|
Necip Fazıl - Tenkitler, Polemikler, Kavgalar, Murat Ertaş
|
| |
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
|
| |
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
|
| |
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
|
| |
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
|
| |
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
|
| |
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
|
| |
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
|
| |
Hiç, Carmen Laforet
|
| |
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
|
| |
|
|
 |
Suavi taş attı suya
Elimize ulaştığında hemen o akşam okuduğumuz, mim koyduğumuz, güzel dizelerin
altını çizdiğimiz ve hakkında bir yazı yazmak için bir kenara ayırdığımız şiir
kitapları vardır. O şiir kitaplarının hakkında bir yazı yazmadan yeni kitaplar
çıkar; icabında onları da bir akşamda okurum, severim, çarpıldığım dizelerin
altını kurşun kalemle çizerim. Böylece bende hakkı ve hatırı kalan şiir
kitapları sayısı altından kalkılmayacak bir hal alır. Daktilonun, alışkanlığı
bağışlayın, bilgisayarın tuşlarına basarken, sevgili Osman Özbahçe’nin Kral’ı,
Hakan Arslanbenzer’in Türk Şiiri 2005’i, Hakan Şarkdemir’in Tadat’ı, Ömer
Erdem’in Evvel’i, Cumali Ünaldı’nın Kalbim Ey Divane’si, Cafer Turaç’ın yeniden
merhaba diyen Sessiz Redifleri, Cevdet Karal’ın Hilkatin İlk Günleri, Hüseyin
Kaya’nın Çekil Gideyim Hayat’ı… yazıyı şiir kitapları ismiyle doldurmayalım, ilk
gözümüze çarpanlar bunlar ve daha niceleri yandaki “okunmuş ve hakkında yazı
yazılacak kitaplar” rafından şiir kitabı oynaklığıyla kaş göz ederek, ne haber
yazar kardeş, hani bizden de bahsedecektin diye ihmalimi yüzüme vurmaktadırlar.
Hakları vardır ve dahi hatırları da vardır; nasip olursa ödeşmek boynumuzun
borcudur. Araya giren ve değini düzeyinde de olsa kendinden bahsettiren
kitapların ayrıcalığı ancak nasiple izah edilebilir. İşte, Kırk Gri Hırka’ya
bürünen Sebepsiz Serçe donundaki şairimiz Suavi Kemal Yazgıç’ın Taş Suya Değince
adlı şiir kitabı da bu stadyuma gayri nizami giren kitaplardandır.
Suavi, bu ikinci şiir kitabında, yaklaşık on yıldır dergi sayfalarında boy
gösteren şiirlerini bir araya getirmiş ve suya isabetli bir taş atmıştır. Buraya
kadar okuduğunuz satırlar da icabında sudaki halkaların himmetiyle ve
hikmetiyledir.
Esasında şiir dediğimiz “eylem” şu önlü ve sonlu dünyada suya taş atma eylemidir.
Taş suya değmişse onun “şiir” oluşundan haberimiz olmuş demektir. Yoksa her şair
tabiatlı her muzip çocuk suya taş atma eğilimindedir ve isabeti ölçüsünde de
şairdir. Bu yargı/hüküm cümlelerinin soğuk kaçtığını ben de biliyorum lakin
nihayetinde söz şiirden çıkıp yazıya dönüşünce bilincin yalnızca üstü
konuşmaktadır.
Lafı uzatmadan tekrar etmek gerekirse, Suavi’nin kitabı, Asım Gültekin’in
kulakları çınlasın, 2007’nin esaslı beyaz haberlerinden biridir. O haberi,
karınca kararınca şiir okuyucusuna ulaştırmak ve taşın suya değdiği andaki sesi
ve etkiyi seyre çağırmak icap eder. Yaptığımız da nihayetinde budur.
