d e r g i b i   1 0   y a ş ı n d a  

  Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Üye olun! 
Dergibi.com - ISSN 1303-6211    
• YAZARLAR  

Bugün:

DERGİBİ YAZARLARI
Yazıyorum, öyleyse varım!
Melih Bayram Dede
Karanlık Oda
Ferhat Ünlü
Sevgilim Hayat
Fadime Özkan
Mutsuzluk Oyunları
Ömer Sercan
Bilir Kişi
Hüseyin Akın
Mürekkep Lekesi
Suavi Kemal Yazgıç
Yazgı
Özlem Albayrak
Beriki Taraf
Orhan Karagöl
Söz Misali
Ali Ömer Akbulut
Mavi Kalem
Mehmet Aycı
Seyr-ü Sefer
Sefer Kayaoğlu
Vesselâm
Kâmil Doruk
Cem Vefa


Ayrıntılar için
hemen tıklayın!


KİTAPLIK
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
Hiç, Carmen Laforet
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
Çağdaş Yorumbilim Kuramları, Prof. Dr. Osman Bilen
Daha fazla kitap için tıklayın!

ÇÖL VAAZLARI
Hüseyin Akın
HÜSEYİN AKIN
huseyinakin
@yahoo.com
Şiir, niyet ve samimiyet

Gün geçmiyor ki adı “aşk” diye başlayan bir şiir kitabı piyasaya çıkmasın. “Sevgi” şiir dilinde de artık pelesenk olmuş bir sözcük. İçe nüfuz etmemiş; kes, kopyala, yapıştır tekniğiyle satırlara zahmetsizce geçirilivermiş. Şairlerin yazdıklarıyla barışık olmamasından mıdır nedir, bir şiirde kelimelerin ve mısraların bile birbiriyle geçimsiz olduğunu görmek zor değil. Sevgi adeta sudurda öldürülüp satırlarda yaşatılmaya çalışılıyor.

Aylar önce Radikal'de (12 Temmuz 2001) Haydar Ergülen aynı yaraya parmak basıyor ve “Şairlerden bıktım” başlıklı yazısında şöyle diyordu: “ Hikayecilerle arkadaş olmak istiyorum. Teklifim çok ciddidir, ilgilenenler yazabilir!” Hikayeciler ahde vefa ve doğru arkadaşlık adına bu açığı kapatabilirler mi bilmem ama yine de ben bu feryad tonundaki çağrıyı önemli ve anlamlı buluyorum. Şairlerin birbirlerine karşı düşmanca tutumları ve bir derginin diğerini yok sayışı dikkate alındığı zaman Ergülen nevinden söz söyleyen, yaka silkeleyenlere hak vermemek mümkün gözükmüyor. İşte şairlerle ilişkiyi yeniden gözden geçiren bir başka şair Tuğrul Tanyol (6 Temmuz 2001) Radikal Kitap'ta şöyle yakınıyor: “..Şairlere saygı duymuyorum, dahası, büyük bir kısmı giderek bir acıma uyandırıyor bende. Şairin olması gereken yerle bulunduğu yer arasındaki uçurum bu duyguyu yaratıyor. Şair hiçbir zaman bu denli düşmemişti ve düştüğü yerde açılan çukur yalnızca onun eseridir.”

Kuşkusuz hiçbir eylem niyetinden bağımsız olarak teşekkül etmez. Hangi niyeti hedefleyerek bir şey ortaya koymuşsanız bu seslendirilmemiş gizli hedef görünür olanın yansıtmaya çalıştığı hedef ve mesaja galebe çalarak üzerini örtecektir. Yani hiçbir “güzel” kötü bir niyetin tezahürü olamaz. Kötü niyet sanatın istismarı olacağından niyetlenilen kötülükten “güzellik” bir sürpriz olarak doğmaz. Hal böyle olunca, uzun ya da kısa vadeli hesaplarla mukayyet bir eser ortaya koymaya niyetlenmiş kişi ancak ölü doğum yapacaktır. Herkese yakın durup ünsiyet kurması gereken “güzel” sadece onu ortaya koyanın kastına hizmet edip içten pazarlıklı bir çehreye bürünecektir.

“Kötü insan iyi şiir yazamaz” gibi muğlak bir yargıya gidemesek de “iyi şiir ancak iyi bir niyetin sonucu doğar” diyebiliriz. Kötü insanın bile fıtratına en yakın durduğu an “şiir ânı”dır. “Şiir ânı”nda, imgesel zaman içinde niyetiyle eylemini birleştirmekle iyi olmayı başarabilmiş kişi “iyi kişi”, “iyi şair”dir. Dini ve ahlaki anlamda “iyi” ve “kötü” ile nötr anlamdakini birbirinden ayırmak icab eder. Zira, her kötü insan gerçek bir şiir anına dahil olmakla birlikte fıtrata rucu' etmiş demektir.

Sair zamanlar mu'min, mütevekkil, iyi ve uyumlu olabilmeyi başarmış şairler asıl iyiliğe en yakın durmaları gereken zamanlarda akıp giden şiirlerinin mecrasını değiştirecek şekilde niyetlerini bozarlar. Yazmak ve yaşamak yaman bir çelişkiye, esaslı bir dualizme dönüşür.

Şairlerin böyle bir seyir takip ederek niyetlerini bozmaları neticesi elbette okuyucuyla rabıtası da giderek zayıflamakta şaire duyulan bu soğukluk tabiatıyla yazdıklarına, şiirlerine de sirayet eder hale gelmektedir.

