|
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
|
| |
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
|
| |
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
|
| |
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
|
| |
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
|
| |
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
|
| |
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
|
| |
Hiç, Carmen Laforet
|
| |
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
|
| |
Çağdaş Yorumbilim Kuramları, Prof. Dr. Osman Bilen
|
| |
|
|
 |
Ölüm var kardeşlerim, gelin gülümseyelim
Yolumuz bir çarşıdan geçiyor. O bir çarşı içinde çarşılardan geçiyor.
Toprağın çarşısından…. Orda ayrılıyoruz tanıdıklarımızdan, yine orda
buluşuyoruz. Bu çarşıda kırılmayan testi yok…Ayağımızın topraktan kesildiği
günler oluyor, uçtuğumuz günler, dağlara "tepeden" baktığımız zamanlar… Sonra
toprak, o her ihanetimizi unutan "sadık yar"imiz çekiyor bizi; öncesiz ve
sonrasız bir aşkla kendine katıyor…
"Yaşamak güzel" diyorsun, sevgilim; şairin dediği gibi "sevgilim hayat", ölüm
olduğu için güzel. Sen hayat kadar da, ölüm kadar da güzelsin…
Toprak gibi saçılıyoruz. Derlenip toparlanmak işimize gelmiyor. Kendimize bakmak
için aynaya bakıyoruz, demiyorum, kendimize bakmadığımız için bakıyoruz aynaya…
Elinde tuttuğun aynadan binlerce yıl öncesinde salınan güzeller geçiyor.
Tanrı, hiçbir karesini, hiçbir zerresini israf etmiyor gördüğümüz evrenin, suya,
rüzgara, ateşe, toprağa çeviriyor; sonra, tapılası elleriyle bunları karıştırıp
insana çeviriyor… Böyle çevriliyoruz tutulduğumuz şeylere… Ondan, ağzı gül
oluyor sevdiğimiz kızların, gözleri nergis, endamı servi…
Acı bir gülümsemeye sığıyor evren, dudaklarımız çorak ülkeler gibi çatlıyor aşkı
unuttuğumuzda…
Aşk olsun, diyoruz, evimizin kapıları açılıyor.
Bütün dinlerde ayinlerle uğurlanıyoruz evimize. Ardımızda bıraktığımız yürekler,
günahla sevişen ruhumuzu gözyaşıyla yıkıyor. Uykularımız kaçmıyor evimize
geldiğimizde. Rüyamız yeryüzünün örtüsü; çiçekler, çimenler, ormanlar çıkıyor
bir zamanlar bir yürek taşıyan tenimizden.
Bazen, on bin yıl önce kuruyan dağ gibi bir meşenin dallarını uğuldatıyor rüzgar
içimizde; en yeşil döneminin…
Bazen milyon yıl önce parçalanan kayalar göğsümüzden kopuyor.
"Fidan boy"umuza kurban olan annemizle buluşuyoruz gözlerimizi kapatınca. Göz
bebeklerimiz toprağın en siyahı…
Penceremizi öpen ceviz ağacı, saksıdaki menekşe, en yakın "akraba"mız oluyor…
Dinlesek, sabahın sessizliği, yağmur, tenimizi ürperterek yalayıp geçen rüzgar,
altımızdaki ateş, üstümüzdeki gökyüzü, aynı şarkıyı söylüyor kalbimizin sesiyle…
Dinlemediğimiz için ölüm acı geliyor…
Görmüyoruz ırmakların bizden başladığını, içimizde battığını güneşin..
Saklıyoruz gözlerini ayak uçlarımızın…
20 Nisan 2004
| • Yazarın diğer
yazıları... |

Emelle görüşeceğim...
Haberciler ıskaladı…
Dört mevsim Afyon fotoğrafları
Camcının köpeği
Duş
Bir sahaf öldü diyeler
Sandalye-2
Kısrak mı kişniyor ne?
Gömü
Köpek
Bir gün gelir okurum
Ah bir vaktim olsaydı ne kitaplar okurdum
Bana ver ona verme
Bak hurdacı geliyor selam veriyor
Mesafe
Kitapçıda tanıştım
Kamera şakası
Yükümü tuttum kitaptan
Enkaz
Mademki ermenisin…
Ben kitabın sayfasına bakarım
Vesika
Adam
Çığ
Pulman…
Boşluk
El hâline bakıyoruz erenler...
Kamçısı gülden, üzengisi kekikten ve dahi bilmektedir neyi aradığını..
Üsküp'te Türkçe şiir ve Aliş'imin dağınık kaşları
Sıradan...
Fatma’m nerden öğrendin çarşaftan kol atmayı
Gelincikler
Size bir haberim var kırmızı bulutlardan
Sandalye
Haritanın en kahverengi noktası
Müsait değilim Mehmet Bey görüşmeyelim
Ekim devrimi
Ay dolandı yüce dağın ardına…
Ve iftar...
Derin köpük
Sıcaktan bunalınca…
Mehane Mukassi Görünür Taşradan Amma...
Küpemiz Nerde...
Mavi boncuk iyidir
Atmaca Zamanı
Suavi taş attı suya
Yarısı gece
Kar zamanı
Kedi zamanı
Deliliğin coğrafyası
Sis
Evlerinin önü zeytin ağacı…
Yıldız Avcısı…
Dere berrak ve çakıllar sayılıyor…
Zehirli ağaçlar albümü
Gece hasadı
Yürüme tutkusu
Yedi
Eylül
Hayat bir çinli Leyla
Su aşkı
Pazar ayini
Kırk
Ya ben öleyim mi söylemeyince
İnce ağrı aşısı
Uyku adası
Dört
Konuşma zamanı
Elliüç
Pencerede tül perde
Gökyüzüne bakınca
Alem nasıl görünür; yalnız aşk ehli bilir
Ölüm var kardeşlerim, gelin gülümseyelim
Çıldırmak güzeldir
Günlerin dünyası
Yazıya dair
|
 |

Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.
Alexa Rating
|