| d e r g i b i 1 0 y a ş ı n d a |
| Ana Sayfa | Editörden | Hakkımızda | Bize Yazın | Blog | Linkler | Üye olun! |
![]() |
![]() |
| • YAZARLAR |
Bugün: |
|
Ayın karanlık yüzü
Dün akşam ay tuhaf bir renge bürünmüştü. Tanımlamakta zorluk çektiğim, mat, ruhsuz ya da daha
doğrusu acımasız ruhlu bir renk... Yeni bir renk... Yeni bir tur...
Yenilikten korkmam. Renklerden ve türlerden de... Belki hayata en fazla dair olan şeyler oldukları
için... Yeni deneyimler edinir ve farklı renklerin varlığına tanıklık edersiniz. Dünyanın hemen her
yerinde o veya bu nedenle, anlamlı ya da anlamsız bir sonuca varmak için savaşan herkesin yaşamsal kaderidir bu.
Bir süredir yeni deneyimler ediniyor, yeni renkler görüyor ve yeni türlerle muhatap oluyorum. Tanımlayabildiğim, imajinasyon haznemde yer bulabildiğim herşeyi sınıflandırıp istif ediyorum beynimin bir köşesine... Peki ya tanımlanayanlar?
Dün akşamki ay da böylesi birşeydi. Adını bir türlü koyamadığım birşey... Bugün okula gittiğimde
yaşadığım şehre dair daha fazla bilgi edinmek için Simon'ı buldum. Simon okulun sosyal aktiviteler
sorumlusu. 1.55 cm. boylarında sevimli bir maymun...
Zeki ve zeki olduğu kadar da kendi diline hakim. Eğer onunla İngilizce iletişim kuruyorsanız karşısında pek şansınız yok. Simon, benim Pink Floyd hayranı olduğumu bildiği için beni her gördügünde ya Brain Damage I ya da Wish You Were Here I mırıldanır. Bugün de öyle yaptı. Ben de The Dark Side of The Moon"dan esinlenerek "Hava hep böyle midir? Londra'nın karanlık yüzü bu olmalı" dedim.
"Aslında daha önce gördüğün Londra'nın parlak yüzüydü" deyiverdi. Gülümsedim. Tenefüs bitmemiş olsaydı ona Londra'nın içerdiği
yenilikleri, renkler, türleri soracaktım. Hatta giderek Londra'nin cinsiyeti ne diyecektim.
Kentlere, insana ya da canlılara özgü nitelikler yüklemek tanım yapmakta zorlandığınız anlarda işe
yarıyor. Londra'yı tanımlamaya çalışırken de bu yönteme başvurdum. Ama ilginçtir, bu kez işe yaramadı.
Kimbilir belki boyumdan büyük işe kalkışıyorum. Fakat yıllarca yaşadığım İstanbul'u tanımlamakta pek
zorlanmamıştım. Belki de benden once birileri onu tanımlamış olduğu için... İstanbul bir kadındı. Gerçek
bir kadın...
Boğazın narin kıvrımlarını fiziği düzgün bir kadının beline benzetirdim. Tekdüze değildi. Biçimsel olarak birden fazla figürü aynı cisimde barındırabilen natürel bir işçiliğin ürünü... Tanrı'nın harika bir yaratımı... İstanbul bir kadındı... Güzel bir kadın...
Londra'nın İstanbul'a en çok benzeyen şeyi kadınları galiba. Güzel kadınlar... Yalnız İstanbul gibi bakımsız değiller. Yine İstanbul'dan farklı olarak seçim yapabilme hakkına sahipler. İyiyi ya da
kötüyü kendileri seçiyorlar.
15 yaşında evlilik öncesi bir ilişki nedeniyle anne olan kız çocukları ve yine aynı yaşlarda uyuşturucuya başlayan geleceğin güzel kadınlarından, üniversite okumak için can atan, ateşli bir şekilde
bilginin peşinde koşan, otobüste bile okuyan genç kızlara kadar renkli bir tablo...
Otobüslere bebek arabası ile binen küçük kız çocukları... Camden'ın sokaklarında yürürken bir taraftan size esrar satmaya çalışan "black man"ler, sokak ortasında işeyenler, ateş ya da
sigara isteyen güzel yüzlü, genç kızlar...
