyi bağlamından koparıp başka bağlarla bağlamak istiyorum ama galiba parmaklarımın da canı sıkılıyor…

Yahu diyorum, ne güzel ellerim var, o kadar çoğul değil tabii, ne güzel iki elim var, iki elimin ne güzel toplam on parmağı var, o on parmakla gökyüzünü gıdıklıyorum, başka şeyler de yapıyorum ama sizi ilgilendirmez…

Canım sıkıldığı için oğluma “siz” diye hitap ediyorum…

Hitap dedim de, beynime ışıktan bir kürsü kuruyorum, on milyar kurşun adamın karşısına geçip güzel bir nutuk irat ediyorum, dünyanın nutku tutuluyor, benim bu performansıma, bu yetkinliğime, bu kendimin bile hayran kaldığı gizli gücüme gelmiş geçmiş bütün büyük hatiplerin canı sıkılıyor. Olsun, hep benim canım sıkılacak değil ya…

Canım sıkılıyor, ıslak bir kazak iki kadın elinde nasıl sıkılırsa öyle sıkılıyor; damlatmasın diye bir musluk nasıl sıkılırsa öyle sıkılıyor; kurşun gibi sıkılıyor, suyu çıkan taş gibi sıkılıyor, taşın suyunu çıkarmaya ant içmiş yumruk gibi sıkılıyor ama ben en çok bir bebeğin avucunu sıkması halini seviyorum can sıkıntılarımın…

Hiçbir maksadım maksudum muradım gayem amacım emelim ereğim beklentim çıkarım yok, okuduğunuz yazıyı canım sıkıldığı için yazıyorum.

Canım sıkılarak baktığım için bana bakan duvarın da canı sıkılıyor.

Muzipçe gülümseyen maketler, süs çiçekleri, süs çiçeği olmayan çiçekler, kalemler, anahtarlıklar, televizyon kumandası, köstekli saat, kitaplar, sayfalarına öylesine notlar düşülmüş ajandalar, plaketler, dedemden kalan çerçeveli tapu senedi, Türkiye haritası, klasörler, dosyalar, yazıcı, faks, telefon, telefonun tuşları, ekranı, yazıcının kartuşu, geniş ve derimsi koltuklar, sehpa, sehpanın ayakları ve yavruları, altındaki halı, üstünde can sıkıntısından yapıp gönderdiğim kağıt uçak, askı, askının tavana bakan ve yedi kollu şamdanı andıran kolları, asılı duran kravatlarım, kabanım, paltom, berem, beremdeki nakışlar, kaşkolümün çivit mavisi, dolapların kapı anahtarları, çekmecelerimdeki ıvır ve zıvır, sigara paketi, kül tablası, kül tablasında ben bu yazıyı yazarken tüten sigara, sigaranın dumanı, yarin imanı, masa üzerindeki varsın reklam olsun İş Bankası kumbarası, kumbaradaki bozukluklar, çekim talepleri, görüşme talepleri, söyleşi talepleri, taleplerin altındaki imzalar, o imzaların kıvrımları, çakmak taşının çıkardığı kıvılcım, etekleri tutuşan ve ikindiyi yakalamaya çalışan bu Çarşamba gündüzü, klima, klimanın göstergesi, saçma sapan dergiler, saçma sapan olmayan göstergeler, günlük gazetelerin tamamı, manşetleri, ekleri, içinde dosyaların bulunduğu deri çanta, çantaya saklanan diz üstü bilgisayarı, evet, odada ne varsa, dil çıkararak, nanik yaparak ve asla panik yapmayarak ey Mehmet Aycı, endişeye mahal yok, sıkı can iyidir diyerek zaten sıkılmış olan canımı daha bir sıkıyorlar…

Canım sıkılıyor ve can sıkıntıları için iyi bir anne arıyorum, hiçbir anne şu anda uzağımda amansız bir hastalıkla savaşan annemin yerini tutacak gibi görünmüyor.

Kapıdan giren gazeteci arkadaşların, çat kapı gelenlerin, randevulu misafirlerin, koridorda karşılaştığım danışman arkadaşların, telefonlarda selamdan sonraki ikinci cümlelerin, randevulu misafirlerin, randevu vermediğim halde yüzsüzlük edip gelenlerin, çalışma arkadaşlarımın, insan namına bugün kimi gördümse onların, yahu senin canın mı sıkkın demelerine de canım ayrıca sıkılıyor.

