|
Kız Kardeşim İçin, Jodi Picouli
|
| |
Türk Kadın Tarihine Giriş, Necati Gültepe
|
| |
Türkiye’deki Almanya - 1914-1918- Almanya’nın Türkiye’deki Kültürel Etkinliği ve Robert Bosch, Prof. Dr. Rifat Önsoy
|
| |
Şehname'nin Türk Kültür ve Edebiyatına Etkileri, Dr. Bekir Şişman - Dr. Muhammet Kuzubaş
|
| |
Meşe Fısıltıları, Oruç Aruoba
|
| |
Mektuplar 1, Friedrich Wilhelm Nietzsche - Çeviren: Sedat Umran
|
| |
Mektebin Bacaları, Nurettin Durman
|
| |
Hiç, Carmen Laforet
|
| |
Düş Gören Defter, Hayrettin Orhanoğlu
|
| |
Çağdaş Yorumbilim Kuramları, Prof. Dr. Osman Bilen
|
| |
|
|
 |
'Öteki'lerin iktidarı
"Göz ardı edilemeyecek bir anımsama bu. Gölgeyi andıran bir anı, bulanık, değişken, belirsiz, sabitlikten uzak. Ve aklımın güneşi var oldukça ondan kurtulmanın mümkün olmayışıyla da bir gölgeyi andırıyor."
Edgar Allan Poe, Berenice
Bir gölgedir 'öteki'lik. Ya önünüzde ya da ardınızda... Ya siz onu takip edersiniz, ya da o sizi...
Gerçek bir gölgedir bu. Gerçeğin gölgesi... Önceleri dahil olduğu şeyin içinden çıkıp uzaklara gider ve dahice bakıp gülümser size.
Sonra bir gün içinizden çıkan, sizi terk eden şey giderek sizin iktidarınız haline gelir. Tarihinizin kimi dilimlerinde bir köşeye sıkıştırdığınız, bastırdığınız ve hatta kimi zaman yok etmeye çalıştığınız gerçek, yani 'öteki'liğiniz şimdi işe yaramıştır işte.
Böyle oluşur 'öteki'lerin iktidarı. Ancak kararlı bir devrimle ele geçirilmiş bir iktidar değildir bu. İktidarın gerçek sahiplerinin -artık global bir çiftlik olan dünyada hoyrat adımlarla gezinen kapitalizmin yaşayan güçlerinin- 'öteki'lere bir hediyesidir sadece.
Aslında 'öteki'lerin içinden çıkan bir isyan müziği olan 'rap' giderek 'black'lerle özdeşleşir ve onlara teslim edilen bir iktidar aygıtına dönüşür ansızın. Kapitalizmin dünya ölçeğinde mumla aradığı ve sonunda saklandığı yerden çıkardığı bir Hint şarkısı, bir anda popüler olur tüm dünyada.
...
Küresel yayılmacılığının öncü güçleri, aslında hiçbir zaman inanmadıkları evrensel değerlerin tarih içinde giderek yok olduklarının bilincindeler. Böylece çıkış yolları arıyor ve bir taraftan dünyanın orasına burasına bomba yağdırırken, diğer taraftan da başkalarına ait ne varsa alıp süsleyerek altın bir tepsi içinde sunuyorlar insanlığa.
Günümüzde yerel kültürlerin ve o kültürlerin değerli ya da değersiz hemen bütün unsurlarının prim yapmasının ardında yatan neden bu. Şimdi; müzikte, edebiyatta, bütün sanat dallarında Doğu'yu Batı'nın penceresinden okuyan gözlere ihtiyaç duyuyor ABD ve
-başta İngiltere olmak üzere- onun tüm yandaşları.
Batı, Frankfurt Okulu'nun temsilcilerinin 'kültür endüstrisi' dediği şeyi, yerel kültürü popülerleştirerek (ve böylece içini boşaltarak) sürdürüyor ve yerelliği de kültürün gerçek sahiplerinden değil 'oryantalistler'den istiyor.
...
