|
Derin, Mehmet Aycı
|
| |
Şehit Enver Paşa, Nevzat Kösoğlu
|
| |
Yakı, Mehmet Aycı
|
| |
İmparatorluğun Denizi Akdeniz, Roger Crowley
|
| |
Niyâzî-i Kadîm, Hallâc-ı Mansûr’un Menâkıbnâmesi, Dr. Mustafa Tatcı
|
| |
Posta Kodu Aşk, Mehmet Şamil
|
| |
Necip Fazıl - Tenkitler, Polemikler, Kavgalar, Murat Ertaş
|
| |
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
|
| |
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
|
| |
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
|
| |
|
|
 |
bir yaz günü niçin yazmalı
edirnekapısı'na gelip, mihrimah sultan'dan destur istedim.
güneşli, hafif esintili bir yaz günü.
en dipte, uzakdaki masalardan birine oturdum. çayımı yudumlarken, akşam
başladığım, buraya gelmek için bindiğim halk otobüsünde devam ettiğim kitabı
yeniden açtım. bir ara, nefes alıp gözlerimi dinlendirmek için etrafa
bakındığımda, pencere kenarındaki saksısında, ağaçların arasından süzülen güneş
huzmesinin ortasında, pembe-kırmızı raksındaki neşveli sardunya çiçeğiyle
gözgöze geldim. gülen gözleri, muzibce, nasıl da güzelim, değil mi, sualini
gönderiyordu...
annemin pek sevdiği, pencere denizliklerimizde bolca bulundurduğu çiçeğin, beş
on dakika sonra nihayete erecek bu ışık şenliğindeki neşvesini arttırmak için,
paylaşan bakışlarımı ondan ayırmadım. o, pembe-kırmızı rengi, sanki hayatın özü,
tazeliği. iç tazeleyen bir tazelik. etraftan yüklenen bayat hayat çığırtılarını
arkada bırakıp, kırlarda uçarı bir gezinti, hafif.. ve taze.
tabii bende, etrafın nâmüsaidliğinden, proustvâri tedaîye yolaçmıyor; yine de,
kısacık bir vakit zarfında yenilenip, tazelenip geziniyorum. (demdem demlenen -demlikteki
taze- çay.) hayatın bütün bayatlığından firar... bütün hile, desise ve
çekememezlik, yerini masumiyete bırakıyor. taht, kanunî'nin değil, masumiyetin (şehzâde'nin).
insan eli değmemiş renkler masum.
***
burada hikâye yazılabilir mi? veya, hiç olmazsa bir medhal/mukaddime, bir
müsvedde?
hayır, mümkün değil (benim için); çünkü etraftaki gürültü o safhada ve o kadar
bayat ki, kendime dönüp kapanmam, içimi dinlemem imkânsız. osman cemal
kaygılıgillerin satırlarındaki kır kahveleri, belli ki, o satırlarda kalmış,
günümüze kadar yaşayamamış. (tahrir değil, telif) yazı kaleme alınacak
kahvehanenin ufku (açık; manzaralı) olmalı. bu derece dibdibe apartmanlaşmayla
tıknefes olmuş zavallı istanbul'da böyle bir kahvehane bulmak mümkün
görünmediğine göre, hiç olmazsa geniş veya derinlikli olmalı ki, (ister istemez
mevcud/bulunacak) bayat sesler arkada bırakılabilsin. (müstehzi bir ses,
kulağıma olanca hınzırlığıyla fısıldıyor: manzaralı 'yer'ler bugün de var; ama,
ne var ki...)
***
(farzedelim, o -müsaid- mekânı buldun, yazmağa koyuldun. şu sorunun cevabını
yeterince düşündün mü:)
niçin yazmalı
niçin yazmak
yazmak ne için
birilerine (muhataba, okuyucuya) bir şey söylemek, beyan etmek, ifade etmek,
işaret etmek, açıklamak, iddia etmek; yani, söz (kelam) etmek.
(firûzenfer'in kaleme aldığı mevlânâ celâleddin rumî kitabında mı, yoksa molla
camî'nin anlatıldığı bir kitabda mıydı) unutamadığım bir ifade: "eğer sözden (kelâmdan)
daha değerli bir şey olsaydı, gökten o inerdi."
şu halde: sözün kıymetini bilmeyene yazı (yazmak) yakışmaz.
sözü, helal rızık ile besleyip büyütmek, yazıyı helal mürekkeb ile yazmak gerek.
(böyle kaleme yemin; kasem böyle kaleme!)
muhatabsız söz olmaz -yazı da, düşünce de... kendikendimize düşünürken bile bir
muhatab var: kendimiz.
kendimizi kandırabilirsek, başkasını da kandırabiliriz; ikna edersek, ikna
ederiz. kendimizi (ve başkasını) kandırmak şeytanidir (nefsidir; yanılgıdır,
kararmadır); ikna, rahmanidir (helaldir, meşrudur, aklanmadır). kandırma,
(gökten, cennetten) düşme; ikna, yükselmedir. kandırma yasak meyvedir, ikna,
helal.
yazmak, insanlık macerasıdır (mecraıdır, akışıdır). insan bu mecrada ya zulme
(karanlığa, boğulmağa) garkolur, veya, nura.
6 Temmuz 2006
| • Yazarın diğer
yazıları... |

Elma renkli, parlak ama hayali sütunlar
Ağustos gelince
Seyristan bu
allah'ın hakkı sizde kalır mı? vermezseniz, boğazınızda kalır. işte böyle!
ekranlar karardığında gök ağzını açar
eburevan'ın sevincini bir liraya…
herkes balık tutarsa
çorba içmek öldürür
kelime pornoculuğu
karga aklı
canlı bomba olmak kolay mı?
dişlerinin yanmayacağını sanıyorsun
yüreğin çıplak çığlığı
‘evvel’i şiir ahıri şiir
boykot.. israf…
temmuzda ‘buz ve fire’
ve şemsiye
acı tadımlık
temmuz güneşi
bir yaz günü niçin yazmalı
|
 |

Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.
Alexa Rating
|