d e r g i b i   1 0   y a ş ı n d a  

  Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Üye olun! 
Dergibi.com - ISSN 1303-6211    
• YAZARLAR  

Bugün:

DERGİBİ YAZARLARI
Yazıyorum, öyleyse varım!
Melih Bayram Dede
Karanlık Oda
Ferhat Ünlü
Sevgilim Hayat
Fadime Özkan
Mutsuzluk Oyunları
Ömer Sercan
Bilir Kişi
Hüseyin Akın
Mürekkep Lekesi
Suavi Kemal Yazgıç
Yazgı
Özlem Albayrak
Beriki Taraf
Orhan Karagöl
Söz Misali
Ali Ömer Akbulut
Mavi Kalem
Mehmet Aycı
Seyr-ü Sefer
Sefer Kayaoğlu
Vesselâm
Kâmil Doruk
Cem Vefa

KİTAPLIK
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
Hiç, Carmen Laforet
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
Çağdaş Yorumbilim Kuramları, Prof. Dr. Osman Bilen
Daha fazla kitap için tıklayın!


Ayrıntılar için
hemen tıklayın!


MAVİ KALEM
Mehmet Aycı
MEHMET AYCI
mehmetayci
@mynet.com

Yedi

Yazı böyledir işte; oturur havadan sudan, harften rakamdan bir güzel yazarsınız; sonra o güzel yazılar okunur, yüzünü görmediğiniz, sokakta kahvede görseniz tanımayacağınız insanlar okuyucunuz olur; siz onların yazarı/yazarlarından biri olursunuz; kitaplarınız çıkar, o kitaplar sevgili okuyucularınız tarafından alınır, yerine göre bir kitabınız bir/birkaç okuyucunun başucu kitabı olur; aradan yıllar geçer, o okuyucuyla karşılaşırsınız… Yahut, adamın yazar olduğuna bakmayın, o da nihayetinde bir okuyucudur, hadi, okuyucu-yazardır diyelim, aynı durum sizin için de geçerli; bir yerde yazılarından aşina olduğunuz, akrabalarınızdan öte yakınlık duyduğunuz o yazarla karşılaşırsınız; sonra bu karşılaşmalar dostluğa dönüşür; bağlanırsınız; bu yazı dediğimiz şey sizi elin yedi kat yabancısıyla kardeş yapar; dost yapar, arkadaş yapar. Öyle bir bağ oluşur ki yazarla okuyucu arasında, yine virgül atalım, daha çok okuyucu-yazarla yazar-okuyucu arasında, yedi düvel koparmaya kalksa bu bağı koparamaz. Bu yazı o yazılardan biri olmasa da nihayetinde bir yazıdır. Bir mübarek rakam, bir sihirli sayı üzerine yazılmıştır; yedi canlıdır; Türk edebiyatı durdukça yaşamasını bilir. Kuşaklık yahut dönemlik rüzgarlarla savrulmaz yazıya yabana; imzamız vardır altında. Niye yazılmıştır; hangi saikle yazılmıştır; orasını yalnızca bir Allah bir de yazar bilir; niyetli değildir anlatmaya da…

Yediye andolsun.

Haftanın yedi gününden hangisini silmeye kalksam, takvim ya taş kesiliyor yahut kanatları büyülü bir kuş gibi uçup gidiyor avuçlarımdan. Böyle olduğu için her seferinde intiharın kıyısından dönüyor içimdeki çocuklar. Böyle olduğu için kızlar güzel, çiçekler rengarenk olmalı…

Yedi vagonlu bir trenin, son vagonunun son penceresinde, dünyayı gözyaşlarından seyreden bir genç kızın geride bıraktıkları sayıyla ölçülmeyecek şeylerdir; yediye de yetmişe de sığmaz; trene de…

