|
Babamdan Hayaller, Barack Obama
|
| |
Umudun Cesareti - Amerikan Rüyasını Canlandırmak Üzerine Düşünceler, Barack Obama
|
| |
Ağır misafir, İbrahim Tenekeci
|
| |
A'dan X'e - Kurtarılmış Mektuplar, John Berger
|
| |
Satranç Oynayan Derviş, A. Ali Ural
|
| |
Yanılmışım Tanrı Varmış, Antony Flew
|
| |
Cahillikler Kitabı - Bilmediklerimiz ve Yanlış Bildiklerimiz, John Lloyd / John Mitchinson - Çeviren: Emre Ergüven / Cihan Aslı Filiz
|
| |
Pegasus Sırrı, Gregg Loomis
|
| |
Ben Hep Seni Yazdım, Atilla Birkiye
|
| |
“Elma Kokusu” Ardında Yitirilen Bir Hayat…, Gülistan Çoban
|
| |
|
|
 |
temmuz güneşi
temmuz cumaertesisi. cumaertesi, kırklı yaşlardakiler için yarım tadil, demek.
orta okulun ortasına (yoksa sonuna mı) kadar yarım gün okula gitdik; devlet
daireleri yarım gün açıkdı…
kahvehanede temmuz sabahı. sabah dediysem, güneş dört saat önce doğdu.
iki çay içesiye (kadar), kahvehane lakırdıları dinlemek, isteristemez:
sigortalılara ilaç kısıtlamasına küfürler kısıtsız. kasaplık hayvanat
belirlemesine isyan: kasaplardan et alınamaz: sokakta dolaşan atı tutup kesecek,
kasaba satacak, o da (bize) satacak. domuz eti mi, at eti mi…! (toplumun -yoksa
kahvehane ahalisi toplumdan sayılmaz mı?- genelgeçer kabullerini gözetmek veya
avrupanın (birliğinin üyesi gibi). ["türkiye avrupaya aid!" bu bir işgal mi,
ilhak mı, iltihak mı, iltica mı, irtica mı v.s. buna kimse bir şey demiyor…]
iki çaydan sonra, kendime (kendimi dinlemeğe) dönebilir miyim… (biraz da, sabah
güneşinin parlak kızıllığındaki sardunyaları seyreyleyeyim.)
birkaç haftadır çantamda gezdirdiğim bir kitab. toplu taşıma vasıtalarında gidip
gelirken [ve istanbul iyi idare edilemediği için, ulaşım işkencesini çekerken:
akşam, eski edirne asfaltı üzerinde, bindiğim i.e.t.t. otobüsü, topçulardan
küçükköy'e, on-onbeş dakikada değil, otuzbeş dakikada, ancak başka bir
güzergâhdan dolaşarak, gidebildi; bu sabah da minibüs, yine aynı yerde, yani
bereç denen mahalde, tıkanıklık nedeniyle bekledi; küçükköy'e gidipgeldiğim üç
senedir, her akşam ve sabah, benim gördüğüm bereç, rami yolu ve tuna lisesi
civarı, aynı hafakanları yaşatıyor istanbulluya; yaşatanlar da, gösterdiğimiz
anlayış -gösteremediğimiz/duyuramadığımız küfürler- için teşekkür ediyor; tamam,
seçildiğin için, seni seçtiren, yoldan para toplama müteahhidleri için yollara
para saçmak/dökmek zorundasın, ama, hiç olmazsa bu paraları toplarlarken,
kürekleriyle istanbullunun yüreğini kürüyüp asabını sabote etmesinler; hiç
olmazsa bunu denetle.. yoksa biz toplutaşıma ahalisi/yolcuları istanbulludan
sayılmıyor muyuz? igdaş boru döşerken, şimdiki istanbul belediyecileri başka bir
seyyarede miydi? bakan, karadeniz yolunu becerenler için, elleri kırılsın,
demiş; biz toplu taşıma müşterilerinin (mağdurlarının), istanbul'un ulaşımını
senelerdir işkenceye dönüştürenleri seçtirenler için bir şey söyleme hakkı var
mı?.. yoksa, dolmayı kaptı.. mı? -kültür başkentine bak, saati ayarla!
etiler/beyoğlu kültürü, kütürkütürkültür, güldürgüldürkültür] ve burada çay
içerken açıp okuduğum.
alışmış mıyım nedir, çantasız çıkamıyorum. bilhassa yazın, az cepli giyinmekden.
çantanın ağır çekmesi tercih edilmez. bu kitabı taşımak kolay; çantamı
ağırlaştırmıyor. 120 sahife. bana en taze imzalanan kitab. tehlikeli belki.
osman'ın (konuk) şiir kitabı.