Kitaptan, tadımlık niyetine “Geçmiş Zaman Açıları” adlı şiiri buraya almak paşa
keyfimizin tasarrufundadır. Yoksa biz de biliriz her şiirden çarpıcı dizelerle
yazıyı şaha kaldırmayı lakin Nasreddin Hoca’nın “doymak da bir tatmak da bir”
hesabı okuyucunun, nasılsa her şiir hakkında fikir sahibi oldum, kitabı alsam da
bir almasam da bir demesinden korkulur. Ey okuyucu, o “açı”nın dereceleri ve
şairimizin şiirinin anahtarı işte bu şiirdedir.
“Geçmiş Zaman Açıları”
boğaz’da çiviyazısı gemiler arasında
italik yelkovan sürüleri
orada kayıp bir cenin
belli belirsiz gülümserken
ve bilmediğimiz bir dilde
şarkılar uydururken hayat için
hatırlıyorum kâbus korosunun
o anlayamadığım hitabını
“şimdiazsonrahiçbirzaman”
haliç’te içli bir mandolin
akortsuz düşleriyle
ses verirdi
hep çocuk kalacak bir yetimin
içinde biriktirdiği itirazlara
ki kimse duymazdı onu
çöplenen martılardan başka
ve bukağı tam da yürekteyken
“şimdiazsonrahiçbirzaman”
yaşlı bir babaydı iskelede
unutmuş kendini ıslatan bütün dalgaları
unutulmuş kendine bağlanan vapurlarca
bütün çocukları ölmüş bir baba gibi
gözleri sebepsiz yere ufukta
ve unutmadığı çocuklarıyla konuşurken
hiçbir martı konamıyor
o kör bırakılmış babaya
“şimdiazsonrahiçbirzaman”
(Taş Suya
Değince, s.26–27)
27 Şubat 2007
| • Yazarın diğer
yazıları... |

Emelle görüşeceğim...
Haberciler ıskaladı…
Dört mevsim Afyon fotoğrafları
Camcının köpeği
Duş
Bir sahaf öldü diyeler
Sandalye-2
Kısrak mı kişniyor ne?
Gömü
Köpek
Bir gün gelir okurum
Ah bir vaktim olsaydı ne kitaplar okurdum
Bana ver ona verme
Bak hurdacı geliyor selam veriyor
Mesafe
Kitapçıda tanıştım
Kamera şakası
Yükümü tuttum kitaptan
Enkaz
Mademki ermenisin…
Ben kitabın sayfasına bakarım
Vesika
Adam
Çığ
Pulman…
Boşluk
El hâline bakıyoruz erenler...
Kamçısı gülden, üzengisi kekikten ve dahi bilmektedir neyi aradığını..
Üsküp'te Türkçe şiir ve Aliş'imin dağınık kaşları
Sıradan...
Fatma’m nerden öğrendin çarşaftan kol atmayı
Gelincikler
Size bir haberim var kırmızı bulutlardan
Sandalye
Haritanın en kahverengi noktası
Müsait değilim Mehmet Bey görüşmeyelim
Ekim devrimi
Ay dolandı yüce dağın ardına…
Ve iftar...
Derin köpük
Sıcaktan bunalınca…
Mehane Mukassi Görünür Taşradan Amma...
Küpemiz Nerde...
Mavi boncuk iyidir
Atmaca Zamanı
Suavi taş attı suya
Yarısı gece
Kar zamanı
Kedi zamanı
Deliliğin coğrafyası
Sis
Evlerinin önü zeytin ağacı…
Yıldız Avcısı…
Dere berrak ve çakıllar sayılıyor…
Zehirli ağaçlar albümü
Gece hasadı
Yürüme tutkusu
Yedi
Eylül
Hayat bir çinli Leyla
Su aşkı
Pazar ayini
Kırk
Ya ben öleyim mi söylemeyince
İnce ağrı aşısı
Uyku adası
Dört
Konuşma zamanı
Elliüç
Pencerede tül perde
Gökyüzüne bakınca
Alem nasıl görünür; yalnız aşk ehli bilir
Ölüm var kardeşlerim, gelin gülümseyelim
Çıldırmak güzeldir
Günlerin dünyası
Yazıya dair
|
 |

Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.
Alexa Rating
|