d e r g i b i   1 0   y a ş ı n d a  

  Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Üye olun! 
Dergibi.com - ISSN 1303-6211    
• YAZARLAR  

Bugün:

DERGİBİ YAZARLARI
Yazıyorum, öyleyse varım!
Melih Bayram Dede
Karanlık Oda
Ferhat Ünlü
Sevgilim Hayat
Fadime Özkan
Mutsuzluk Oyunları
Ömer Sercan
Bilir Kişi
Hüseyin Akın
Mürekkep Lekesi
Suavi Kemal Yazgıç
Yazgı
Özlem Albayrak
Beriki Taraf
Orhan Karagöl
Söz Misali
Ali Ömer Akbulut
Mavi Kalem
Mehmet Aycı
Seyr-ü Sefer
Sefer Kayaoğlu
Vesselâm
Kâmil Doruk
Cem Vefa

KİTAPLIK
Necip Fazıl - Tenkitler, Polemikler, Kavgalar, Murat Ertaş
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
Hiç, Carmen Laforet
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
Daha fazla kitap için tıklayın!


Ayrıntılar için
hemen tıklayın!


MAVİ KALEM
Mehmet Aycı
MEHMET AYCI
mehmetayci
@mynet.com

Dört

Bir sahaf açsaydım adını “Dört Kitap” koyardım. Ola ki dört kitabın manasına aşina olanlar o mekanda tanışırlardı.

Söz ustalarının dört kitaptan nasipsiz kalmasını düşünemiyorum; sözün boğazda dört gibi düğümlenip kalmasından korkarım…

Tanrı bütün rakamları olduğu gibi dördü de dört başı mamur yarattı ve dilin hizmetine verdi. Yalnızca dilin değil elbette; dördün yokluğunu bir düşünün; yanımız yöremiz, kısacası “dört taraf”ımız ne hale gelirdi, Allah bilir…

Bedenimizdeki toprağa, suya, ateşe ve rüzgara eskiler anasır-ı erbaa diyorlar. Toprak da, su da, ateş de, rüzgar da aşktan. Bizi aşktan, aşk için aşk ile yaratan Tanrı, hamdolsun dilimize aşkın bütün dillerini bağışladı. Dördün öncesi de, sonrası da bahaneden ibaret…

Dört mevsimden en çok hangisini seversin diyorum şaire; birinden olsun vazgeçmiyor.

Dört başı mamur bir yazıyla selamlıyorum kendimi; sizi de selamlıyorum; yazılarımı dört gözle bekleyen okuyucularımı…

Şair de seviyor dördü. “Ve mürdüm erikleri/ ve dop dolgun elmalarıyla o bahçede/ o geniş kalçalı yarimizi dört kere…”

Tarih dediğimiz şey ne kadar aciz; dört bin yıl önce ne olup bittiğinden; bırakın olup biteni dört kişinin dört günlük hayatından bile haberimiz yok.

Dört asır önce yaşasaydım diyorum kendime; nerede yaşadığıma bağlı, ya Karacaoğlan gibi dörtlükler bağışlardım Türkçe’nin bağlarına bahçelerine; yahut İstanbul’a dört bucak nam salan bir kalender şair olurdum…

Dört yıl önce, dört yıl daha yaşacağımı bilmiyordum. Nasip de böyle bir yazı yazmak varmış.

Dört hafta önce, dört gün önce, dört saat önce, dört dakika önce… Onlar hep tarih oldu. Mevlana Hazretlerinin dediği gibi; şimdi yeni şeyler söylemek lazım.

Dört gözlü evlere insanlar niye üç artı bir diyorlar anlamış değilim. Odanın şiirselliği yanında salonun plastik çağrışımlarını ayırmak için mi; onu da bilmiyorum.

Gözümü dört açarak kendime bakıyorum. Gözümü kapadığımda kendimi daha iyi görüyorum.

Her şeyi dört dörtlük yaratmışsın Tanrım; ya bir gözümüz, iki kafamız, üç ağzımız, dört kulağımız olsaydı… Ona da alışırdık alışmasına da, bu üç vakit sonra toprağa karışacak cismimizi dört dörtlük bulmazdık…

Masal kızları dört kapısından dört yiğit girecek bir ulu şehirde yaşarlar. Dört kapının dört perisi, şehrin dört masal prensesine şehre dört beyaz atlı şehzade geldiğini haber verir. Sonra masal devam eder; onlar ermiş muradına biz çıkalım…

Dört bir sayıdır nihayetinde; bir rakamdır, takvimde gördüğünüz topal bir işarettir, “dört” der geçersiniz; geçeriz. Oysa rakamlar da bağlar bizi dört yandan… Çünkü büyük babalarımızdan biri dört cephenin birinde kalmıştır…