şiir kitabı, deyince, dur, ve, okkalı bir, desdûr, çek. (belki değil) tamamen
tehlikeli.
meselâ, bundan önce (adıma) imzalanan şiir kitabının sahibi (şairi) ihsan
(deniz) kızacak. ama, suç çantanın: 432 sahifelik buz ve fire'yi pek taşıyamadı.
gel, anlat. (çantama kulak taktırmayı unutmuşum. bu yüzden, ağır değil,
işitmesiz, sağır. açınca bana bir sürü şey okur, ama, duymaz.)
ondan evvel'ki imzalı şiir kitabını da günlerce taşıyıp okumuştum. 80 sahife ve
üstelik münasib (kare) ebadlıydı, ömer (erdem)'in evvel adlı son/beşinci şiir
kitabı.
daha önce, 64 sahifelik, ali'nin (duman) iyi güller'ini taşıyıp okumuştum.
amerika'yı, çantamda ve raflarda ve piyasa(!)da, kayıp ülkeye dönüşene kadar
okumuşdum. (necat -çavuş- kızmaz, tam nüktenin sırası, amma, kayıp, kimin
ayıbı,'nın muhatabı müfred değil, cemi)
aman allah'ım, mehmed uçar'ın elif elif'i imzalamasının üzerinden tam üç sene
geçmiş…
bu gün (kayıp haric), korkudan (boğulacaksam büyük denizde boğulayım, cesedim
bulunmasın, diye, osman), bu andıklarımın hepsini çantaya doldurup taşıdım
(kahvehaneye).
bunlar, son iki(-üç) senedir bana imzalanan (ihsan'ın bozgun siperi dahil) şiir
kitabları. daha eskilere -dostlar- (ilhami atmaca, hüseyin atlansoy, cengiz
coşkun, şaban abak, tayyib atmaca…) sonra dönerim, kısmetse, desem…
ama.. şairlere dönmek yürek ister. yaşadığım, biri dolaylı ve sessel/sözel
(telesel) biri matbu, iki talihsizlik (nâhoşluk) bendenizde yürek bırakmadı.
seneler önce, müstear imza ile yayımladığım (ki, kendimi fâş etsem, elbet aynı
kelimeleri işitmezdim! ve etik -şeytan- bunun neresinde bilmem, ama, tahminimi
yaşadım, razıydım: sağlamasını alıp ikna oldum) metnin girizgâhında da
belirttiğim gibi: bizde (ve -muhtemelen- dünyada) şiir eleştiri ve
değerlendirmesinin (şairlerce?) istenen ve gereken seviyenin (nicel ve nitel)
altında kalması, (yine şimşekleri, paratonersizce, çekme bahasına söyleyeyim)
şairler yüzünden. -yoksa şiir, biraz da tahammülsüzlük san'atı mıdır? (bunu
safiyane soruyorum: öğrenmek için. çakan şimşeklerin, çatırdayan yıldırımların
menbaı?)
işte bu ağzı yanmışlıkla, kitablara (hassaten şiire) göz atarım, ama değinemem,
dokunamam.
(temmuz güneşine gözat, şiire temas etme, yanarsın)
duyar gibiyim: şiirden anlamıyorsan, ne için temas edeceksin; haddini bil!
(aynen) şiir okuruna -hep- söylenegelen sözler.
şiir okurunun söz hakkı yoksa, ey şuara, ne diye kitablarınızın satma(ma)sından
müştekisiniz!
şuursuz okur, şiir (kitabı alıp) okur mu!
şemsiye ile de olsa, okur hakkımı kullanmakta kararlıyım -vesselâm.
…
[… > ve şemsiye]
9 Temmuz 2006
| • Yazarın diğer
yazıları... |

Elma renkli, parlak ama hayali sütunlar
Ağustos gelince
Seyristan bu
allah'ın hakkı sizde kalır mı? vermezseniz, boğazınızda kalır. işte böyle!
ekranlar karardığında gök ağzını açar
eburevan'ın sevincini bir liraya…
herkes balık tutarsa
çorba içmek öldürür
kelime pornoculuğu
karga aklı
canlı bomba olmak kolay mı?
dişlerinin yanmayacağını sanıyorsun
yüreğin çıplak çığlığı
‘evvel’i şiir ahıri şiir
boykot.. israf…
temmuzda ‘buz ve fire’
ve şemsiye
acı tadımlık
temmuz güneşi
bir yaz günü niçin yazmalı
|
 |
Alexa Rating
|