Tıpkı Amerika'da olduğu gibi İngiltere'de de zenciler 'öteki'dir. Siyah ırkın temsilcileri, geçmişte Batı tarafından köle gibi kullanılmış, aşağılanmış ve kendi değerlerinden uzaklaştırılmaya çalışılmıştır. Bugün ise göreceli olarak en popüler onlardır. Gerçekte hala 'öteki' kabul edilmekte ve hala ezilmekte, ama kendilerine has özelliklerini Batı'nın 'kültürsüz kültürü' içinde yoğurarak ortaya çıkardıkları 'yeni kültürleri'yle yalnızca Çinliler ve Türkler gibi İngiltere'deki yabancıları değil, 'beyaz İngilizler'i de peşlerinden sürüklemektedirler.
...
Henüz bir yaşındayken ailesiyle birlikte İngiltere'ye göç eden genç bir Türkiyeli kız, bakın ne diyor:
"Buradaki Türk ve İngiliz gençlerinde zencilere büyük bir özenti var. Müzikte olsun, giyimde olsun, her konuda bunu görebiliyorsunuz. Tabii bence bunun nedeni onların popüler olmaları."
...
Ancak en az bu tespit kadar doğru olan bir başka gerçek var. Yapılan bir araştırmaya göre trafik polisleri tarafından durdurulan Londralıların çoğu 'siyah.' BBC'de birkaç ay önce okuduğum haberde anımsadığım kadarıyla siyahların beyazlara oranla sekiz kat daha fazla kontrole maruz kaldıkları bilgisi yer alıyordu.
'Öteki'lerin iktidarı ancak bu kadar olur. Tarihin değil ama tarihi allak bullak etmek isteyen 'kültür endüstrisi'nin 'siyah'lara ve giderek başka 'öteki'lere sunduğu iktidarın gerçek yüzü bu.
Bu sunumun, iktidarın asıl sahiplerinin kendi ömürlerini uzatmaya yönelik bir tedbiri olduğunu görmek gerekiyor. Emperyalizm, 'öteki'leri onore ederek kendi iktidarını perçinliyor.
Zaten bunun tersi bir olasılık, özgürlüğün kendi iç dinamiklerine aykırı bir şey olurdu. Verilmiş iktidar, iktidar değildir. Tarih, bunu doğrulayan sayısız kanıtla doludur.
...
Neredeyse kariyerinin başından beri ABD tarihini, muhalif bir gözle kurcalamayı seven yönetmen Martin Scorsese'in son filmi Gangs of Newyork'ta (Newyork Çeteleri) yıllar önce ABD'ye göçmüş ama kendini native (yerli) olarak gören bir ihtiraslı adamın öyküsü yer alır. Daniel Day Lewis'in muhteşem oyunculuğunda hayat bulan bu kötücül karakter, 'öteki'lerin kendi iktidarlarını koruduklarını sanarken gerçek iktidarı nasıl yaşattıklarını gözler önüne serer.
William Cutting (adam kesen bir kasap olarak bilinen Lewis'in canlandırdığı karakterin soyadının 'Cutting' olması da anlamlı.) İrlandalı bir çete liderini öldürdükten sonra gücüne güç katar. Ama Cutting'in bu göreceli iktidarının ardında gerçek iktidar sahipleri vardır ve Cutting sonunda onlarla da savaşır. Bu savaş, onun göreceli iktidarının da sonu olur.
...
İngiltere'de yaşayan Türkiyeli gence oradaki Türkiyelilerin durumu hakkında da sorular sordum. Satır aralarında bir cevap dikkatimi çekti:
"Türk kültürünü daha yakın buluyorum kendime, bence bunda evdeki ortamın ve yetiştirilme tarzının büyük önemi var. Eğer baştan seçme şansım olsaydı Türkiye'de doğup büyümeyi tercih ederdim. Burada yaşayan Türk gençlerinin çoğu başarılı olamıyor ilerki yaşamlarında."
...
'Burada yaşayan Türk gençlerinin çoğu başarılı olamıyor ilerki yaşamlarında' cümlesi anlamlı.
İngilizceyi ve İngiliz kültürünü iyi biliyor olsa bile yabancı bir coğrafyada düşlediği başarıyı elde edemeyenlerin sayısı çoğunlukta. Bununla birlikte belki de aldıkları eğitimi ve iyi derecedeki İngilizcelerini kendi ülkelerinde güzel bir kariyere dönüştürme şansları daha fazla.
