| d e r g i b i 1 0 y a ş ı n d a |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Üye olun! |
![]() |
![]() |
| • YAZARLAR |
Bugün: |
|
Modern büyünün gölgesinde
Nasıl da herşeyi törensel bir tapınmaya dönüştürüyoruz. Sisteme olan sonsuz güven, bilimin ideolojisine yönelik abartılı bağlılık ve teknolojik sadakat; nasıl 'tam da olmaması gereken şey' haline geliveriyor.
Bugün, gizemciliğin uçsuz bucaksız sığınağında büyünün, gerçek ötesinin, şeytani mitolojilerin peşinden gidenlerle 'rasyonel' olanla en 'irrasyonel' şekilde ilişki kuranların durumu ne kadar da birbirine benziyor.
Yakın tarih düşünürlerinin 'ikinci mitoloji devri' dedikleri şey de bu olmalı. Bir tarafta katı, acımasız gerçeklik. Diğer tarafta büyünün gizemli ruhu. Sözde ikisi birbiriyle çatışıyor. Ama birbirlerine hizmet ediyorlar farkında olmaksızın.
Keldâni kavminde iktidarın, doğal olayları gerçekleştirdiğine inanılan perilere verilmesi ile 'modern gencin' FRP'lerde (Fantasy Role Playing) 'general spell network'e girerek 'büyü icazeti' alması ne kadar da birbirine benziyor. Tarot kartlarına bakan falcının ucuz kehânetine bel bağlayan çaresiz kadınla, yılbaşı gecelerinde televizyonlarda piyango çekilişlerini 'Ya çıkarsa' umuduyla izleyen adam nasıl da paylaşıyor aynı kaderi. Bugünün kahramanlarına tanrısal nitelikler atfedilmesiyle Antik Yunan'da tanrı ve tanrıçalara insani nitelikler yüklenmesi nasıl da çağrıştırıyor birbirini. (1)
Skolastik Çağın ardından Descartes'la birlikte akla hakettiği payeyi yeniden vermişti felsefe. Bugün ise 'akılcılık', faydacı birey zihninin kutsandığı bir modern dine dönüştü adetâ. Herşeyin merkezinde bütün evrensel sorunları çözdüğüne inanılan 'birey' var. Oysa bir yanılsama bu. Tam tersine, birey kendinden başka uğraşacak birşeyi olmadığına inandığı için uzaklaşıyor evrensel olandan. Ve kendine dönüyor yersiz bir özgüvenle.
Günümüzün en 'akıllıları', işine geldiğinde nesnel olanla ilişki kurup, işine gelmediğinde kabuğuna çekilerek nesnel olanı kurnazca gözlemleyen bireyler oldu. Etraflarında dönen dünya, bir bilgi nesnesi değil, yalnızca dönüp dolaşıp kendilerine ulaşacak bir faydanın membaıdır artık. Modern dünyanın dini 'kurnazlık' haline gelmiştir.
Kurnazlığın büyüsü -büyünün kendisi de dahil- her türlü aracın kullanımını meşru kılan o birey merkezli anlayıştadır. Efsunlu gülüşüyle milyonlarca insanı ekranlara bağlayan Hülya Avşar'ın kurnazlığı ile, uzun saçlarını arada bir geriye atarak normal ötesi boyuttan haberler veren Medyum Memiş'in pragmatizmi aynı şeydir. Zirvede olmak için ne yaptığınızın, ne söylediğinizin, referanslarınızın hiçbir önemi yoktur. Sürekli ekranlarda boy gösterirler, gevezelik yaparak hiçbir şey söylememenin diyalektiği üzerine uygulamalı ders verirler kitlelere. Sistemi dışardan besleyen ömürlük kahramanların gücü 'geveze' kurnazlıklarındadır.
Sistemin kendi içindeki büyüsü ise suskunluğundadır. Ketumiyet, en çok konuşması gerekenlerin ikiyüzlü prensibine dönüşmüştür günümüzde. Konuşursa kendi kendilerini yok edeceklerini iyi bilirler çünkü. Mehmet Ağar suskunluğuyla püskürtmüştür; yıllardır konuşan psikolojik savaş karşıtlarını. Ve böylelikle sistemle yaptığı ömürlük anlaşmanın hakkını vermiştir. Öyle ya; sistem, ömürlük kahramanları besleyerek kendi ömrünü uzatır günümüz mitolojisinde.