Yedi kat yerlerin sancısı aşktandır; yedi kat göklerin coşkusu aşktan. Yedi kat gökle yedi kat yer arasında Tanrı ne yaratmışsa cümlesini aşktan yaratmış; aşk ile, aşk için yaratmış. Yanmayı ve arınmayı dünyada öğrenmesi için insanoğluna aşkın her halini bağışlamış; her dilini öğretmiş. Dilimiz, Tanrım, ne yangınlar taşıyor sözcüklerin perdeleri arkasında…Gözümüz perdeleniyor yedi kat; perdeler arasından bakıyoruz hayata; perde kalkınca düşüyoruz aşka… Bilseniz ne yedi beladır hayat da, aşk da…

“Mehlika Sultan’a âşık yedi genç/Gece şehrin kapısından çıktı; /Mehlika Sultan’a âşık yedi genç/Kara sevdâlı birer âşıktı.” diyor ya Yahya Kemal; bilmiyor o yedi gençten birinin ben olduğumu. Yedinin birincisi miyim, yoksa yedincisi miyim, onu ben de bilmiyorum. Dünya Mehlika Sultan oluyor, Mehlika Sultan dünya…

Yedinin kurbanıyım; kaç gündür rüyalarımda yedi köşeli zar atıyorum; hepsinde iki-bir geliyor; yeniliyorum. Bu ömür tavlasında/tarlasında yetiştirdiğim atların alevden soluğu ölümsüzlüğün kıyılarında buza kesiyor. Buza kesiliyorum; buz kesiyorum; buz yediriyorlar her nefes alışımda alev alev tutuşan ruhuma…

Çocukken, yedili bir rüya gördüm. Rüyamı Yusuf’tan önce kendim yorumladım. Yedi yıl gülümsemeyi, ellerlimdeki ürpermeyi, dudaklarımın duasını… az söylemek gerekirse yüreğimdeki başakları harman yüzü/gün yüzü göstermeden sakladım. Yedi yıl, siz deyin yedi yüz yıl sürdü bu bolluk; bu bereket. Yeryüzünün yüzü olgun elmalar gibi gülümsedi. Sonra yedi yıl, siz deyin yedi yüzyıl sürecek bir kıtlığın ilk günleri başladı. Şimdi biriktirdiğim, gönlümün ambarlarında özenle sakladığım o başakları harmana taşıyorum. Dövenim, koşulu atlarım, yabam, dirgenim, kalburum, ayıklamayı bilen rüzgar… tepeden tırnağa aşk! Tanrı’nın ruhuma bağışladığı ülkelerde yoksul yurt, yoksul oba bırakmadım. Yoksul kaldımsa bundandır; gönlümün zenginliği de bundan.

Şairim, yedi kubbeli hamamlar kuruyorum sözcüklerden, kurnaları nergisten, her kubbesine yediveren çiçekler nakşediyorum. Peri kızlarının, dünyanın her çiçeğinden koku taşıyan terinden pencereler açıyorum. Söz kirden arınıyor şairin taşlarına el sürdüğü hamamlarda.

Yine bir gün, gülden bir kase gördü çocuk rüyasında. Bu Yusuf’un yorumladığı rüyalardan farklıydı. O gülden kasenin üzerinde kırk haramiler kırk çiçeğe dönüyordu; yedi cüceler yedi ulu çınara. Sonra yedi başlı bir dev uzaklardan belirince, çocuk kasedeki tılsımlı sudan bir yudum içiyor bakışını değiştiriyordu. Çocuk bakışının değiştiğini anlamadan uyanıyordu uykusunda; rüyada yanıldığını sanıyordu ya da…

Her insan böyledir işte; yediden yetmişe kadar kişioğlu hep rüya görür, bakışı değişir, uyandığını sanır, değişen bakışına yeni kılıflar uydurur. Değişmez bir yanımız var; dalgınlık! Bir türlü uyanmıyoruz, yedi iklim dört bucaktan ölüm her rengiyle ülkemize/üzerimize saldırsa da…

Benim okuyucum bir tanedir diyor şair; o da sensin ey okuyucu… Sen de uyutulanlar içindesin; yedilerden birisin. Başka bir dünya çıkacak karşına birazdan; yazıdan uyandığında… Yedi koldan sarılacaksın; kuşatma var dışarda. Yedi koldan saracak seni günlük kaygılar şiirin ve o sonsuz tadın uzağında…

15 Ekim 2005

• Yazarın diğer yazıları...

