|
Uzak Yıldız, Roberto Bolaño - Çeviri: Zerrin Yanıkkaya
|
| |
Derin, Mehmet Aycı
|
| |
Şehit Enver Paşa, Nevzat Kösoğlu
|
| |
Yakı, Mehmet Aycı
|
| |
İmparatorluğun Denizi Akdeniz, Roger Crowley
|
| |
Niyâzî-i Kadîm, Hallâc-ı Mansûr’un Menâkıbnâmesi, Dr. Mustafa Tatcı
|
| |
Posta Kodu Aşk, Mehmet Şamil
|
| |
Necip Fazıl - Tenkitler, Polemikler, Kavgalar, Murat Ertaş
|
| |
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
|
| |
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
|
| |
|
|
 |
karga aklı
düşünerek bir şey bulunabilir mi? düşünme, yani akıl (zoruyla, ameliyesi ile,
akletmeyle) ile (ipuçsuz) bir şey bulunabilir mi? o âna kadar görülmemiş,
duyulmamış bir şey (beceri, iş) ortaya konabilir, çıkarılabilir, keşfedilebilir,
icad edilebilir mi? (olması/varlığı olmayan: varlığa gelmemiş, olmuş–olmayan
—var kelimesi, fazladan kullanılagelir, olmak'da zaten mündemicdir; yani, var
olmak/varolmak ifadesi, yanlış ama geçerli[!] bir kullanımdır— ne
keşfedilebilir, ne icad.)
düşünmek; neyi düşünmek? görmediğimiz, duymadığımız (öğrenmediğimiz) bir şeyi
düşünebilir miyiz? düşünme, imkan/mümkün haddini aşabilir mi? (aynı şey, hayâl
için de geçerli...)
bu minval üzere soruları uzatmağa gerek yok, çünkü amaç, felsefe vadisine (daha
doğrusu ormanına) dalıp, epistemogogik tilkilerin kuyruğuna takılmak değil;
günlük-gündelik (gün ışığında) alanda gezinmek.
mevlânâ celâleddin, mesnevi'sinin dördüncü cildinde, süleyman peygamber
aleyhisselâmın kıssasını anlatırken, bu konuya değinir. ona göre, bilginin
kaynağı vahiydir (doğrudan veya dolaylı). bu mevzuda iki misal getirir: hazreti
süleyman aleyhisselâmın, bitkilerin bilgisini (ne işe yarayıp yaramadığını)
bitkinin kendi dilinden öğrenip (bitki dilini öğrenmek? bu, vahyî öğrenme
dışında nasıl açıklanabilir? herhalde, pozitivist epistemologist için, bunu
inkârdan başka yol[!?] yok), tabiblere öğretmesi (aktarması); ve, kaabil'in,
kardeşinin cesedini gömmeği (mezar kazıcılığı) bir kargadan (görerek) öğrenmesi.
(beyt 1297) bütün sanatlar, şüphesiz ki önce vahiyden meydana gelir; fakat sonra
akıl, onlara bazı şeyler katar.
(1298) dikkat et bak, bizim bu aklımız, bir sanatı, usta olmadıkça öğrenebiliyor
mu?
(1300) sanat bilgisi bu akılla olsaydı, ustasız bir sanat meydana gelirdi.
(1301) mezar kazma, en bayağı bir sanat.. düşünceden, düzenden, fikirden doğacak
değil ya!
(1302) fakat kaabil'de bu anlayış olsaydı, hâbil'i başı üstünde taşır mıydı?
(1303) ben bu ölüyü, bu kana, toprağa karışmış ölüyü ne yapayım, nasıl yok
edeyim, der miydi?
(1304) bir de gördü ki bir karga, ölü bir kargayı ağzına almış, hemen geldi.
(1305) havadan indi, kaabil'e öğretmek için mezar kazıcılığına başladı.
(1307) gömüp üstünü toprakla örttü.. bu suretle karga, tanrı ilhamıyle bilgi
sahibi oldu.
(1308) kaabil bunu görünce, yuh olsun benim aklıma, dedi, bir karga bile bilgide
benden üstün!
toprağın kazılıp/eşilip bir şey gömüldüğünü görmemiş (âkil/akıl), (gözden)
yoketmek/gaibetmek, saklamak istediği şeyi toprağa gömmeyi düşünerek bulabilir
(akledebilir) mi? en alt'taki toprak, nasıl olur da örtü olur?! bir şeyi(n),
üst'üne örtü olup örter?!
düşünme, bilgi ve görgünün bebeğiyse, bilgi ve görgü?
8 Eylül 2006
| • Yazarın diğer
yazıları... |

Elma renkli, parlak ama hayali sütunlar
Ağustos gelince
Seyristan bu
allah'ın hakkı sizde kalır mı? vermezseniz, boğazınızda kalır. işte böyle!
ekranlar karardığında gök ağzını açar
eburevan'ın sevincini bir liraya…
herkes balık tutarsa
çorba içmek öldürür
kelime pornoculuğu
karga aklı
canlı bomba olmak kolay mı?
dişlerinin yanmayacağını sanıyorsun
yüreğin çıplak çığlığı
‘evvel’i şiir ahıri şiir
boykot.. israf…
temmuzda ‘buz ve fire’
ve şemsiye
acı tadımlık
temmuz güneşi
bir yaz günü niçin yazmalı
|
 |

Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız,
buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.
Alexa Rating
|