d e r g i b i   1 0   y a ş ı n d a  

  Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Üye olun! 
Dergibi.com - ISSN 1303-6211    
• YAZARLAR  

Bugün:

DERGİBİ YAZARLARI
Yazıyorum, öyleyse varım!
Melih Bayram Dede
Karanlık Oda
Ferhat Ünlü
Sevgilim Hayat
Fadime Özkan
Mutsuzluk Oyunları
Ömer Sercan
Bilir Kişi
Hüseyin Akın
Mürekkep Lekesi
Suavi Kemal Yazgıç
Yazgı
Özlem Albayrak
Beriki Taraf
Orhan Karagöl
Söz Misali
Ali Ömer Akbulut
Mavi Kalem
Mehmet Aycı
Seyr-ü Sefer
Sefer Kayaoğlu
Vesselâm
Kâmil Doruk
Cem Vefa


Ayrıntılar için
hemen tıklayın!


KİTAPLIK
Niyâzî-i Kadîm, Hallâc-ı Mansûr’un Menâkıbnâmesi, Dr. Mustafa Tatcı
Posta Kodu Aşk, Mehmet Şamil
Necip Fazıl - Tenkitler, Polemikler, Kavgalar, Murat Ertaş
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
Daha fazla kitap için tıklayın!

ÇÖL VAAZLARI
Hüseyin Akın
HÜSEYİN AKIN
huseyinakin
@yahoo.com
Sözü Yutan Kitlesel Ağız

Bir insan nasıl olur da duruşu ve bakışıyla başkaları için bir tehdit unsuruna dönüşebilir? İnsanın yüzyüze geldiği insan için bir ürküntüye dönüşmesi gerçekten kolay anlaşılır bir durum değildir. Daha çok psikolog ve psikiyatristlerin ilgi alanına giren bu konuya edebiyat ve sanat zaviyesinden bakmak sanırım yeni açılımlar getirecektir.

Sanat,edebiyat ve bilim çevrelerine nufuz edip, isim yapmalarına rağmen bir çok insanın toplum karşısına çıkmaktan sıkıldıklarına, kürsülerde dillerinin damaklarının kuruduğuna şahit oluruz.Kendi birikimleri hakkında en ufak bir şüphe ve kaygıları olmayan bu kişilerin derin ve yoğun heyecanlar yaşaması kendi kişilikleriyle, varoluşlarının hassas dinamikleriyle alakalı olsa gerektir.

Yazının yalnızlıkla beslendiğini ve kalabalıklardan kaçışı ifade eden bir sığınak niteliğini haiz olduğunu göz önüne alırsak yazarların ve sanatçıların yoğun yalnızlık atmosferinden çıkıp geniş kitlelerle göz göze gelmeleri vakit alacak şekilde problem arzedecektir.

Yazarın sıkılganlığı biraz da sözün uçuculuğuna dair bir özelliktir. Öyle ki; toplum karşısında konuşmaya yönelen yazar , daha peşinen kendisinin anlaşılamayacağı kaygı ve ümitsizliğini yaşamaktadır. Nitelikli kalabalık karşısında akıcı ve verimli bir ifade gücüne sahip olan yazar, kuru kalabalıklar karşısında kitleleri şaşırtacak kadar acemi, heyecanlı ve başarısızdır. Sıkılgan kişi, karşısında kendisini bakışlarıyla yaralayan kalabalıkları görünce yaratıcılığını yitirerek, zihinsel bir tutukluk yaşar. Dış şartlar sıkılgan kişileri tahrik etmesi gerekirken şaşkınlığa düşürür.

Toplumsal ve ekonomik bilimlerin temelini atıp, liberal anayasa doktrini kurucusu Fransız yazar Montesquieu sıkılgan düşünürlere önemli bir örnektir. Sıkılganlığı yüzünden hakimlik mesleğini bırakmak zorunda kalan Montesqueu sıkılganlığı : "başımın en büyük belası" şeklinde niteleyerek şöyle söyler: "Sıkılganlık, uzuvlarıma varıncaya kadar sekteliyor,düşüncelerimi siliyor ve ifadelerimi bozuyor gibiydi"

Cemal Süreya'yı tanıyan kişiler de onun kişisel özelliklerini ifade ederken utangaçlık ve sıkılganlığına değinmeden etmezler. Zira yazı suskunlukla beslenip gelişir. O kadar deneyimli olmasına rağmen topluluk önünde konuşma korkusunu bir türlü yenememiştir. Nitekim Kadıköy Gençlik Kitabevi'nde düzenlediği edebiyat toplantılarınn ilkinde bu durumdan söz eder:

"...Gün yaklaştıkça rüyalar görürüm; bir şeyler soracaklar, ağzımdan tek sözcük çıkmıyor.
Şöyle bir şey başlar: Keşke yağmur yağsa...hatta bu insanlık dışı şeylere gider, deprem olsa da tehir edilse..Oraya gidersin korkunç!..Korkunçluk nedir biliyor musunuz? Söze başlamadan önceki on beş dakikadır."

