|
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
|
| |
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
|
| |
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
|
| |
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
|
| |
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
|
| |
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
|
| |
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
|
| |
Hiç, Carmen Laforet
|
| |
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
|
| |
Çağdaş Yorumbilim Kuramları, Prof. Dr. Osman Bilen
|
| |
|
|
 |
Sırtüstü yatan ölü askerler
Ezilenlerin en kolay uyum sağladığı şey iktidardır. Yüzmeyi "a-priori" olarak
bilen yeni doğmuş bebek gibidir ezilenler. Yıllarca düşlerinde provasını
yaptıkları saltanatın kırmızı halısı önlerine serildiğinde acemi bir şehvetle
değil, tecrübe ve serinkanlılıkla ağır ağır çıkarlar merdivenlerden.
Tören gününe dek bütün ritüelleri izleyerek öğrenmişlerdir çünkü. Biat kültürü,
iktidar yolunda ihtiyaç duydukları her bilgiyi damarlarına âdeta zerk etmiştir.
Büyük golcüyü gıpta ile seyreden top toplayıcılar, bir gün ustasının dükkânını
elinden almayı arzulayan sinsi çıraklar, patronunu yıllarca gezdiren haset,
kompleksli şoförler ya da ayağına abdest suyu döktüren Başbakan'ın sabırlı
ibrikçilerini andırırlar bu yönleriyle. Tek yapmaları gereken, terazinin ağır
çeken kefesine sıçramak ve öğrendiklerini tatbik etmektir.
İşte bu yüzden biz erler, yani neferler; içimizden çıkıp çavuşluğa terfi eden
eski arkadaşlarımızdan korkarız en çok. Zira biliriz ki, faşizm, bir ideolojiden
önce bir ruh halidir. Horkheimer'den ziyade Freud'un ihtisas alanına girer.
Ezildiği vakitler, damarlarındaki asil kanda mevcut olan egosantrizm yüklü
alyuvarları şişirenler, "doz aşımı iktidar" nedeniyle bir zamanlar parçası
oldukları bünyeye son derece acımasız davranabilirler.
Öyle acımasız olurlar ki, analarımızın deyimiyle, "Üç ayda komutan yapılmış"
askerler şehit olduktan sonra sorulan haklı sorulara, "Askerlik herhalde yan
gelip yatma yeri değildir" gibi "politik" bile olmayan bir cevap verebilirler.
"Ben nöbette uyuyanın kurşuna dizildiği bir ülke istiyorum" diyen şair İsmet
Özel'den mülhem, farkında olmadan ideoloji haline getirilmiş tehlikeli bir
bakıştır bu. "Herkes işini iyi yapsın. Ama öncelikle ve özellikle de
alttakiler…" Alttakiler; her işi en iyi şekilde yaparlarsa üsttekilerin
çalışmasına bile lüzum kalmaz.
Bazen düşünüyorum da, siz iyi ki "zinde güçler"den değilsiniz Sayın Başbakan.
Şayet Genelkurmay Başkanlığı yapsaydınız, Erman Toroğlu'nun istediği gibi
"Kodumu oturtan bir paşa" olurdunuz Allah muhafaza. Seçilenlerden önünüze geleni
fırçalar, sizden hesap soran gazilere, "Ananı da al git buradan" diyebilirdiniz.
Ne ürkütücü değil mi?
Eğer bir "ultra-Kemalist", "vals müptelası bir Frenk mukallidi" olsaydınız
ihtimaldir ki, Cübbeli Ahmet Hoca'ya frak giydirip papyon taktırır ve İsmailağa
Cemaati'ne de "Fraklı Ahmet Hoca"nın vaazlarını dinletirdiniz zorla.
Demirel, sizin için "jakoben" derken pek de haksız sayılmazdı. Yargılayıp hüküm
vermeyi çok iyi beceriyorsunuz. Bu beceriniz öyle gelişmiş ki, bir politikacı
olduğunuz halde çoğu zaman politik olmayı dahi başaramıyorsunuz.
Öyle ki, Adorno'nun, "Olağanüstü güzel kadınlar mutsuzluğa mahkûmdur. Bir kâhin,
iki yıkımdan birini seç demiştir onlara. Seçeneklerden birinde, güzelliklerini
kurnazca başarıya tahvil etmek vardır. Mutsuzluktur bunun bedeli" yargısını
haklı çıkaracak ölçüde, mutsuzluğunu daha fazla şöhretle maskelemek isteyen
Hülya Avşar kadar bile politik davranamadığınız anlar oluyor.
