d e r g i b i   1 0   y a ş ı n d a  

  Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Üye olun! 
Dergibi.com - ISSN 1303-6211    
• YAZARLAR  

Bugün:

DERGİBİ YAZARLARI
Yazıyorum, öyleyse varım!
Melih Bayram Dede
Karanlık Oda
Ferhat Ünlü
Sevgilim Hayat
Fadime Özkan
Mutsuzluk Oyunları
Ömer Sercan
Bilir Kişi
Hüseyin Akın
Mürekkep Lekesi
Suavi Kemal Yazgıç
Yazgı
Özlem Albayrak
Beriki Taraf
Orhan Karagöl
Söz Misali
Ali Ömer Akbulut
Mavi Kalem
Mehmet Aycı
Seyr-ü Sefer
Sefer Kayaoğlu
Vesselâm
Kâmil Doruk
Cem Vefa


KİTAPLIK
Sen Ölünce Kim Ağlar (Who Will Cry When You Die), Robin Sharma - Çevirmen: Tülin Penso
Babamdan Hayaller, Barack Obama
Umudun Cesareti - Amerikan Rüyasını Canlandırmak Üzerine Düşünceler, Barack Obama
Ağır misafir, İbrahim Tenekeci
A'dan X'e - Kurtarılmış Mektuplar, John Berger
Satranç Oynayan Derviş, A. Ali Ural
Yanılmışım Tanrı Varmış, Antony Flew
Cahillikler Kitabı - Bilmediklerimiz ve Yanlış Bildiklerimiz, John Lloyd / John Mitchinson - Çeviren: Emre Ergüven / Cihan Aslı Filiz
Pegasus Sırrı, Gregg Loomis
Ben Hep Seni Yazdım, Atilla Birkiye
Daha fazla kitap için tıklayın!

VESSELÂM
Kâmil Doruk
KÂMİL DORUK
bilgi@
dergibi.com

herkes balık tutarsa

–salih tuna'ya

orta yerde destere çekiç sesleri, kuytularda birbirinin ayağını kaydırma tıknefeslikleri. köşelerde fısıldaşan, kıkırdaşan gölgeler. kapatan gölgeler. karartan gölgeler. örten gölgeler… gözleri var görmeyen gölgeler. kulakları var duymayan gölgeler. kafaları köşeli gölgeler. sineleri kilitli gölgeler. tek kat gölgeler…

içimde kabaran, köpüren bu kara dalgalar üzerinde kayar gibi, etraftan habersiz yürüyorken, içimde uyanan âni bir dürtüyle başımı kaldırıp baktım. bakmamla, içimdeki âni dürtüyü uyandıran, bana dikilmiş, (içime içten) seslenen bir çift gözle karşılaştım. hırka–i şerif tarafından gelip, altay camii önünde fevzipaşa caddesi'ne çıkan sokakdan, elinde ufak bir pet su şişesi, hırpani ve pasaklı, altmış yaşlarında bir adam, gözlerini bana dikmiş, geliyor…
vakit, gece yarısından biraz önce veya sonra –yürdüğüm vakit. çeyrek saat öncesine kadar yağan yağmur dolayısıyle, cadde, sıcak bir günden sonra serinlik ve toprak kokuyor. belediye otobüs duraklarında, gelip geçene gülen, kâğıt yüzlü, gözlüklü bir bay, önünde suluboya suratlar güruhu: olimpiyad istiyorlarmış, büyük buluşma istiyorlarmış (mahşeri). mahşeri bilmedikleri için, saati bilmedikleri için.
gecenin o saatinde, ürkek, çekingen, bana yaklaşan adam, acemi bir sesle, midesinin ekmekle buluşmak istediğini söylüyor.
hey büyük allah'ım; öfkem burnumda ya (dedin ya, insan hüsrandadır/ziyandadır), yürüyüp geçiyorum, yüzümü çevirip.
öfke ve acele göbeğimi göğe gösterdikten birkaç adım sonra, aklım başıma geliyor (tevbe!).
o kızgınlık yangınında, suratından düşen bin parçayken, çevrende yürüyenlere değil (ki pek çoğunun kılığı senden gösterişli), niçin sana yöneldi, seni seçti bu zavallı?!
onca öfke alevi suratını yalıyorken, içindeki, alttaki merhamet çayırını farketti, gördü bu zavallının gözleri ki, sana yöneldi…
haydi, merhametin fermanı yürüsün, için rahman ve rahim fişekleriyle aydınlansın…
döndüm. topuklarımın üzerinde döndüm. beş–on adım atıp, yanılgıdan döndüm; hüsranı gördüm, ziyandan döndüm; döndüm, döndürene şükür. vakitlice pişman edene şükür. bu ne kutlu bir pişmanlıktır… pişmanlıkta ışık olur mu? geceden gündüzü çıkaran için bundan kolay ne ola.. ol'un sahibi ol der, olur… ve pişmanlık fayda eder. (bizi son pişmanlıktan muhafaza eyle, ey ol'un sahibi!)
döndüm ve karşı kaldırıma geçtim. biraz önceki, suratını çevirip geçen suçluyu tanımasın diye, onu karşıdan tarassut edip, zıt yöne yürüdüm. hizasından sonra, tekrar karşıya geçip peşine takıldım. bu sefer avucum dolu. yaklaştım. elim, veren el oldu (ol'un sahibine şükür).
teşekkür ederim ey hırpani, ey garib; ey ol sahibinin tahsildarı... sayende veren boyasına boyandım.
(herkes balık tutabilse, bize her şeyi veren'e nasıl borç verebileceğiz?!)

