|
Uzak Yıldız, Roberto Bolaño - Çeviri: Zerrin Yanıkkaya
|
| |
Derin, Mehmet Aycı
|
| |
Şehit Enver Paşa, Nevzat Kösoğlu
|
| |
Yakı, Mehmet Aycı
|
| |
İmparatorluğun Denizi Akdeniz, Roger Crowley
|
| |
Niyâzî-i Kadîm, Hallâc-ı Mansûr’un Menâkıbnâmesi, Dr. Mustafa Tatcı
|
| |
Posta Kodu Aşk, Mehmet Şamil
|
| |
Necip Fazıl - Tenkitler, Polemikler, Kavgalar, Murat Ertaş
|
| |
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
|
| |
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
|
| |
|
|
 |
acı tadımlık
temmuz güneşi’nden sonra şemsiye altına girecektim; ancak, bir vefad haberi
geldi. can dostumuz (arada bir çık görün’ün şairi) ihsan durdu’nun (ve kardeşi/miz
abdurrahman’ın) babası durmuş hoca efendi hakkın rahmetine vasıl olmuş dün (9
temmuz). sabahtan beri bu haberin buğusuyla nemlendi gönlüm. allah rahmet
eylesin; geride kalanlara sabır ve dayanma gücü versin. bursa soğanlı’da
kılınacak namazda, ihsan’ın yanında bulunmak için çabaladım, ancak, (tadil
turizminin de katkısıyla!) vasıtasızlık nedeniyle mümkün olmadı.
baba acısını, tam yirmi sene evvel taddığımda, oğlu ihsan ile, merhumun fatih
çarşamba’daki evini paylaşıyordum. babamın namaz ve uğurlanışında
bulunamamışdım, kayıp oğul idim. neyin haberini getirdiğini (ta içden) tahmin
etdiğim telgrafı almak için sirkeci postahanesi’ne, hüseyin atlansoy’a rica edip
giderken, karnım açdı; yolda bir tost yeyip soğuk bir meşrubat içdim, ki, ayakta
kalabileyim. telgrafda, mutadı üzre, haberin ağırlığını azaltma babından, ağır,
deniyordu; oysa oğulun yüreğinde ağırlık ta dibe vurmuşdu.
babanın kaybı, işte böyle, bütün ağırlığıyla çöker oğulun yüreğine –gurbetteki
oğulun, –hele oğul gurbetteyse… babanın, oğulun gözlerine saplanan /sanki
biliyormuş/ son bakışı, sabitlenen, bırakmak istemeyen bakışı, hatırlanıp durur…
kardeşlerim beni alıp götürmeğe geldiklerinde, tonlarca mermer kesafetindeydim
ve vapur nasıl delinip batmıyor, hayret ediyordum. güneşin ışığı varmıydı?!
neden güneş gri ışık saçıyordu, gri aydınlatıyordu dünyayı?!..
hiç olmazsa senin yanında saf tutabilseydim, dostum… baba acısının azaltamazdım
elbet, ancak, paylaştığımı görmeni sağlayabilirdim. kâğıt üzerinde kaldım, afvet
bu bağımlılığımı… dua vasıtamı hoş görüyle kabul et.
yaşca büyüklerimizi, arasıra da sırası gelen küçükleremizi gönderiyoruz;
aklımıza o gençlik halinde, isyankârlıklarımızla, büyüklerimize çektirdiklerimiz
geliyor; bunun üzerine, evladımıza bakıp, endişe içinde merak ediyoruz: aynısını
görsek dayanabilecek miyiz? (…rabbenâ ve lâ tühammilnâ mâ lâ tâkatelenâa bih!…)
iyisi mi, onları, etrafa (babaerkilliğe mi, neyse) aldırmadan, hep sevelim,
şımartalım ve öpüp koklayalım; asla kızmayalım; arasıra kızarsak da, yutup belli
etmeyelim.
–abdurrahman kardeşim; seni unutmuyorum; allah bize senin gibi lâtiflik ihsan
eylesin, ve, merhum gibi, müttakiyâne bir ömür.
(innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn)
12 Temmuz 2006
| • Yazarın diğer
yazıları... |

Elma renkli, parlak ama hayali sütunlar
Ağustos gelince
Seyristan bu
allah'ın hakkı sizde kalır mı? vermezseniz, boğazınızda kalır. işte böyle!
ekranlar karardığında gök ağzını açar
eburevan'ın sevincini bir liraya…
herkes balık tutarsa
çorba içmek öldürür
kelime pornoculuğu
karga aklı
canlı bomba olmak kolay mı?
dişlerinin yanmayacağını sanıyorsun
yüreğin çıplak çığlığı
‘evvel’i şiir ahıri şiir
boykot.. israf…
temmuzda ‘buz ve fire’
ve şemsiye
acı tadımlık
temmuz güneşi
bir yaz günü niçin yazmalı
|
 |
Alexa Rating
|