Her girdiği toplumda hemen yer edinen, kendini bulunduğu toplumdan ayırmadan, sanki yıllardır onlar arasında yaşıyormuş gibi uyum gösteren kişiler her ne kadar sosyal bir karakter sergiliyormuş gibiyseler de aslında alelade ve herkes gibi olduklarını bilmeden tescil etmiş sayılırlar. Nitekim Schopenhauer de bu tarz düşünenlerdendir. O şöyle söyler: "İnsan kitlelerine kolaylıkla alışmak,evvelden hazırlanmış gibi rahat rahat nufuz etmek, bir genç için hem manevi, hem de fikri bakımdan çok fena alametlerdir, bu bir nevi bayağılık gösterir. Tersine bu gibi hallerde şaşkın, mütereddit, beceriksiz ve anlamsız bir durum, asil bir tabiata delalet eder." Taine de bu görüşü tamamlar: "Sıkılganlık biraz genel olan her özellik gibi bazen acayip şeyler, bazen de şaheserler meydana getirir."

Sanatçı ve edebiyatçıların sanki insanlar üzerlerine yürüyormuş gibi kalabalıklardan ürkmesi, koşulların yalnızlıkla uçurum kadar eşitsizliğine kafa yormakla anlaşılabilir. Zira sanatçının derinleşen yalnızlığı ile kalabalıkların öbekleşen kütleselliği karşı karşıyadır. Ve neredeyse son haddine kadar açılmış kitlesel ağız sanatçının biricik kişiliğini yutmak üzeredir.

18 Haziran 2003

• Yazarın diğer yazıları...

Dar alanda sigara içmek!
Ardahan’ın koyunu…
Kendime geldim
Ah Anlayış, seni yazmaya kıyamıyorum
Her kenar derkenar değildir
Kumsal alan
Okumadan önce yüz fırça darbesi
Oku bakan gibi, kurdeşen olma!
Kendini suya bırakmış bir güzellik uykusu: Sinop
Niteliğin Döngüselliği ve İyi'nin Durağanlığı
İlahi kültürel medya, siz adamı öldürürsünüz!
Sözü Yutan Kitlesel Ağız
Kafiye
Ey benim çözümsüz sorularım sizinle intihar ediyorum
Aşkı yakalamayı kaçırmak
Kadın Nedir? Sorusu Üzerine İtirazlar
Herkesin uykusu nereye kaçıyor?
Yüzsüzlerin Efendisi
İşsiziz, haklıyız, kazanacağız!
Düşünüyoruz, lakin taşınamıyoruz
Şiir, niyet ve samimiyet

| geri dön |

| yazdır |

| favorilere ekle |

| yukarı |



BLOG DERGİBİ ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı Adı:
Parola:
Beni hatırla Yeni Üye Kaydı
Parolamı Unuttum
Oturumu Kapat
Blog Dergibi'ye giriş

  Ana Sayfa
  Kitap
  Dosya
  Röportaj
  Şiir
  Şiir Okulu
  Çeviri Şiir
  Öykü
  Haberler
  Deneme
  Yazarlar
  Dergiler
  Eleştiri
  Polemik
  Ajanda
  Gezi Notları
  Anketler
  E-Posta Grubu
  E-Kart
  Sohbet Odası
  Arşiv
  Blog Dergibi
  Arama Servisi
  Medya Dünyası

ARAMA SERVİSİ
Web Dergibi'de

KİTAP ARAYIN!



Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.


Alexa Rating

Bazıları ışığın, bazıları gölgenin peşine düştü. - T. S. Eliot

 Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk 


Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.

© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi
Blog Dergibi / Melih Bayram Dede / TechnoLogic / Medya Dünyası / GebzeRehberi.com / Yeni Şafak Bilişim / Sosyal İm / Flash Oyun / Nitro Model Hobby