|
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
|
| |
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
|
| |
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
|
| |
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
|
| |
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
|
| |
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
|
| |
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
|
| |
Hiç, Carmen Laforet
|
| |
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
|
| |
Çağdaş Yorumbilim Kuramları, Prof. Dr. Osman Bilen
|
| |
|
|
 |
Hutbesinde Freud'dan bahseden imam
"İhtiyaçlar sınırsız, kaynaklarsa kıttır" yasasının geçerli olduğu bir
dünyada barış hayalleri kurmak safdilliktir. Mahmuzlanınca gaza gelen egolar,
(Ankara'nın EGO'su gibi) tahrik edilince elektriklenen arzular denetlenmediği
müddetçe işler hal yoluna girmeyecektir.
İhtiyaç ve kaynak deyince aklıma nedense hep Besim Tibuk'un, "Şimdi senin bir
ineğin var tamam mı?" diye başlayan iktisat teorileri geliyor. Tibuk, inek
metaforunu pek seviyordu. Hatta bir keresinde, "Bu parti; işadamını, zengini
tutuyor dediler. İneğe niye iyi bakıyorum? Çocuklara süt versin diye" demişti de
pek kimse üzerinde durmamıştı. Ben muhteris müteşebbislerin yerinde olsam biraz
alınırdım ama neyse… Aslında "milli burjuva" yaratma projesinin ta başından beri
siyasi partiler ve bürokrasi de sağılacak inek olarak görülür ya, mevzumuz o da
değil.
Mesele şu: Köy yerinde bir ineğiniz olsa ne yaparsınız? İlk fırsatta bu ineği
satıp televizyonda gördüğünüz jojoba özlü şampuanlardan, son model cep
telefonlarından, apartman topuklu ayakkabılardan, timsah derisi çantalardan mı
satın alırsınız, yoksa süt, peynir yapıp satarak bir hayvan daha almanın yoluna
mı bakarsınız? Alacağınız ikinci hayvan tercihen boğa olmalıdır ki, ikisini
çiftleştirip daha fazla inek üretme imkânınız olsun.
Bu kısa girizgâhtan da anlayacağınız üzere bugünkü hutbemizin mevzuu üretimin
kutsiyeti, tüketimin laneti ve bu ikisinin memleketimizin hâl-i pürmelâliyle
ilintisi. Muhterem cemaat! Eminim ki, sen de Türkiye'deki 40 küsur milyon cep
telefonu abonesinden birisin. (Lütfen hutbe esnasında telefonlarınızı
kapatınız!) Aranızdan "komünikasyon şehveti" yüksek olanlar iki ayrı telefon
taşıyordur. Türkiye'de, toplam nüfustan daha fazla cep telefonunun dolaşımda
olduğu malumatı da dikkate alındığında memleketimize özgü bir tuhaflık çıkıyor
ortaya.
Siz tabii, "Ayranı yok içmeye tahtırevanla gider etmeye" atasözünün tam bize
göre olduğunu ispatlayan bu tür realitelere bakıp dehşete düşmektense tatil
beldelerinde basenine Amerikan bayrağını andıran bir "pareo" saran yılın en çok
aldatan annesi, feministlerin medâr-ı iftiharı olmaya namzet Pınar Altuğ'un
erkeklere attığı gollerle meşgul oluyorsunuz. Öyleyse müstahak size.
İyi dinleyin! Evvela ihtiyaç fazlası cep telefonlarınızı elden çıkarmanızı ve
piyasaya sürekli yeni modelleri sürülen modern zamanın bu dabbet-ül arzlarını,
"arz-talep" dengesini bozacak şekilde yenilememenizi öğütleyeceğim size. Ünlü
Musevi mütefekkiri Sigmund Freud'un pek güzel tespit ettiği üzere insan zihni;
"id"e -yani insanı bin bir türlü arzuya sevk eden altbenliğe- malik olduğu gibi,
"süper ego" adlı (süper güç ABD'nin egosu değil, yanlış tefsir etmeyin)
fevkalade kudretli bir denetleyici kırbaca da sahiptir. Dolayısıyla keyfi
ihtiyaçlar icat edip neo-kapitalizmin küresel gâvurlarının ensesini daha da
kalınlaştırmaktan başka bir işe yaramayan alışveriş hastalığının esiri
olmaktansa tasarruf edin ve gücünüz ölçüsünde üretmeye bakın.