İnsanlar dört tekerli arabalar, dört odalı evler hayal ederken ben de tutmuş nelerden bahsediyorum… Olsun, yine de bir şeyi bahse değer bulmak iyidir. Hem memleketin köşesi bucağı; hatta dört bucağı işsizlik yangınına tutulmuşken, böyle “dörtlü” bir yazı yazmak isabet olur. Ola ki okuyucumuz dörde katlanır…

İşsizlik dedim de, aklıma geldi; “Ben evde oturacak kadın mıyım ayol; dört yıl fakültede ev kadını olmak için mi dirsek çürüttüm” diyen işsiz sosyolog, gözlerini çizdirerek “dört göz” olmaktan kurtulmuştur ama; yine de iş bulamamıştır.

Elbette, dört duvarı yerden davana kitap olan bir odada yazılan okuduğunuz bu yazı dört dörtlük değildir; ne yapalım; kusursuz olan Tanrı sözüdür; o da elçilere gelir; bundan sonra da geleceği yoktur.

18 Nisan 2005

• Yazarın diğer yazıları...

Emelle görüşeceğim...
Haberciler ıskaladı…
Dört mevsim Afyon fotoğrafları
Camcının köpeği
Duş
Bir sahaf öldü diyeler
Sandalye-2
Kısrak mı kişniyor ne?
Gömü
Köpek
Bir gün gelir okurum
Ah bir vaktim olsaydı ne kitaplar okurdum
Bana ver ona verme
Bak hurdacı geliyor selam veriyor
Mesafe
Kitapçıda tanıştım
Kamera şakası
Yükümü tuttum kitaptan
Enkaz
Mademki ermenisin…
Ben kitabın sayfasına bakarım
Vesika
Adam
Çığ
Pulman…
Boşluk
El hâline bakıyoruz erenler...
Kamçısı gülden, üzengisi kekikten ve dahi bilmektedir neyi aradığını..
Üsküp'te Türkçe şiir ve Aliş'imin dağınık kaşları
Sıradan...
Fatma’m nerden öğrendin çarşaftan kol atmayı
Gelincikler
Size bir haberim var kırmızı bulutlardan
Sandalye
Haritanın en kahverengi noktası
Müsait değilim Mehmet Bey görüşmeyelim
Ekim devrimi
Ay dolandı yüce dağın ardına…
Ve iftar...
Derin köpük
Sıcaktan bunalınca…
Mehane Mukassi Görünür Taşradan Amma...
Küpemiz Nerde...
Mavi boncuk iyidir
Atmaca Zamanı
Suavi taş attı suya
Yarısı gece
Kar zamanı
Kedi zamanı
Deliliğin coğrafyası
Sis
Evlerinin önü zeytin ağacı…
Yıldız Avcısı…
Dere berrak ve çakıllar sayılıyor…
Zehirli ağaçlar albümü
Gece hasadı
Yürüme tutkusu
Yedi
Eylül
Hayat bir çinli Leyla
Su aşkı
Pazar ayini
Kırk
Ya ben öleyim mi söylemeyince
İnce ağrı aşısı
Uyku adası
Dört
Konuşma zamanı
Elliüç
Pencerede tül perde
Gökyüzüne bakınca
Alem nasıl görünür; yalnız aşk ehli bilir
Ölüm var kardeşlerim, gelin gülümseyelim
Çıldırmak güzeldir
Günlerin dünyası
Yazıya dair

| geri dön |

| yazdır |

| favorilere ekle |

| yukarı |



BLOG DERGİBİ ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı Adı:
Parola:
Beni hatırla Yeni Üye Kaydı
Parolamı Unuttum
Oturumu Kapat
Blog Dergibi'ye giriş

  Ana Sayfa
  Kitap
  Dosya
  Röportaj
  Şiir
  Şiir Okulu
  Çeviri Şiir
  Öykü
  Haberler
  Deneme
  Yazarlar
  Dergiler
  Eleştiri
  Polemik
  Ajanda
  Gezi Notları
  Anketler
  E-Posta Grubu
  E-Kart
  Sohbet Odası
  Arşiv
  Blog Dergibi
  Arama Servisi
  Medya Dünyası

ARAMA SERVİSİ
Web Dergibi'de

KİTAP ARAYIN!



Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.


Alexa Rating

Bir adam köprü kurar, bin adam geçer. - Özbek Atasözü

 Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk 


Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.

© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi
Blog Dergibi / Melih Bayram Dede / TechnoLogic / Medya Dünyası / GebzeRehberi.com / Yeni Şafak Bilişim / Sosyal İm / Flash Oyun / Nitro Model Hobby