|
Necip Fazıl - Tenkitler, Polemikler, Kavgalar, Murat Ertaş
|
| |
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
|
| |
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
|
| |
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
|
| |
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
|
| |
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
|
| |
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
|
| |
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
|
| |
Hiç, Carmen Laforet
|
| |
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
|
| |
|
|
 |
Yazıya dair
"Yazmasam ölecektim" diyor ya hikayeci, biz yazar milleti, yazmayınca hiçbir
şey olmasa da yazarız. Aramızda bol miktarda "Yazı Yazmaktan Karnı Nasırlaşan
Adam"lar bulunur.
Havadan sudan, ve dahi havaya ve suya tekabül etmeyen binlerce konudan yazılar
çıkarırız. O yazılara ağırbaşlı elbiseler giydiririz. Kelimeleri dansa kaldırır,
cümlelerden ırmaklar yapar, sayfalara ruh haritaları çizeriz. Yapmasak da bizi
sahiden böyle yapıyor sanırlar. Okurumuz da beşerdir; "putunu kendi yapar kendi
tapar" sözüne onlar da muhatap kabul edilse gerektir.
Eşyaya, insanlara, olaylara, yazılması gereken birkaç satır, bir hikaye, bir
roman, yerine göre bir acıklı güldürü gözüyle bakarız. Bazı insanlardan bir
cümlecik çıkarmakta zorlandığımız olur.
Huyumuz kurusun, böyleyizdir.
Yazarak var olduğuna inanır çoğumuz. Ne var ki, yazdığı varlığına bir şey
eklemeyenlerimiz de bir ömür kalemi elinden düşürmez.
Kağıt müsrifi, selüloz hastası, ağaç katili sıfatı çoğumuzun yaftasıdır.Bunu hak
etmeyenlerimiz aramızdan az çıkar.
Yasak savmak kabilinden yazdığımız olur.
Bazen, yasak olduğu için yazarız, inadına…
İçimizde, yasak koymak için yazanlar da bulunur.
Yazıyı, makam mevki için basamak yapan ailenin nankör evlatları yüzünden
itibarımızın sarsıldığı, yüzümüzün kara kaplı kitaplara döndüğü olur.
Aramızda yazıyla devlet kurup devlet yıkanlar vardır; gün gelir devran döner,
devlet, onları da yazdığına yazacağına bin pişman eder. Bu yüzden idam fermanı
yazılan çocukların romanı henüz yazılmamıştır.
Halk için yazdığını söyleyen yazarlarımız, yazdıklarının, sözüm meclisten
dışarı, bilmem neyle yazılan hela kapısı yazılarından daha az tutulduğunu
bildikleri halde yazarlar da yazarlar.
Bir zamanlar bez pankartlara, beton duvarlara "tek yol devrim" yazan çocuklar,
bıyıkları terleyince sermayenin borazanı olurlar, kalemleri paranın sıfır
sayısına ayarlıdır.
Sait Faik'e inanmayın; kimse bir şey yazmasa da ölmez; belki ölecekmiş gibi olur
ama, yazgıdır bu, gelir geçer…
"Kadir Mevla'm böyle yazmış yazımı" türküsü de bir yazıdır nihayetinde,
"Kul olayım kalem tutan ellere,
Katip arzuhalim yaz yare böyle" türküsü de.
Yazı bahsi öyle birkaç cümleyle kapanacak cinsten değildir. Biz Türkler boşuna
ovaya "yazı" dememişizdir. Elbette bir bildiğimiz yardır. "Ova-yazı" kullanımı
bir dil harikasıdır icabında.
Her yazı, delikanlı bir yalanı doğurgan bir gerçeğin siyah uçlu memelerinden
emzirir.
Biz "yazıya" atılırız, okur diye beklediğimiz kitleler "yabana"…
Sanırız ki acımız yazdıkça hafifler, sevincimiz artar; acı da sevinç de evvel
zaman içinde yazılan o sihirli yazının ta kendisidir…
10 Mart 2004
| • Yazarın diğer
yazıları... |

Emelle görüşeceğim...
Haberciler ıskaladı…
Dört mevsim Afyon fotoğrafları
Camcının köpeği
Duş
Bir sahaf öldü diyeler
Sandalye-2
Kısrak mı kişniyor ne?
Gömü
Köpek
Bir gün gelir okurum
Ah bir vaktim olsaydı ne kitaplar okurdum
Bana ver ona verme
Bak hurdacı geliyor selam veriyor
Mesafe
Kitapçıda tanıştım
Kamera şakası
Yükümü tuttum kitaptan
Enkaz
Mademki ermenisin…
Ben kitabın sayfasına bakarım
Vesika
Adam
Çığ
Pulman…
Boşluk
El hâline bakıyoruz erenler...
Kamçısı gülden, üzengisi kekikten ve dahi bilmektedir neyi aradığını..
Üsküp'te Türkçe şiir ve Aliş'imin dağınık kaşları
Sıradan...
Fatma’m nerden öğrendin çarşaftan kol atmayı
Gelincikler
Size bir haberim var kırmızı bulutlardan
Sandalye
Haritanın en kahverengi noktası
Müsait değilim Mehmet Bey görüşmeyelim
Ekim devrimi
Ay dolandı yüce dağın ardına…
Ve iftar...
Derin köpük
Sıcaktan bunalınca…
Mehane Mukassi Görünür Taşradan Amma...
Küpemiz Nerde...
Mavi boncuk iyidir
Atmaca Zamanı
Suavi taş attı suya
Yarısı gece
Kar zamanı
Kedi zamanı
Deliliğin coğrafyası
Sis
Evlerinin önü zeytin ağacı…
Yıldız Avcısı…
Dere berrak ve çakıllar sayılıyor…
Zehirli ağaçlar albümü
Gece hasadı
Yürüme tutkusu
Yedi
Eylül
Hayat bir çinli Leyla
Su aşkı
Pazar ayini
Kırk
Ya ben öleyim mi söylemeyince
İnce ağrı aşısı
Uyku adası
Dört
Konuşma zamanı
Elliüç
Pencerede tül perde
Gökyüzüne bakınca
Alem nasıl görünür; yalnız aşk ehli bilir
Ölüm var kardeşlerim, gelin gülümseyelim
Çıldırmak güzeldir
Günlerin dünyası
Yazıya dair
|
 |

Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.
Alexa Rating
|