|
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
|
| |
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
|
| |
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
|
| |
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
|
| |
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
|
| |
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
|
| |
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
|
| |
Hiç, Carmen Laforet
|
| |
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
|
| |
Çağdaş Yorumbilim Kuramları, Prof. Dr. Osman Bilen
|
| |
|
|
 |
Mucizenin ucundaki gerçek
“Gerçek kurgudan daha tuhaftır”
Atasözü
Ancak ve ancak mucizeler etkileyebilir insanı. Sarsıcı şiddetiyle benliğimizi
altüst eden hayatın kesintisiz saldırılarına karşı karalanan her bir cümle, her
bir satır... Evet, bunların her biri mütevazı birer mucizeden başka nedir ki...
Lâkin siz yine de mucizelere inanmayın. Çünkü mucizeler çok sevdiğiniz halde
asla kardeş olamayacağınız bir roman kahramanı gibidir. Çünkü mucizeler, aslında
tam da sizin üzerinize oturan başkalarının çekici kaderleri gibidir. Çünkü
mucizeler, tozlu bir köy yolundaki sümüklü çocuğun önünden geçen lüks
Mercedes’in içinde meraklı gözlerle etrafı izleyen başka âlemlerin çocuğu
gibidir. Çünkü mucizeler gerçek değildir.
Tut ki, ben bir roman kahramanıyım. Akıl almaz bir mucizeyim. Sen de tarihinin
tozlu raflarında çoktan yerini almış sahte kudretlerine ve de aklına duyduğun
mübalağalı saygıya rağmen kendi hikâyeni yazamadığın için kıskanıyorsun beni.
Tut ki, bir mucizeyim. Bir masal kahramanı ne büyük mucize ise ben de öyle bir
mucizeyim ve aslında gerçeğe karşı salladığım serseri, aciz yumruklarla da bir
masalı andırıyorum.
Bana artık mucize diyorlar. Tıpkı ucube der gibi... Sen, mucize! Başarısız bir
ölümün sancısıyla doğmuş iyi huylu aile çocuğu!
Sen, daha başlangıçta asla affedilemez bir suç işleyip de dudaklarındaki utangaç
tebessüm ile bağışlanacağı günü bekleyen o kaderoğlu değil misin?
Heyhat! Ey kaderin zavallı oğlu... Güneş omuzlarının üzerinde yavaş yavaş
yükselirken, hoyrat rüzgarın kuruttuğu sonbahar yaprakları gibi savrulup gittin
aydınlığın içinde.
Bana mucize diyorlar, ki aklımın almadığı gerçeklikle imtihan edileyim. Bana
mucize diyorlar, zira bütün bir hayatım hiç olmayacak olanı hatırlamakla
geçecek. Bana mucize diyorlar. Bundan sonra mucizelere inanmaktan vazgeçeyim
diye.
Ve siz de bana asla inanmayın.
Ben bir roman kahramanıyım. Bir sayfadan bir sayfaya uzar gider öyküm, ama
satırlardan öteye geçmez nihayetinde. Halbuki siz gerçeksiniz.
Yüzyıllardır siz beni anlatıp duruyorsunuz. Bu kez ben sizi anlatacağım. Sizi
-ülkenizi- uzun zamandır izliyorum. Öyle büyük değişimler geçirdiniz ki...
Dünya bir değişiyorsa siz beş değişiyorsunuz. Siz bir mucizeden daha
inanılmazsınız. Siz Türkiyesiniz.
On beş yıl önce ülkenizde birileri uyanıkken gördüğü düşlerden söz etse,
yazacağı romanın başkişisini heyecanla size anlatsa ona ‘deli’ derdiniz.
Şimdi ne yapıyorsunuz? Dikkatle dinliyorsunuz, karşı tarafın şevkini kıracak
minik mimikler beliriyor yüzünüzde ve hikâyenin sonu gelince: “Bence daha
gerçekçi olmalı” diyorsunuz.
Hayır, artık ‘gerçek’ ile ‘kurmaca’yı ayırmanın vaktidir. Gerçeği evirerek
kurguya dönüştürüyor, kurguyu da gerçek sanıp telaş yapıyorsunuz.
‘Da Vinci Şifresi’nin aslında yalnızca ‘yazarın şifresi’ olduğunu unutup tarihin
büyük gizlerini bir romanla çözmeye kalkıyorsunuz.
