|
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
|
| |
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
|
| |
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
|
| |
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
|
| |
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
|
| |
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
|
| |
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
|
| |
Hiç, Carmen Laforet
|
| |
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
|
| |
Çağdaş Yorumbilim Kuramları, Prof. Dr. Osman Bilen
|
| |
|
|
 |
Sıcaktan bunalınca…
Sıcaktan bunalınca ne yaparsınız desem bir düzine bunalım ilacından
bahsedersiniz kaşla göz arasında… Kaşınızdan çiçekler gözünüzden aydınlık eksik
olmasın; ben yine de sıcaktan bunalınca ne yaparsınız diye sorayım da günah
benden gitsin…
Birinci adam/birinci kadın: Kabak çiçeği gibi açılırım, af buyurun soyunurum.
İkinci kişi: Klimayı on beş dereceye ayarlarım.
Üçüncü kişi: Keten giyerim keten/Kurtulurum her dertten…
Dördüncü kişi: Gün boyu soğuk limonata içerim, çikolata perhizi yaparım.
Beşinci kişi: Kardeş, çıkacaksın buradan, şöyle dört başı mamur bir tesise
kapağı atacaksın, oh, hizmet dört dörtlük, çıkacaksın havuzdan gireceksin havuza,
gireceksin havuzdan çıkacaksın havuza, yanında on sekizinde bir hatun,
akşamüzeri esecek serin mi serin, biranı yudumlayacaksın, böyle sudan çıkmış
tavuk gibi terlemeyeceksin orda, vereceksin ayarı, vereceksin ayarı, ruhun
duymayacak sıcağı, vallahi sıcak mıcak bahane, on yaş gençleşeceksin…
Altıncı kişi: Sıcaktan bahsetme birader, günaha giriyorum, baksana memleket
gâvur şeyi gibi yanıyor, o şeyin çağrışımlarıyla günaha giriyorum.
Yedinci kişi: Vallahi biz ne sıcaklar gördük, sıcak bize işlemez, hem tatil
denilen o gâvur icadı neyime, işime gücüme bakarım…
Sekizinci kişi: Bu akşam Kurtlar Vadisi var mıydı?
Dokuzuncu Kişi: Ağabey, gâvurlar bir gömlek icat etmişler, hava nasıl olursa
olsun, vücudun ihtiyacı olan sıcaklıktan fazlasını geçirmiyormuş, kışın sıcak
yazın serin tutuyormuş…
On birinci kişi: La oğlum, onu tasarlayan mutlaka bir Türk’tür. Herifin
kıymetini bilmiyoruz, gidiyor ecnebi memleketlerde hünerini icra ediyor, sonra
da eşek yükü para ödemek zorunda kalıyoruz. Layık mıyız lan bu cehennem azabına…
On ikinci kişi: Ben giderim Bodrum’a…
On üçüncü kişi: Bizim hane bodrum katta, ağabey, siz on dördüncü katta nasıl
duruyorsunuz sıcaktan, geceleri nasıl uyuyorsunuz?
On beşinci kişi: Altın hızma mülayim/Seni haktan dileyim/Yaz günü Temmuz’da/Sen
terle ben sileyim…
On altıncı kişi: Küresel ısınmaya diyorlar da, bu işin altında kesin bir bit
yeniği var. Beni konuşturmayın. Bu devlet memuru halimle siyaset miyaset yaparım
şimdi…
On yedinci kişi: Asfalt altmış derece… Lastikler ayvayı yedi…
On sekizinci kişi: Türkiye Çöl Olmasın!
On dokuzuncu kişi: Ulan kokacağız yahu. Hem sıcak, hem sular kesiliyor. Ne
yapacağız şimdi.
Yirminci kişi: Barajı aştık. İktidarız. Dört mevsim mutedil olacak…
Yirmi birinci kişi: Hükümetin beceriksizliği, ne yapacaksın. Bir de utanmadan
seçim bahanesiyle ortalığı kızıştırıyorlar. Sandıkta görüşeceğiz.