Canım sıkılıyor demesem de sıkılıyor, canım ne yapsam sıkılıyor, özenle yaptığım işler, başarılı görüşmeler, dostlarım, kardeşlerim, sevgilim de gidermiyor bendeki bu günlük/bugünlük can sıkıntısını…

Şimdi söyleyin kardeşler, ben ne yapayım…

12 Aralık 2007

• Yazarın diğer yazıları...

Emelle görüşeceğim...
Haberciler ıskaladı…
Dört mevsim Afyon fotoğrafları
Camcının köpeği
Duş
Bir sahaf öldü diyeler
Sandalye-2
Kısrak mı kişniyor ne?
Gömü
Köpek
Bir gün gelir okurum
Ah bir vaktim olsaydı ne kitaplar okurdum
Bana ver ona verme
Bak hurdacı geliyor selam veriyor
Mesafe
Kitapçıda tanıştım
Kamera şakası
Yükümü tuttum kitaptan
Enkaz
Mademki ermenisin…
Ben kitabın sayfasına bakarım
Vesika
Adam
Çığ
Pulman…
Boşluk
El hâline bakıyoruz erenler...
Kamçısı gülden, üzengisi kekikten ve dahi bilmektedir neyi aradığını..
Üsküp'te Türkçe şiir ve Aliş'imin dağınık kaşları
Sıradan...
Fatma’m nerden öğrendin çarşaftan kol atmayı
Gelincikler
Size bir haberim var kırmızı bulutlardan
Sandalye
Haritanın en kahverengi noktası
Müsait değilim Mehmet Bey görüşmeyelim
Ekim devrimi
Ay dolandı yüce dağın ardına…
Ve iftar...
Derin köpük
Sıcaktan bunalınca…
Mehane Mukassi Görünür Taşradan Amma...
Küpemiz Nerde...
Mavi boncuk iyidir
Atmaca Zamanı
Suavi taş attı suya
Yarısı gece
Kar zamanı
Kedi zamanı
Deliliğin coğrafyası
Sis
Evlerinin önü zeytin ağacı…
Yıldız Avcısı…
Dere berrak ve çakıllar sayılıyor…
Zehirli ağaçlar albümü
Gece hasadı
Yürüme tutkusu
Yedi
Eylül
Hayat bir çinli Leyla
Su aşkı
Pazar ayini
Kırk
Ya ben öleyim mi söylemeyince
İnce ağrı aşısı
Uyku adası
Dört
Konuşma zamanı
Elliüç
Pencerede tül perde
Gökyüzüne bakınca
Alem nasıl görünür; yalnız aşk ehli bilir
Ölüm var kardeşlerim, gelin gülümseyelim
Çıldırmak güzeldir
Günlerin dünyası
Yazıya dair

| geri dön |

| yazdır |

| favorilere ekle |

| yukarı |



BLOG DERGİBİ ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı Adı:
Parola:
Beni hatırla Yeni Üye Kaydı
Parolamı Unuttum
Oturumu Kapat
Blog Dergibi'ye giriş

  Ana Sayfa
  Kitap
  Dosya
  Röportaj
  Şiir
  Şiir Okulu
  Çeviri Şiir
  Öykü
  Haberler
  Deneme
  Yazarlar
  Dergiler
  Eleştiri
  Polemik
  Ajanda
  Gezi Notları
  Anketler
  E-Posta Grubu
  E-Kart
  Sohbet Odası
  Arşiv
  Blog Dergibi
  Arama Servisi
  Medya Dünyası

ARAMA SERVİSİ
Web Dergibi'de

KİTAP ARAYIN!



Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.


Alexa Rating

Gözün ile değil, yüreğinle hüküm ver. - Kızılderili Atasözü

 Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk 


Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.

© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi
Blog Dergibi / Melih Bayram Dede / TechnoLogic / Medya Dünyası / GebzeRehberi.com / Yeni Şafak Bilişim / Sosyal İm / Flash Oyun / Nitro Model Hobby