...
Cevaplara dönelim:
"Bugüne kadar hiç dışlandığım olmadı. Ama okulda Türkler ve İngilizler arasında bazı sürtüşmeler oluyor. Özellikle Türkiye-İngiltere maçlarında ve de bazen grup kavgalarında karşı karşıya gelebiliyor Türkler ve İngilizler.
...
İngiliz arkadaşlarımın Türkiye kültürünü hiç tanımadıklarından eminim. Çünkü burada yaşayan Türklerin de kendi kültürlerinden uzak ve yeteri derecede bilgi sahibi olmadıklarını görüyorsunuz. Türkiye genel olarak yaz tatiline gidilebilecek sıcak, güzel ve ucuz bir ülke olarak görülüyor. Türk insanının da sıcakkanlı ve sevecen olduğu düşünülüyor.
...
Aile içinde Türkçe konuşulması Türkçe'yi koruma ve geliştirme açısından önemli. Bu yüzden aile içinde Türkçe konuşmayı tercih ediyorum. Edebiyatta da daha çok tercih ettiğim dil Türkçe. Türkçe okurken daha çok keyif aldığımı ve bilgilendiğimi hissediyorum. Genelde Türkçe romanlar okurum, zaten okulda bütün gün İngilizce okuyoruz. Günlük hayatta ise İngilizce ağır basıyor. Günün yarısı zaten okulda geçiyor, arkadaşlar arasında hep İngilizce konuşuluyor."
...
İngiltere'deki bir Türkiyeli'nin kendisine ve çevresine ilişkin gözlemlerinden de anlaşılacağı üzere dil, kültür ve size ait her şey nerede olursanız olun sizinle birlikte. Bu durumda iki seçeneğiniz var: Ya size ait olanı ve aynı zamanda ait olduğunuz şeyi (bu aitliği hissediyorsanız eğer) saklayacak ve 'kültür endüstrisi'nin yıkıcı etkilerinden koruyacaksınız. Ya da onu gerçek iktidar sahipleriyle paylaşıp göreceli iktidarlar edinmenin geçici keyfini çıkaracaksınız.
İkinci seçenekte de bırakmayacak peşinizi 'öteki'liğiniz. Bir gölge gibi izleyecek sizi. Kimi zaman sizin önünüze geçecek ve bu kez siz onu takip etmeye başlayacaksınız.
Sonra uzaklardan dahice bakıp gülümseyecek size.
"Göz ardı edilemeyecek bir anımsama olarak.
Gölgeyi andıran bir anı, bulanık, değişken, belirsiz, sabitlikten uzak...
Ve aklınızın güneşi var oldukça ondan kurtulmanın mümkün olmayışıyla da bir gölgeyi andıracak."
29 Nisan 2003
| • Yazarın diğer yazıları... |

Madame Bovary’ye âşık olan taksi şoförü
Sırtüstü yatan ölü askerler
Hutbesinde Freud'dan bahseden imam - 2
Hutbesinde Freud'dan bahseden imam
Çuvaldızla intihar
Mucizenin ucundaki gerçek
Zaman tüneli
Düşler, Anılar ve 'Uykuda Çocuk Ölümleri'
Korku
Şiddet ve bıyıklar
Akıl çelen masallar
Modern büyünün gölgesinde
Uzmanlığın ihaneti
Dil kompleksi
'Öteki'lerin iktidarı
Talihsiz yangın yeri, kirli şömine
Dil idealizmi ve diyalektik cambazlık
İğdiş edilmiş estetik ve 'Zaafiyet Teorisi'
Suç labirenti
Post-modern polisiye ve Okültizm
Seri, zirve, cinayet, ölüm
Bir şeytan, bir gölge, bir insan
Sadakatsizler ve kahramanlar
Yazının İktidarı
Deliler ve "Hypochondriac"lar
Ayın karanlık yüzü
Krallar ve köleler
İhanet
Dünya erkeklerini kullanma günü
İktidar
İntihar eden gençliğe hitabe
|
 |

Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz.
Alexa Rating
|