Bir şeyi güzel kılan sadece o güzelin kendi imkanları değil aynı zamanda o şeye sevgiyle bakıştır. Bakış değiştirici ve dönüştürücüdür. Sevgisiz bir bakışın “güzel”i saklandığı yerden çekip çıkarması mümkün değildir. Gerçekten de kalbinde sevgi ısısına yer vermeyenler geleceğe intikal edebilecek ürünlere yer veremezler, ancak onların bütün yaptıkları bu yanı başlarındaki hayatı soğuk duruşlarıyla dondurarak “natürmort”a dönüştürmektir.

Cemal Süreya da şairler arası bu itiş-kakışdan bir şey anlamış değildir.

“ Anlamıyorum, yoksa burs mu veriyorlar birbirini sevmeyenlere?” diye bitirdiği yazısının bir yerinde şöyle diyor: “...Bir şairin şairleri sevmeyişi, şiiri sevmeyişi düşünülebilir mi? Bir ressamın başka ressamları, resmi sevmeyişi düşünülebilir mi? Dostoyevski, Gogol'a hayran değil miydi? Victor Hugo, Chateaubriand'ın yapıtlarını sevgiyle okumuyor muydu? Başka sanatçıları sevmeyen, hiçbir hayranlık duygusu kalmamış bir sanatçı artık ölmüş bir sanatçıdır. Ne yazık ki edebiyatımızda nicedir böyle bir durum var. Bunu yalnızca siyasal tavırlardaki bölünmelerle de açıklayamayız. Bir bölük şair, yazar, edebiyatı siyasal açıdan küçümsüyor, hafife alıyor, doğru. Ama bunların dışındaki yazarların da edebiyata sevgiyle bakmadıklarına tanık oluyoruz. Acıdır bu. Kısaca, hepimiz kötüyüz. Sevmiyoruz birbirimizi, iki yüzlüyüz.” (Cemal Süreya, “Uzat Saçlarını Frigya” sh; 5)

Şair bütün uyanıklığını yazdıklarında da hissettirebilen kişidir. O ne şapkadan tavşan çıkaran bir sihirbaz ne de sözün göz bayıcısı bir şiirbazdır. Fitne haset ve fesat gibi marazi tavırlar hiçbir doğum ânının gerilimiyle yorumlanıp mazur karşılanabilecek bir mazeret değildir. Patolojik, şizofren şair tavrı, şairliği de patoloji içerisinde eritip yok edecek ve kişiye şizofren tezahürlerini şairliğine yormak gibi bir vehmi yaşatacaktır.

16 Mart 2002

• Yazarın diğer yazıları...

Dar alanda sigara içmek!
Ardahan’ın koyunu…
Kendime geldim
Ah Anlayış, seni yazmaya kıyamıyorum
Her kenar derkenar değildir
Kumsal alan
Okumadan önce yüz fırça darbesi
Oku bakan gibi, kurdeşen olma!
Kendini suya bırakmış bir güzellik uykusu: Sinop
Niteliğin Döngüselliği ve İyi'nin Durağanlığı
İlahi kültürel medya, siz adamı öldürürsünüz!
Sözü Yutan Kitlesel Ağız
Kafiye
Ey benim çözümsüz sorularım sizinle intihar ediyorum
Aşkı yakalamayı kaçırmak
Kadın Nedir? Sorusu Üzerine İtirazlar
Herkesin uykusu nereye kaçıyor?
Yüzsüzlerin Efendisi
İşsiziz, haklıyız, kazanacağız!
Düşünüyoruz, lakin taşınamıyoruz
Şiir, niyet ve samimiyet

| geri dön |

| yazdır |

| favorilere ekle |

| yukarı |



BLOG DERGİBİ ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı Adı:
Parola:
Beni hatırla Yeni Üye Kaydı
Parolamı Unuttum
Oturumu Kapat
Blog Dergibi'ye giriş

  Ana Sayfa
  Kitap
  Dosya
  Röportaj
  Şiir
  Şiir Okulu
  Çeviri Şiir
  Öykü
  Haberler
  Deneme
  Yazarlar
  Dergiler
  Eleştiri
  Polemik
  Ajanda
  Gezi Notları
  Anketler
  E-Posta Grubu
  E-Kart
  Sohbet Odası
  Arşiv
  Blog Dergibi
  Arama Servisi
  Medya Dünyası

ARAMA SERVİSİ
Web Dergibi'de

KİTAP ARAYIN!



Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.


Alexa Rating

Başkalarına olduğu kadar kendimize de yabancıyız. - Montaigne

 Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler Künye | Basın Odası | Reklam | Sponsorluk 


Dergibi'nin içeriği, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. Site içeriği, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Dergibi tüm katılımcılara açıktır. Ürün göndermeden önce Katılım Şartları'nı okuyunuz. Her türlü yazışma için Mesaj Formu kullanılmalıdır.

© 1999 - 2000 - 2001 - 2002 - 2003 - 2004 - 2005 - 2006 - 2007 - 2008 - Her hakkı saklıdır. - Dergibi
Blog Dergibi / Melih Bayram Dede / TechnoLogic / Medya Dünyası / GebzeRehberi.com / Yeni Şafak Bilişim / Sosyal İm / Flash Oyun / Nitro Model Hobby