Yirmi ikinci kişi: Her şeyin üstüne bir bardak soğuk su içeceksin…
Yirmi üçüncü kişi: Biz yalnızca klima yaparız…
Yirmi dördüncü kişi: Kerbela! Ey Kerbela…
Yirmi beşinci kişi: Ay, bikinilerimi aldım, çok şirin, iki maaşımı verdim ama
değer, hele bir gideyim tatile, ne çok eğleneceğim, yüreği hoplayan hoplayana…
Yirmi altıncı kişi: Hangi aydaydık biz?
Yirmi yedinci kişi: Türk milletine sıcak mı söker kardeşim, bırakın şikâyeti,
biraz vakur olun, bize bu yakışır…
Yirmi sekizinci kişi: Hafta sonu gittik derenin çıktığı yere, çilingir masasını
çınarın altına suyun içine kurduk, çıkardık pabuçları, sıvadık dizleri, mangal
bir yandan, suda çatlayan karpuzlar bir yandan, teybe de Müslüm babayı koyduk,
sıcak burada var arkadaş, sıcak varsa arada bir kaçacaksın, götüreyim seni…
Yirmi dokuzuncu kişi: Ahmet Rasim üstadımızın sıcaklara dair bir yazısı var
mıydı?
Otuzuncu kişi: Kahrın da hoş, lütfün de hoş… Vardır Rabbimizin bir bildiği…
Otuz birinci kişi: Serçe yavrularını düşün, mayışmış. Sıcak erkek milletine
yaramıyor birader. Hele bir kış gelsin. Üç, dört! Üç, dört. En azından tabii…
9 Temmuz 2007
| • Yazarın diğer
yazıları... |

Emelle görüşeceğim...
Haberciler ıskaladı…
Dört mevsim Afyon fotoğrafları
Camcının köpeği
Duş
Bir sahaf öldü diyeler
Sandalye-2
Kısrak mı kişniyor ne?
Gömü
Köpek
Bir gün gelir okurum
Ah bir vaktim olsaydı ne kitaplar okurdum
Bana ver ona verme
Bak hurdacı geliyor selam veriyor
Mesafe
Kitapçıda tanıştım
Kamera şakası
Yükümü tuttum kitaptan
Enkaz
Mademki ermenisin…
Ben kitabın sayfasına bakarım
Vesika
Adam
Çığ
Pulman…
Boşluk
El hâline bakıyoruz erenler...
Kamçısı gülden, üzengisi kekikten ve dahi bilmektedir neyi aradığını..
Üsküp'te Türkçe şiir ve Aliş'imin dağınık kaşları
Sıradan...
Fatma’m nerden öğrendin çarşaftan kol atmayı
Gelincikler
Size bir haberim var kırmızı bulutlardan
Sandalye
Haritanın en kahverengi noktası
Müsait değilim Mehmet Bey görüşmeyelim
Ekim devrimi
Ay dolandı yüce dağın ardına…
Ve iftar...
Derin köpük
Sıcaktan bunalınca…
Mehane Mukassi Görünür Taşradan Amma...
Küpemiz Nerde...
Mavi boncuk iyidir
Atmaca Zamanı
Suavi taş attı suya
Yarısı gece
Kar zamanı
Kedi zamanı
Deliliğin coğrafyası
Sis
Evlerinin önü zeytin ağacı…
Yıldız Avcısı…
Dere berrak ve çakıllar sayılıyor…
Zehirli ağaçlar albümü
Gece hasadı
Yürüme tutkusu
Yedi
Eylül
Hayat bir çinli Leyla
Su aşkı
Pazar ayini
Kırk
Ya ben öleyim mi söylemeyince
İnce ağrı aşısı
Uyku adası
Dört
Konuşma zamanı
Elliüç
Pencerede tül perde
Gökyüzüne bakınca
Alem nasıl görünür; yalnız aşk ehli bilir
Ölüm var kardeşlerim, gelin gülümseyelim
Çıldırmak güzeldir
Günlerin dünyası
Yazıya dair
|
 |

Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.
Alexa Rating
|