bunları düşünüp, içimdeki kara dalgalar durulmuş, ayağım yerden kesilmiş, akdeniz caddesi'ne kadar, bir kuş neşvesiyle, ol ve ver (rahman ve rahim) kanatlarıyle uçtum.
akdeniz caddesi'nden aşağı inerken, baktım, yarın uğramayı düşündüğüm beyaz eşyacı açık. selamün aleyküm. aleyküm selam. hayırdır, bu saatte? sohbete koyulduk, koyulaştı, kaldık… bana şunlardan bunlardan lazım. hayırdır? hayır, hayır; hayırlısıyle evleniyoruz… vaaay, hocam, nihayet! markasını seç, şunlarbunlardan şu benden. markası belli, şu. tamam. benim hesaba yaz patron…
bir borç, beşyüz katı, bin katıyla gelir mi?!! (on dakika, bilemedin onbeş dakika sonra?!!)
katlar ve dakikalar bizim için kurban, katları ol'duran ve dakikaları bize veren için… (deniz için, bir buhar zerresi daha büyüktür.)
bir can'ın yanında afişler nedir ki? biz, milyarlarca afiş ve banknot basabiliriz, ama, birine can veremeyiz. bize, verilmiş canı canlandırmak düşer. banknotlar canda caridir, depoda değil.


karnım aç, biraz para verir misin?
buyur.
kuru fasulye konservesi alacağım, canım kuru fasulye çekti; konserve bir değil, birbuçuk.
tamam, buyur.

karnım aç.
buyur (birbuçuk).

karnım aç.
buyur.

karnım aç.
aaa, yeter!..
(… tuh! gitti! yok! nerede bu meczub! meczubun da karnı acıkır, benim gibi… emaneti taşıdıkça… bizde emanet olmayan ne var?!)

bu akşam yine çıkmadı önüme…

bu akşam da…

(…) ya hu, iyi ki kirayı ödedim; ancak. cüzdanda bir şey kalmadı! kim arakladı bu cüzdandakileri?!
(bereketi mi? kih kih!)
(sen acıktıkça verip, aaa yeter, demeyen'in gönderdiği muhafızını kovdun ya...)
hüsrandadır
hüsranda
hüsran

2 Aralık 2006

• Yazarın diğer yazıları...

Elma renkli, parlak ama hayali sütunlar
Ağustos gelince
Seyristan bu
allah'ın hakkı sizde kalır mı? vermezseniz, boğazınızda kalır. işte böyle!
ekranlar karardığında gök ağzını açar
eburevan'ın sevincini bir liraya…
herkes balık tutarsa
çorba içmek öldürür
kelime pornoculuğu
karga aklı
canlı bomba olmak kolay mı?
dişlerinin yanmayacağını sanıyorsun
yüreğin çıplak çığlığı
‘evvel’i şiir ahıri şiir
boykot.. israf…
temmuzda ‘buz ve fire’
ve şemsiye
acı tadımlık
temmuz güneşi
bir yaz günü niçin yazmalı

| geri dön |

| yazdır |

| favorilere ekle |

| yukarı |


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


BLOG DERGİBİ ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı Adı:
Parola:
Beni hatırla Yeni Üye Kaydı
Parolamı Unuttum
Oturumu Kapat
Blog Dergibi'ye giriş

  Ana Sayfa
  Kitap
  Dosya
  Röportaj
  Şiir
  Şiir Okulu
  Çeviri Şiir
  Öykü
  Haberler
  Deneme
  Yazarlar
  Dergiler
  Eleştiri
  Polemik
  Ajanda
  Gezi Notları
  Anketler
  E-Posta Grubu
  E-Kart
  Sohbet Odası
  Arşiv
  Blog Dergibi
  Arama Servisi
  Medya Dünyası

ARAMA SERVİSİ
Web Dergibi'de

KİTAP ARAYIN!



Alexa Rating

Hayatı yaşamak kadar saçma bir şey yok, bırakın hayat sizi yaşasın! - Schopenhauer

 Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk 


Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.

© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi
Blog Dergibi / Melih Bayram Dede / TechnoLogic / Medya Dünyası / GebzeRehberi.com / Yeni Şafak Bilişim / Sosyal İm / Flash Oyun / Nitro Model Hobby / Techno News Feed