|
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
|
| |
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
|
| |
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
|
| |
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
|
| |
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
|
| |
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
|
| |
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
|
| |
Hiç, Carmen Laforet
|
| |
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
|
| |
Çağdaş Yorumbilim Kuramları, Prof. Dr. Osman Bilen
|
| |
|
|
 |
Elma renkli, parlak ama hayali sütunlar
İnsanı, insanları (toplumu/ulusu), gücünün/takadinin üstünde bir hedefe (kızılelmaya)
yönlendirip kilitler, buna bir de yücelik, kutsiyet boyası sürersen, hedef
gerçekleş(e)medikçe, manevi yıkım uçurumuna/iflasa sürüklemiş olursun.
Bu bakımdan, şahıs ve toplumların hedefi makul ve mutedil, yani takat
derecesinde (ve boyasız/cilasız) olmalıdır.
Manevi yıkım uçurumuna sürüklenmiş (uçup göçmüş, uçmağa varmış ve kendini uçuyor
zanneden, gerçekteyse ayağının altındaki zemin kaybolmuş, bu yüzden şuuru uçup
başı dönmüş; köksüzleşmiş; kökünden, kökeninden koparılmış) şahıs ve toplumları
yönetmek=sömürmek pek kolay olacaktır.
…
tanımı dahi (hala daha ve dahi) bulunmayan, ama kutsal (dokunulmaz, öcü) boyalı
dokunulmazlık zırhına büründürülmüş laiklik (ve demokrasi ve seküler bilimsel
ilerlemecilik, materyalist teknoloji ve vahşi ekonomi oyunu) afyonu, batı(avrupa)ya
siyonist (ingiliz–yahudi) şovalyeler tarafından dayatılmış (yutturulmuş), bize
de batı tarafından (bizim gaflet ve delaletimiz, gevşekliğimiz sayesinde).
Afyonu yutmuş bulunan, ipleri afyon üreticisinin elindeki bir kukladır artık.
Onu, hasan sabbah'ın (haşhaşin) fedaileri (katilleri) gibi, kiliseye de, camiye
de, diğer mabedlere de saldırtabilir, hiroşima ve nagazakileri (çoluk çocuk,
çiçek böceğiyle) yaktırıp kavurtabilirsiniz artık.
«… çünkü o (şeytan) da, kabilesinden (kendisinden yana) olan da, sizi, sizin
kendilerini (onları) göremeyeceğiniz yer(ler)den muhakkak görür(ler). Biz
şeytanları, iman etmeyenlerin dostları yaptık.» (a'raf, 27)
bu dini sahada da böyledir, gayridinide de. Kimi kifayetsiz muhterisler, zamanın
kutbu olacağım, diye şeytanın oyuncağı olmuş: kimi mehdiliğini, kimi
peygamberliğini (ve hatta ilahlığını) ilan etmiş; tiranlar, nemrutlar,
fir'avnlar, kayzerler, kisralar, sultanlar/halifeler, führerler, ulusal–ebedi
şefler ve bushlar yeryüzüne felaket saçmış, insanları ve tüm canlıları eziyet,
felaket ve helake sürüklemişlerdir. /ki, bizim için en taze ve tipik örnek,
ittihat ve terakki paşaları…
bunun için, ne kadar yaldızlı/parlak, ne kadar iç gıcıklayıcı/duygusal ve damar
(göğüs?) kabartıcı olursa olsun, bütün sloganlara ve vari naralara dikkat…
aman dikkat, aman! Şeytan ayağımıza gurur taşsütununu bağlayıp, bize kibir
(büyüklük büyük) denizinin dibini boylatmasın…
kurtuluş, allah'ın ipine sımsıkı sarılmak, allah'ın büyüklüğünü tanıyıp, bilip,
yardım istemekte. Tevazu ve korku ile yardım istemeyen, aydınlık ipine sarılıp
karanlığın dibine düşmekden kurtulamaz. Tapınmağa ve emir ve yasaklarına itaat
etmeğe yegane layık, alemlerin yaratıcısı ve bakıp besleyicisi, şanı yüce tek
allah'dır. Allah'a itaat etmeyene, güç ve imkan dahilinde, itaat edilmez.
…
«onlardan kimisini denemek için yararlandırdığımız dünya refahında gözün
kalmasın; rabbinin sana verdiği nimet daha değerli, hem daha kalıcıdır.» (taha,
131)
«andolsun ki biz, senden evvelki ümmetlere de peygamberler gönderdik de (küfür
ve inkarlarından dolayı) kendilerini çetin bir yoksullukla, çeşitli hastalıkla
yakaladık, olur ki yalvarırlar (tevbe ederler) diye.
«işte onlar kendilerine (öyle) bir azabımız gelip çattığında olsun yalvarmalı
değil miydiler? Fakat yürekleri katılaşmış, şeytan da işlemekde bulundukları (günahları,
haksızlıkları, zulümleri) süsleyip püslemişdi.
«onun için bunlar kendilerine ne hatırlatıldı, öğüt verildiyse, onları unutunca,
üzerlerine her şeyin (her zevkin, iktidarın, nimetin, lüksün) kapılarını açdık;
nihayet, kendilerine verilen o şeyler (genişlik, serbestlik, rahatlık,
zenginlik) yüzünden (tam şımarıp) ferahlandıkları vakit de ansızın onları tutup
yakalayıverdik, ve, artık o anda onlar bütün ümidlerinden mahrum kaldılar.» (en'am,
42–43–44. çantay)
10 Eylül 2007
| • Yazarın diğer
yazıları... |

Elma renkli, parlak ama hayali sütunlar
Ağustos gelince
Seyristan bu
allah'ın hakkı sizde kalır mı? vermezseniz, boğazınızda kalır. işte böyle!
ekranlar karardığında gök ağzını açar
eburevan'ın sevincini bir liraya…
herkes balık tutarsa
çorba içmek öldürür
kelime pornoculuğu
karga aklı
canlı bomba olmak kolay mı?
dişlerinin yanmayacağını sanıyorsun
yüreğin çıplak çığlığı
‘evvel’i şiir ahıri şiir
boykot.. israf…
temmuzda ‘buz ve fire’
ve şemsiye
acı tadımlık
temmuz güneşi
bir yaz günü niçin yazmalı
|
 |

Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.
Alexa Rating
|