Devir ritüellerin devridir. Bütün tapınmalar, sisteme -sistemin kendisine- yöneliktir. Cumartesi eğlencelerinde göbek atanlar da, bir koruma ordusunun çevirdiği Mercedesleri'nin içinde kara gözlükleriyle sessizce oturanlar da aynı 'pos bıyıklı, asık suratlı iktidarı' selamlar.
Televizyon stüdyoları tapınaklara dönüşmüştür artık. Ortaçağ'ın gizemli şövalyeleridir mikrofonu ellerinde tutanlar. Tıpkı yeri geldiğinde kullanılmak üzere kınında hazır bekleyen bir kılıç gibidir mikrofon. Günümüz şövalyelerinden tek istenen, onu ne zaman kullanacaklarını biliyor olmalarıdır.
'Modern büyü' bir gölge gibi çökmüştür zamanın üzerine. Eski çağların kara büyüsüne benzemez bu. Niteliklerini anlayıp ayırt etmek ve ona karşı tavır olmak da güçleşmiştir. Hayatın her alanına nüfuz etmiş, içimize bile girmiştir çünkü. Eski çağlarda sihirbazlar ve büyücüler; şeytanların müdahalesiyle tabiatüstü bir takım işler yapabileceklerini iddia ederler ve insanları denetim altına alırlardı. Günümüzde kimin sihirbaz olduğu, kimin olmadığı belli değildir. Normal olanla paranormal olan birbirine karışmıştır. Ve 'paranormal' faaliyet, 'normal' ötesi olandan 'para' kazanmanın sanatı haline gelmiştir.
Büyücülerin, falcıların yerini medyumlar, astrologlar almıştır. Hepsi iyi giyimli ve sözde eğitimlidirler. Gaipten haber verdiklerini, yıldızların hareketlerini okuduklarını ileri sürerek maddi kazanç sağlarlar. Üzerine konuştukları şeyler, insana en uzak alanlardan seçilmiştir. 'Kutsanmış aklın' ve 'ideolojik bilimin' bile dokunamadığı gizem galerileri olan gaip ve yıldızların, modern büyünün ilham kaynağı olarak belirlenmesi rastlantı değildir. Somut gerçeklikten uzak durur bugünün kurnazlığı. Ama ondan nefret ettiği için değil. Onunla şimdilik işi olmadığı için... Çağdaş kurnazlığın nefret ya da sevgi gibi hisleri yoktur. Çıkar adına -normal koşullarda kendilerine aynı mesafede duran- maddi, manevi herşeyi kullanmayı ilke edinmiştir kurnazlar.
Eskiden daha hisliydi insanoğlu. Ucuz şeyleri sevmeyerek bile ona bir değer atfederdi. 'Metot Üzerine Konuşma' adlı eserinde, “Artık ne bir simyacının vaatleri, ne bir astrologun kehanetleri, ne bir büyücünün gözboyamaları, ne de bildiklerinden fazla bilir görünmeyi meslek edinen şartalanların hokkabazlıkları ve böbürlenmelerine aldanmayacak kadar, onların da değerini biliyordum" diyen Descartes'ın sözündeki insani mesafe artık yerini, “Herşey, yeri geldiğinde kendisinden faydalanabileceğim kadar değersizdir" anlayışına bırakmıştır.
Bugün, gerçek ötesinin gücünü sömürenlerle gerçeğin acımasızlığını kullananlar aynı safta durmaktadır. Hiçbir zaman olmadığı kadar tehlikelidir bugün mitoloji. Eskiden hayali tanrılarını insana benzetmeye çalışan akıl, bugün tanrılaştırmaya çalıştığı kahramanların faydacılığıyla sömürmektedir dünyayı.
1- Antik Yunan düşünürü Parmenides, Eski Yunan'da tanrı ve tanrıçalara insani nitelikler yükleyen mitoloji anlayışını, “Kuşkusuz inekler de düşünebilseydi onlar da tanrılarının süt verdiğini sanacaklardı" sözüyle yermiştir.
26 Eylül 2003
|
Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz. Alexa Rating
|