Sembolik açıdan çarpıcı bir kurgu (bununla birlikte kötü bir roman) olan ‘Metal
Fırtına’yı bir gün gerçek olacakmış gibi sunuyor ve toplumsal paranoyayı
besliyorsunuz.
Daha derin devletler bile ‘derin devlet’in tam olarak nasıl bir şey olduğunu
çözememişken, ‘Kurtlar Vadisi’nin bu meseleyi hallettiğini düşünüyorsunuz.
Kendi hayatlarınızın romanını yazıyor, kendi hayatlarınızı filme çekiyorsunuz.
Kurarken gerçekten öte bir şey söyleyemiyorsunuz, tıpkı gerçeği ararken de
bakmanız gereken en son yere -kurguya- baktığınız gibi.
Madem bu kadar ilgilenecektiniz ‘Da Vinci’ ile neden bir gün zahmet edip de
‘Mona Lisa’ya bakmadınız. Bilseydik önceden de ilgilenirdik demeyin. Hayır,
ilgilenmezdiniz.
Uluslararası ilişkileri bu kadar iyi okuyup ABD’nin planlarını önceden
görüyorsanız neden onlar stratejik açıdan daha başarılılar. Hayır, sadece güçlü
oldukları için değil. Gerçekle kurguyu ayrı ayrı öyle özümsemişler ki, geleceğin
gerçeğini bile kurmaya çalışıyorlar.
Madem bu kadar ciddiye alıyordunuz bu derin devlet mefhumunu, neden Susurluk’u
es geçtiniz?
Artık gerçeğe gerçek, kurguya kurgu muamelesi yapmanın vaktidir.
Ben bir roman kahramanıyım. Bir hayal mahsulü, bir inanılmaz mucizeyim.
Bana inanmayın, ama söylediklerimi önemseyin. Ömürlerinizin yanılgı dolu zaman
bahçelerinde biten her habis diken hayal aleminde aleyhinize bir kayıt olarak
düşülmekte.
Gerçeği her etkileyici kılma girişiminiz, mucizeleri her inanılır kılma çabanız
yargılanacağınız tarih ve edebiyat mahkemesinde aleyhinize delil olarak
kullanılacaktır.
Bana mucize diyorlar, ki aklımın almadığı gerçeklikle imtihan edileyim. Bana
mucize diyorlar, zira bütün bir hayatım hiç olmayacak olanı hatırlamakla
geçecek. Bana mucize diyorlar. Bundan sonra mucizelere inanmaktan vazgeçeyim
diye.
Sana ise gerçek diyorlar, ki aklının almadığı mucizeyle imtihan edilesin. Sana
gerçek diyorlar, zira bütün bir hayatın geçmişte zaten meydan gelmiş olanı
hatırlamakla geçecek. Sana gerçek diyorlar. Gerçeğe inanmaktan asla
vazgeçmeyesin diye.
Ben bir roman kahramanıyım. Bir sayfadan bir sayfaya uzar gider öyküm, ama
satırlardan öteye geçmez nihayetinde.
Oysa siz gerçeksiniz.
Mucizeler yok olup gider zamanla. Siz yaşamak -hayatta kalmak- için varsınız.
‘Mucize’ eseri de olsa hayatta kalmak...
23 Mayıs 2005
| • Yazarın diğer yazıları... |

Madame Bovary’ye âşık olan taksi şoförü
Sırtüstü yatan ölü askerler
Hutbesinde Freud'dan bahseden imam - 2
Hutbesinde Freud'dan bahseden imam
Çuvaldızla intihar
Mucizenin ucundaki gerçek
Zaman tüneli
Düşler, Anılar ve 'Uykuda Çocuk Ölümleri'
Korku
Şiddet ve bıyıklar
Akıl çelen masallar
Modern büyünün gölgesinde
Uzmanlığın ihaneti
Dil kompleksi
'Öteki'lerin iktidarı
Talihsiz yangın yeri, kirli şömine
Dil idealizmi ve diyalektik cambazlık
İğdiş edilmiş estetik ve 'Zaafiyet Teorisi'
Suç labirenti
Post-modern polisiye ve Okültizm
Seri, zirve, cinayet, ölüm
Bir şeytan, bir gölge, bir insan
Sadakatsizler ve kahramanlar
Yazının İktidarı
Deliler ve "Hypochondriac"lar
Ayın karanlık yüzü
Krallar ve köleler
İhanet
Dünya erkeklerini kullanma günü
İktidar
İntihar eden gençliğe hitabe
|
 |

Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.
Alexa Rating
|