|
İhtilal İhtiras ve İdeal 68 Kuşağı Hakkında, Erol Kılınç
|
| |
Uzak Yıldız, Roberto Bolaño - Çeviri: Zerrin Yanıkkaya
|
| |
Derin, Mehmet Aycı
|
| |
Şehit Enver Paşa, Nevzat Kösoğlu
|
| |
Yakı, Mehmet Aycı
|
| |
İmparatorluğun Denizi Akdeniz, Roger Crowley
|
| |
Niyâzî-i Kadîm, Hallâc-ı Mansûr’un Menâkıbnâmesi, Dr. Mustafa Tatcı
|
| |
Posta Kodu Aşk, Mehmet Şamil
|
| |
Necip Fazıl - Tenkitler, Polemikler, Kavgalar, Murat Ertaş
|
| |
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
|
| |
|
|
 |
Seyristan bu
Oldukça sıcak ve kurak bir temmuz ayı geçirdik.
Sekizinde, kirmasti'den bursa'ya geçip, setbaşı'ndaki maksem çay bağçesinde
ihsan (deniz) ve (mustafa) muharrem ile buluştuk. Fazla oturmadan, muharremin
arabasıyle, uludağ'ın batı eteğindeki gümüştepe (esas adı mise) köyüne gidip,
dere kıyısında, köprü yanında, ağaç gölgeliğindeki masalardan birine oturup, o
temmuz sıcağında, su şırıltısı ve yaprak hışırtısı eşliğinde çay içip sohbetin
belini kırdık. Karnımız acıkınca, dağ yolunda tırmanıp, mesirelik bir yerde,
kilo ile kasap köftesi yedik. Salatada bilmediğim sebze(ler)den vardı ve hoş
(dağ) kokulu ve lezizdi. Oradan, tophane'de, kale kapısına yakın, osmangazi
belediyesi'nin tamirat ile yenileyip işletdiği medresenin şadırvanı dibinde
oturup, meşrubat eşliğinde hususi, yurt ve dünya meseleleri dahil her şeyden
döktürdük. Ve gece, istanbul'a döndüm. saat 15:24'de, ihsan'dan cep telefonu
iletisi geldi: «necat çavuş'un babası elazığ'da vefat etmiş.»
Ah.. bu yaz, bizim için acı vefatlar mevsimi oldu. Allah'ın oldurduğundan sual
olunmaz. İnna lillahi ve inna ileyhi raciun!
…
22 haziran cuma günü, sabah onbiri biraz geçe, necat'dan bir telefon gelmişdi;
cenaze nereden kaldırılacak, diye soruyordu. Ne cenazesi, dedim… bir gün önce
(21 haziran) oturup çay içdiğimiz nusret özcan vefat etmiş!.. gece kalp krizi
gelmiş, hastahaneye kaldırılmış, cuma vaktine doğru, ahiret yolculuğu başlamış…
bir gün önce çay içmişken, devrisi gün vefat haberi. Dünyayı ötesiz/ahiretsiz,
yani (alışkanlık/alıştırılmışlık icabı) laik seküler –dünyevi düşününce, ötenin
teması/müdahalesi tuhafımıza gidiyor. Sanki, biz kafamızdan kovunca, dünya
ahiret ikizliği bitmiş gibi. Zan ile gerçek. Zan mı gerçek mi? buyur, tercih et,
hürsün; ama, gerçek gerçek. Zan, sende başlayıp bitiyor. Zan bitip gerçek ortaya
çıktığında, şaşırıyorsun! Gerçek yok değildi ve sen (zannınla) onu yok
etmemiştin. Bu, senin körlüğün, körleşmen ve sağırlaşman. («biraz sonra denizi
göreceksin, şaşırma!»)
…
17 mayısda, beni kilitleyen bir ahiret müdahalesi sözkonusuydu. O kilitlenme
cenderesinde, şu kadarcık bir not tutabilmişim:
//17 mayıs perşembe günü, saat beşe kadar yatmadım. 04:19'da, arkadaşım şaban
abak'dan, cep telefonuma bir ileti gelmiş: «ömer vefat etti. Perşembe ikindide
istanbul merkez efendi'de defnedeceğiz.»
bu iletiyi farketmeden önce, saat 9:45'de hacıhalil telefon etdi, haberim yok,
dedim. Sonra aliburhan aradı. Cenaze namazının ikindide fatih camii'nde
kılınacağını bildirdi.
Ömercik bir süredir (birbuçuk senedir) tedavi görüyordu. 16 yaşındaydı. Allah
rahmet eylesin. İnna lillahi ve inna ileyhi raciun!
İkindi vakti fatih cammii'ndeydim.
İnsan(lar) için, dünyadayken en büyük acı… kilitlendim.//
…
Allah'ım, bir baba için, gecenin o saatinde böyle bir ifade yazıp göndermek… (herhalda,
şaban daha sonra bunu nasıl yazabildiğine şaşıp kalmışdır. Ama, biz dostlarıyla
bu ağırın ağırı acısını paylaşmak içini çırpınıyordu; öyle ağır bir acı ki,
uyuşturan, kilitleyen, ketleyen…) bu nasıl bir imtihandır, ya rahman, ya rahim,
bizi isyandan koru! Ancak sana kulluk eder (şeytana kölelikten bizi sakındır) ve
ancak senden yardım dileriz! (sabırsızlık edip şeytanın yardım görüntüsündeki
iğvasından bizi muhafaza et; his yularıyla delalete sapanların yolundan koru.)
senden geldik, sana döneceğiz. Sen verir, sen alırsın… ne desek senin hikmetini
kaldıramaz, taşıyamayız. Bize, taşıyamayacağımız yükü yükleme. Bizi nefsimizin
elinde oyuncak etme. Ne desek, senin hikmetinin bir zerresini anlatamayız.
Bu güne kadar, ömer kardeşimiz, nusret biraderimiz, nezir ağabeyimize, her
salatta selamı unutmamağa çalışıyorum. Allah kabul ve haberdar etsin. Amin.
7 Ağustos 2007
| • Yazarın diğer
yazıları... |

Elma renkli, parlak ama hayali sütunlar
Ağustos gelince
Seyristan bu
allah'ın hakkı sizde kalır mı? vermezseniz, boğazınızda kalır. işte böyle!
ekranlar karardığında gök ağzını açar
eburevan'ın sevincini bir liraya…
herkes balık tutarsa
çorba içmek öldürür
kelime pornoculuğu
karga aklı
canlı bomba olmak kolay mı?
dişlerinin yanmayacağını sanıyorsun
yüreğin çıplak çığlığı
‘evvel’i şiir ahıri şiir
boykot.. israf…
temmuzda ‘buz ve fire’
ve şemsiye
acı tadımlık
temmuz güneşi
bir yaz günü niçin yazmalı
|
 |
Alexa Rating
|