Tıpkı dün akşam gördüğüm ayın rengi gibi tanımlayamadığım bir renk... Bildiğim tek şey bu rengin naturel olmadığı... Batı'nın güçle, ekonomik yetke ya da kültürel sömürgecilikle yarattığı doğal
olmayan rengin hücrelerinin giderek ayrışan birbirine karışan tonları bunlar.
Geçen gün BBC'de uyuşturucu kullanım oranları ve polisin uyuşturucu ile mücadele önlemlerini içeren bir dosya haber yayınlandı. Gençlerin yüzde ellisi uyuşturucu kullanıyormuş. Kendi kendini kemiren bir
gücün vücut bulduğu kentin karanlık yüzü bu. Ya da Simon'ın dediği gibi geleceğinin peşinde koşan
gençlerin görüntüsü bu kentin yalnızca parlak yüzü...
İstanbul ve giderek Türkiye doğal bir güzellikti. Kötü yönetilenlerin kötü yönetenlerle bilinçsiz koalisyonunun bir sonucu olarak bozdular bu güzelliğin tonlarını. İnsanların ceplerini ve beyinlerini
boşalttılar. Ayın karanlık yüzünün yansımlarını çarptılar İstanbul'un güzel suratına. Ve böylece karattılar onu.
Londra'nin mat ama güçlü ruhu ise kendi kendini kemiren unsurlarına rağmen ayakta duruyor. İnsanlar restoranda çalısarak Türkiye'de birçok doktorun aldığı maaşın beş katını elde ediyorlar. İngiltere'de bir garsonun aylık tip (bahsis) cirosu Türkiye'de pekçok doktorun aylığına bedel.
İnsanlar otobüslerde kitap, gazete okumaya devam ediyorlar. Yıllık bütçe açıklanıyor, yönetenler
yönetilenlerin haklarını arayacaklarını bildikleri için olabildiğince dikkatli atıyorlar adımlarını.
İngiltere hala dünyanın dördüncü büyük ekonomisi... Hem de doğal güzellikleri ve kaynakları Türkiye kadar zengin olmaksızın...
Eğitim, finans, silah ve otomotiv sanayii, sanat ve bunun gibi insan hayal gücünün ürünü olan sektörlerden beklediklerini alıyorlar. Güzel yüzlü kadınlar ve zeki-çalışkan erkekler, çirkin bir kenti,
çirkin bir kadını güzelleştiriyorlar. Zamana yargılı da olsa çeşitli önlemlerle cazip hale getiriyorlar onu. Ve o kadın sizi çagırıyor. Parlak yüzüyle bakıyor size.
Bu kentte gördüklerimi tanımlayamıyorum. Belki tanım da gerektirmiyor bu kente ait hiçbir şey.
Kant'ın salt aklından çok pratik aklı işe yarıyor belki de burada. Doğal nedenlerle kozmopolit olmayan
bölgenin insanları, kozmopolit doğan ve karıştırılan bölgenin kafası karışık insanından daha çok iş
yapıyor. Stratejik öneme haiz olduğu her defasında beynimize çakılan Ortadoğu'da insanlar öluyor. Onun kuzeyinde bir yüzü Batı'ya dönük Türkiye'de insanlar tespit yapmakla para kazanmak arasındaki uzun koprude yaşam savaşı veriyorlar. Mutsuz oldukça tespit yapıyorlar.
Bütün tecavüzlere rağmen hala güzelliğini koruyan kadın ruhu İstanbul ise onları izliyor. Ve ayın
karanlık yüzünü yansıtıyor onlara.
Dün akşam ay tuhaf bir renge bürünmüştü burada. Acaba karanlık yüzünü gizleyen parlak bir renk
miydi gördüğüm? Sahi dünyanın her yerinde görüp görebildiğimiz ay aynı ay mıdır? Aynı Güneş midir
batan? Aynı gökyüzü müdür kararan?
Hangi aydı benim gördügüm?
Ayın hangi yüzüydü?
8 Mayıs 2002
|
Yüklemede bir sorunla karşılaşırsanız, buraya tıklayarak "toolbar"ı bilgisayarınıza indirip kurabilirsiniz. Alexa Rating
|