Emelle görüşeceğim...
Haberciler ıskaladı…
Dört mevsim Afyon fotoğrafları
Camcının köpeği
Duş
Bir sahaf öldü diyeler
Sandalye-2
Kısrak mı kişniyor ne?
Gömü
Köpek
Bir gün gelir okurum
Ah bir vaktim olsaydı ne kitaplar okurdum
Bana ver ona verme
Bak hurdacı geliyor selam veriyor
Mesafe
Kitapçıda tanıştım
Kamera şakası
Yükümü tuttum kitaptan
Enkaz
Mademki ermenisin…
Ben kitabın sayfasına bakarım
Vesika
Adam
Çığ
Pulman…
Boşluk
El hâline bakıyoruz erenler...
Kamçısı gülden, üzengisi kekikten ve dahi bilmektedir neyi aradığını..
Üsküp'te Türkçe şiir ve Aliş'imin dağınık kaşları
Sıradan...
Fatma’m nerden öğrendin çarşaftan kol atmayı
Gelincikler
Size bir haberim var kırmızı bulutlardan
Sandalye
Haritanın en kahverengi noktası
Müsait değilim Mehmet Bey görüşmeyelim
Ekim devrimi
Ay dolandı yüce dağın ardına…
Ve iftar...
Derin köpük
Sıcaktan bunalınca…
Mehane Mukassi Görünür Taşradan Amma...
Küpemiz Nerde...
Mavi boncuk iyidir
Atmaca Zamanı
Suavi taş attı suya
Yarısı gece
Kar zamanı
Kedi zamanı
Deliliğin coğrafyası
Sis
Evlerinin önü zeytin ağacı…
Yıldız Avcısı…
Dere berrak ve çakıllar sayılıyor…
Zehirli ağaçlar albümü
Gece hasadı
Yürüme tutkusu
Yedi
Eylül
Hayat bir çinli Leyla
Su aşkı
Pazar ayini
Kırk
Ya ben öleyim mi söylemeyince
İnce ağrı aşısı
Uyku adası
Dört
Konuşma zamanı
Elliüç
Pencerede tül perde
Gökyüzüne bakınca
Alem nasıl görünür; yalnız aşk ehli bilir
Ölüm var kardeşlerim, gelin gülümseyelim
Çıldırmak güzeldir
Günlerin dünyası
Yazıya dair

| geri dön |

| yazdır |

| favorilere ekle |

| yukarı |



BLOG DERGİBİ ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı Adı:
Parola:
Beni hatırla Yeni Üye Kaydı
Parolamı Unuttum
Oturumu Kapat
Blog Dergibi'ye giriş

  Ana Sayfa
  Kitap
  Dosya
  Röportaj
  Şiir
  Şiir Okulu
  Çeviri Şiir
  Öykü
  Haberler
  Deneme
  Yazarlar
  Dergiler
  Eleştiri
  Polemik
  Ajanda
  Gezi Notları
  Anketler
  E-Posta Grubu
  E-Kart
  Sohbet Odası
  Arşiv
  Blog Dergibi
  Arama Servisi
  Medya Dünyası

ARAMA SERVİSİ
Web Dergibi'de

KİTAP ARAYIN!



Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.


Alexa Rating

Uşağım bile olsa, yanlışlarımı düzelten efendim olur. - Goethe

 Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk 


Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.

© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi
Blog Dergibi / Melih Bayram Dede / TechnoLogic / Medya Dünyası / GebzeRehberi.com / Yeni Şafak Bilişim / Sosyal İm / Flash Oyun / Nitro Model Hobby