İnek üretin mesela, cep telefonu üretin, doğal kaynakların işletilmesini temin
için çalışın, fakirden alıp zengine verme felsefesini benimsemiş "anti-Robin
Hood" partilerine rey vermeyin, krizlere girip kredi kartlarını boşaltan
alışveriş müptelası karılarınızı Akmerkezlere salmayın, Allah vergisi bir vergi
alma yeteneği olan devlete, "Allah vergisi bir vergi verme yeteneğine sahip
vatandaş olmaktan vazgeçtim" demeyi bilin, yeri geldiğinde.
Devlet, "Artık komünist olduk" diyerek ineğinize el koymaya kalkarsa "Önce
büyükbaşlardan başlayın" deyin, sokak lambalarının faturasını size yüklemeye
kalkarsa, "Havada bir sürü şimşek çakıyor, teknolojini geliştir de yağmurlu
gecelerde yıldırımlardan hazır elektrik aktar" diye öğüt verin. Türk'ün alâmet-i
fârikası hakkında fikir veren reklamları tüketici gözüyle değil, sosyolog
gözüyle izleyin. Uzakdoğulu ve vahşi Batılı iki adam, tren vagonunda yeni
ürettikleri afili cep telefonlarını gösterirken bizim Türk'ün neden cep
telefonundan kredili alışverişi icat etmekle övündüğünü anlamaya çalışın.
Niçin her alanda geri olup da reklam işinde Batı'yla aşık atacak seviyeye kısa
sürede ulaştığımız sorusu üzerine kafa yorun. Google'da "Alışveriş" kelimesi
için 9 milyon 340 bin kayıt varken "Osmanlı" kelimesinin neden sadece 3 milyon
300 binde kaldığını düşünün. (Arama sonuçları kimi zaman azıcık değişiyor, ama
ehemmiyeti yok.)
Ve hepsinden önemlisi bütün gereksiz alışverişlerin kaynağı olan televizyondan
uzak durun. Elbet boşuna değildi, kimi büyüklerimizin, mollalarımızın bundan
otuz sene evvel televizyonu yasaklamaları. Şimdi bizler gerici olduk, onlar
ilerici oldular. İbrahim Tatlıses de vakti zamanında, nakaratı, "Yandım
televizyonun elinden, öldüm televizyonun elinden" olan TV karşıtı bir şarkı
yaparak münevverce bir hizmette bulunmuştu. Ne var ki, sonra kendisi de bilhassa
yaz gecelerinde tüm kanalları dolaşarak münevverliğine halel getirdi.
Ey muhterem cemaat! Bilinç hayal gücünün düşmanıdır. Sadece uykudayken düş
görebildiğinizi unutmayın. Rüyalarınızda enerji üreten makineler görün, sabah
kalkınca gördüklerinizi, bilincinizi kullanarak tatbik edin.
Ve sonra da "Mutekit ölmedi" demeyin ve bay Freud'a teşekkür edip ruhuna bir
Fatiha okuyun. İktisadi kaynaklar kıt olsa da Allahü Teala'nın merhameti boldur.
25-31 Ağustos 2006
Haftalık Dergisi
8 Eylül 2006
| • Yazarın diğer yazıları... |

Madame Bovary’ye âşık olan taksi şoförü
Sırtüstü yatan ölü askerler
Hutbesinde Freud'dan bahseden imam - 2
Hutbesinde Freud'dan bahseden imam
Çuvaldızla intihar
Mucizenin ucundaki gerçek
Zaman tüneli
Düşler, Anılar ve 'Uykuda Çocuk Ölümleri'
Korku
Şiddet ve bıyıklar
Akıl çelen masallar
Modern büyünün gölgesinde
Uzmanlığın ihaneti
Dil kompleksi
'Öteki'lerin iktidarı
Talihsiz yangın yeri, kirli şömine
Dil idealizmi ve diyalektik cambazlık
İğdiş edilmiş estetik ve 'Zaafiyet Teorisi'
Suç labirenti
Post-modern polisiye ve Okültizm
Seri, zirve, cinayet, ölüm
Bir şeytan, bir gölge, bir insan
Sadakatsizler ve kahramanlar
Yazının İktidarı
Deliler ve "Hypochondriac"lar
Ayın karanlık yüzü
Krallar ve köleler
İhanet
Dünya erkeklerini kullanma günü
İktidar
İntihar eden gençliğe hitabe
|
 |

Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.
Alexa Rating
|