|
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
|
| |
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
|
| |
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
|
| |
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
|
| |
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
|
| |
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
|
| |
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
|
| |
Hiç, Carmen Laforet
|
| |
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
|
| |
Çağdaş Yorumbilim Kuramları, Prof. Dr. Osman Bilen
|
| |
|
|
 |
Ah Anlayış, seni yazmaya kıyamıyorum
Ah 'anlayış' seni yazmaya kıyamıyorum. Sen ki bir zamanlar yaşanan bir şeydin
aramızda, şimdi sadece bir yazı konusu olabiliyorsun.
Dünya denilen kondu'nun evsahibi olmak bir yana, ne kiracısı, ne de gelip geçici
misafirisin artık. Semtimize uğradığın yok. Sahi, bizim bir semtimiz var mıydı?
Sanki seni yazdığım zaman, bir şeyler dilimde dağılıp gidecek sanıyorum. Sanki
herkesin birbirinden sakladığı bir şeysin. Bazen ayak sesini duyuyor gibi
oluyoruz, ama sonra anlıyoruz ki o sen değilmişsin, meğer ardında sitem katarını
sürükleyen söz yığınıymış gelen. Ne çok konuşuyoruz ah ne çok. Konuştukça konu
dağılıyor ve kalan birkaç şeyi de boşaltıyoruz iç odalarımızdan.
Kafamızı derin meselelere tahliye ettiğimiz gibi, gönlümüzü de tadilat
bahanesiyle kapatıyoruz. Biraz az konuşsak eminim herkes birbirini daha iyi
anlayacak. Biliyorum, sessizlik denilen tülün altında gizlemişler seni. Susmayı
bir bilsek, şöyle aynı dilden susmayı, bir daha kaybetmemecesine yakalayacağız
seni.
Ah anlayış, seni uzaktan parmakla gösteriyorlar gazeteler ve gazete cemaati,
bulmacalarda bekliyorlar yolunu. Orada görünmeyen bir ülkesin, kaldırsan
kapındaki sisi, yüzündeki peçeyi sana iltica edeceğim. Sivrisineklerinkiyle saz
heyetinin sesini aynı görmemi istiyorlar benden. Anlayana bu bile fazla
diyorlar.
Uzaktaki davulun sesine kanmamam lazımmış. Uzaktaki davuldan yakındakini
ayırmanın adıymış anlamak. Bense hiçbir şey anlamıyorum bu tür sözlerden.
Anlayışınca her şey başladığı yerde bitiyor. Neden herkes bir mânâ üzerinde göz
göze gelmesin?
Ne kolektif düşünce ne ortak akıl; evet, biraz merhamet! İstemem törenlerle
şölenlerle karşılanmak, bir söz ülkesine girdiğim zaman. Dilerim ki acemi ve
hoyrat adımlarıma beni yüzüstü düşürecek söz halkaları geçirmesin dostlarım,
beni anlayışla karşılasın yeter. Beni kavramakla yetinmesin niyet okuyucularım.
Ne de olsa kavramak bir kafayı, bir beyni ipotek altına almaktır.
Başkasına ait gizli odaların anahtarlarını ele geçirmekten duyulan bir şehvettir
kavramak. Ben isterim ki okuyucum beni hareket ettirebilecek yerlerimden
kavrasın, incinen, acıyan yerlerimden değil.
Zira acı ve incinme için anlayış gerektir. Bunun yolu da sahici sevgiden geçer.
Sevgi seviyemize inen bir öğretmendir. Tedirginliğimizi anladığından bizi
tahtaya kaldırmaz, olduğumuz yerde imtihan eder. Onun kelimeleri boşlukta öyle
salınıp durmaz; gözlerinin içi gibi sözlerinin içi vardır.
Alemlere rahmet o Kutlu Elçi'yi anlamanın yolu da kalbini yumruğa
dönüştürmemekten geçiyor: "Canım kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki
sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş
olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi?
Aranızda selamı yayınız!"
Ah anlayış, seni yazmaya nasıl kıydım!
Şimdi herkesin işine geldiği gibi anlattığı bir masala dönüşeceksin, biliyorum.
Ve kimbilir kimler iplere serecek seni un yerine. Aynı rakamlardan çıkan farklı
sonuçlar gibi olacaksın kimseyi hoşnut etmeyen, hesapları altüst eden.
Şimdi verdiği selamı açtığımız merhamet mendilinin üzerine bozuk para gibi
fırlatanlara nasıl anlatacağız anlamakla anlayış arasındaki farkı? Üstelik onlar
hâlâ lügatlerde gezinip dururken.
Sözlükler seni tanımlarken "yumuşamak" diye geçiştirmeye çalışsa da, bunun bir
ihlal olduğunu biliyoruz. Zira her tanım bir ihlaldir. Sen olduğun yerde kal.
Nasıl olsa biz seni tarif ettiğin adresten bir gün gelip alacağız. Hele aklımız
yüreğimize bir gelsin.
9 Ağustos 2006
| • Yazarın diğer
yazıları... |

Dar alanda sigara içmek!
Ardahan’ın koyunu…
Kendime geldim
Ah Anlayış, seni yazmaya kıyamıyorum
Her kenar derkenar değildir
Kumsal alan
Okumadan önce yüz fırça darbesi
Oku bakan gibi, kurdeşen olma!
Kendini suya bırakmış bir güzellik uykusu: Sinop
Niteliğin Döngüselliği ve İyi'nin Durağanlığı
İlahi kültürel medya, siz adamı öldürürsünüz!
Sözü Yutan Kitlesel Ağız
Kafiye
Ey benim çözümsüz sorularım sizinle intihar ediyorum
Aşkı yakalamayı kaçırmak
Kadın Nedir? Sorusu Üzerine İtirazlar
Herkesin uykusu nereye kaçıyor?
Yüzsüzlerin Efendisi
İşsiziz, haklıyız, kazanacağız!
Düşünüyoruz, lakin taşınamıyoruz
Şiir, niyet ve samimiyet
|
 |

Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.
Alexa Rating
|