Politikayı ancak, iş kendi sorumluluklarınızın sorgulanmasına gelince
hatırlıyorsunuz. Ve her nasılsa başarısızlığınızı gölgeleme konusunda "muvaffak"
oluyorsunuz. Öyle ya, iktidara uyum sağlamanın en önemli koşullarından olan
"Altta kalanın canı çıksın" ideolojisine inanmak, gücün bedelini unutturur
muktedire. Siz de "külfet-nimet", "emek-yemek" diyalektiğinde birincilerin anlam
ve önemini unutmuş görünüyorsunuz.
Oysa iyi biliyorsunuz ki, her şeyin bir bedeli vardır Sayın Başbakan. Askerliğin
bile… (Bkz: Bedelli askerlik) İktidarın da birinci bedeli, içinden çıktığı hasta
bünyeyi iyileştirmek zorunda olmasıdır. Mevcudu muhafaza etmek bile yeterli
değildir bu noktada, "ilerleme" sağlamalısınız.
Ekonomik, sosyal, siyasal ve dış politik icraatlarınız ortada. Vatandaşın lehine
bir ilerleme yok. Oysa bir Latin atasözünde pek güzel ifade edildiği üzere, "Non
progredi est regredi" Sayın Başbakan. "İlerlememek gerilemektir".
Bu ülkede insanlar öldürülüyor. Siz ise askerlere, "İyi savaşmak zorundasınız"
demeyi biliyorsunuz sadece. İnsanları savaştırabilmek için önce onlara ne için
savaştıklarını iyi anlatmalısınız oysa.
Ayrıca yan gelip yatanları "aşağılarda" aramayacaksınız. Bu ülkenin askerlerine
"Aslan Asker Şvayk" muamelesi yapmayacaksınız. (Şvayk, aslında "aslan asker"
falan da değildir. Pasif direniş gösterir ve "yan gelip yatar". Sizin vaktiniz
yoktur, merak ediyorsanız danışmanlarınız romanı okuyup sizin için bir "özet"
hazırlasınlar.)
Herkesin, iyi asker ol(a)mayacağını bileceksiniz. Vatandaşınızı "canınızın
yongası" olarak görmeyeceksiniz. Hiç olmazsa acısı olanları dinlemeyi
bileceksiniz. Ezcümle iktidarınızın bedelini ödeyeceksiniz.
Merak etmeyin, "alttakiler", bu ülkenin vatandaşı olmanın bedelini fazlasıyla
öderler. Doğru düzgün kazanmadan vergi verirler, yetmedi, askerde yan gelip
yatmadıkları halde can verirler.
Ve almadan vermeye alıştıkları, nimetten çok kahır dolu ömürleri bu ülke için
sona erdiğinde sırtüstü yatmak üzere (Joyce, "Ulysses"te ayakta gömülen ölüler
de hayal etmişti) kara toprağın yolunu tutarlar.
15-21 Eylül 2006
Haftalık Dergisi
5 Ekim 2006
| • Yazarın diğer yazıları... |

Madame Bovary’ye âşık olan taksi şoförü
Sırtüstü yatan ölü askerler
Hutbesinde Freud'dan bahseden imam - 2
Hutbesinde Freud'dan bahseden imam
Çuvaldızla intihar
Mucizenin ucundaki gerçek
Zaman tüneli
Düşler, Anılar ve 'Uykuda Çocuk Ölümleri'
Korku
Şiddet ve bıyıklar
Akıl çelen masallar
Modern büyünün gölgesinde
Uzmanlığın ihaneti
Dil kompleksi
'Öteki'lerin iktidarı
Talihsiz yangın yeri, kirli şömine
Dil idealizmi ve diyalektik cambazlık
İğdiş edilmiş estetik ve 'Zaafiyet Teorisi'
Suç labirenti
Post-modern polisiye ve Okültizm
Seri, zirve, cinayet, ölüm
Bir şeytan, bir gölge, bir insan
Sadakatsizler ve kahramanlar
Yazının İktidarı
Deliler ve "Hypochondriac"lar
Ayın karanlık yüzü
Krallar ve köleler
İhanet
Dünya erkeklerini kullanma günü
İktidar
İntihar eden gençliğe hitabe
|
 |

Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.
Alexa Rating
|